Ve-inne rabbeke lehuve-l'azîzu-rrahîm(u)
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Bu ayet, Allah'ın iki temel sıfatını, 'el-Azîz' ve 'er-Rahîm'i vurgulayarak O'nun kudretini ve merhametini bir arada sunmaktadır. Ayet, bu sıfatların Rab kavramıyla olan güçlü ilişkisini dilbilimsel olarak pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb kelimesi, 'terbiye etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek' anlamındaki 'rabbe' fiilinden türemiştir. Allah için kullanıldığında, yaratma, sahip olma, idare etme ve terbiye etme gibi tüm bu anlamları kapsar. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın kulları üzerindeki mutlak otoritesini ve onları kemale erdirme iradesini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Rabb, 'sahip' ve 'efendi' demektir. Kur'an'da Allah için kullanıldığında, O'nun her şeyin sahibi ve yöneticisi olduğu anlamını taşır. Bu ayette 'Rabbin' denilmesi, muhataba özel bir hitapla Allah'ın kudret ve merhametinin kişisel bir bağlamda da geçerli olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rabb kavramı, Kur'an'da Allah'ın en temel isimlerinden biridir ve O'nun yaratıcı, koruyucu, besleyici ve yönetici rolünü ifade eder. Bu ayette 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın sadece genel bir ilah değil, aynı zamanda muhatabın şahsi Rabbi olduğunu, dolayısıyla O'nun kudret ve merhametinin her bireyi kapsadığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azîz, 'izzet' kökünden gelir ve 'üstünlük, yenilmezlik, şeref ve güç' anlamlarını taşır. Allah için kullanıldığında, O'nun mutlak galip, hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeye gücü yeten ve yüce varlık olduğunu ifade eder. Ayetteki 'el-Azîz' sıfatı, Rabbinin kudretinin sınırsızlığını ve O'na karşı gelinemeyeceğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): el-Azîz, 'galip gelen, mağlup edilemeyen, eşi benzeri olmayan' demektir. Bu sıfat, Allah'ın kudretinin ve yüceliğinin zirvesini temsil eder. Şuarâ 140'taki kullanımı, Rabbinin gücünün ve otoritesinin tartışılmaz olduğunu, dolayısıyla O'nun emirlerine uymanın gerekliliğini ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Azîz kavramı, Kur'an'da Allah'ın mutlak gücünü, yenilmezliğini ve yüceliğini ifade eden merkezi bir kavramdır. Bu ayette 'el-Azîz' sıfatı, Allah'ın kudretinin ve iradesinin her şeyin üstünde olduğunu, dolayısıyla O'nun vaatlerinin ve tehditlerinin kesinlikle gerçekleşeceğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahîm, 'rahmet' kökünden türemiş olup, 'çok merhametli' anlamına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun rahmetinin sürekli ve geniş kapsamlı olduğunu, kullarına karşı şefkat ve lütufla muamele ettiğini ifade eder. Ayetteki 'er-Rahîm' sıfatı, Rabbinin kudretinin yanında, kullarına karşı olan engin merhametini de vurgulayarak, korku ve ümit dengesini kurar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Rahîm, 'rahmet' kelimesinden türemiştir ve 'çok acıyan, şefkat gösteren' demektir. Bu sıfat, Allah'ın kullarına olan lütfunu, bağışlayıcılığını ve onlara iyilik etme arzusunu gösterir. Şuarâ 140'ta 'el-Azîz' sıfatıyla birlikte zikredilmesi, Allah'ın kudretinin zulümle değil, merhametle tecelli ettiğini anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Rahîm, Allah'ın rahmetinin sürekliliğini ve genişliğini ifade eden bir sıfattır. Bu sıfat, Allah'ın kullarına olan şefkatini, onlara nimetler vermesini ve günahlarını bağışlamasını kapsar. Ayette 'el-Azîz' ile birlikte kullanılması, Allah'ın hem güçlü hem de merhametli olduğunu, bu iki sıfatın birbiriyle çelişmediğini, aksine birbirini tamamladığını gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.