Vettekû-lleżî ḣalekakum velcibillete-l-evvelîn(e)
"Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının."
"O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun."
Şuara Suresi 184. ayet, peygamber Şuayb'ın kavmine yaptığı uyarıyı içermekte olup, özellikle Allah'ın yaratıcılık sıfatına vurgu yaparak O'ndan sakınmayı ve önceki nesillerin akıbetinden ders çıkarmayı öğütlemektedir. Ayet, Allah'ın yaratma gücünü ve insan fıtratını merkeze alarak tevhidi bir mesaj sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Takvâ kelimesi, bir şeyi zararlı şeylerden korumak anlamına gelir. Şeriat dilinde ise, nefsi günahlardan korumak, Allah'ın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak demektir. Ayetteki 'Vettekû' emri, Allah'ın yaratıcılık sıfatına vurgu yapılarak O'nun azabından sakınmayı ve O'na karşı gelmekten kaçınmayı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Takvâ, Kur'an'da 'Allah'tan korkma' veya 'Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıma' olarak merkezi bir kavramdır. Bu ayette, yaratıcı olan Allah'a karşı duyulan derin saygı ve O'nun gücünden çekinme anlamını taşır, bu da ahlaki bir davranışa sevk eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Halaka fiili, bir şeyi takdir etmek, ölçüyle yapmak ve yoktan var etmek anlamlarına gelir. Ayetteki 'halakakum' ifadesi, Allah'ın insanları başlangıçta yoktan var etmesini ve onlara belirli bir fıtrat vermesini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Halk (yaratma), bir şeyi örneksiz ve benzersiz bir şekilde meydana getirmektir. 'Halakakum' ifadesi, Allah'ın insanları benzersiz bir şekilde yaratmasını, onlara hayat vermesini ve varlıklarını sürdürmelerini sağlayan kudretini gösterir. Bu, aynı zamanda O'nun ibadete layık tek varlık olduğunu da ima eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Halk kökü, Kur'an'da genellikle Allah'ın mutlak yaratıcılık gücünü ifade eder. Bu ayette, 'sizi yarattı' ifadesi, muhatapların varoluşlarının Allah'a borçlu olduğunu hatırlatarak, O'na karşı sorumluluklarını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Cibille kelimesi, yaratılış ve fıtrat anlamına gelir. Aynı zamanda 'cemaat' ve 'nesil' anlamında da kullanılır. Ayetteki 've'l-cibillete' ifadesi, hem insanların yaratılış fıtratını hem de önceki nesilleri kapsayan geniş bir anlam taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cibille, insanın yaratılışındaki doğal yapısı, fıtratı demektir. Ayrıca 'cibilletü'l-evvelîn' ifadesi, önceki nesillerin yaratılışını ve onların akıbetlerini de içerir. Bu, Allah'ın sadece mevcut insanları değil, geçmişteki tüm nesilleri de yaratan olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Cibille, yaratılışın aslı, fıtrat ve tabiat demektir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın sadece muhatapları değil, onlardan önceki tüm insan topluluklarını da yaratan olduğunu, dolayısıyla O'nun kudretinin ve yaratıcılığının evrenselliğini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Evvel kelimesi, bir şeyin başlangıcı ve önceliği ifade eder. 'el-Evvelîn' ise, geçmişte yaşamış olan nesilleri, ilk insanları ve önceki ümmetleri kapsar. Ayette, 'sizi ve önceki nesilleri yaratan' ifadesiyle, Allah'ın yaratıcılığının zaman ve mekan üstü olduğu vurgulanır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Evvelîn, kendilerinden sonra gelenlere kıyasla daha önce var olmuş olanlardır. Bu ayette, Şuayb'ın kavmine, kendilerinden önce yaşamış ve Allah'ın kudretine şahit olmuş, ancak sonunda helak olmuş nesillerin durumunu hatırlatarak ibret almaları gerektiği mesajı verilir.
Şu'arâ Sûresi
“Sizi ve önceki nesilleri halk edene (yaratana) karşı gelmekten sakının.” (26/184)