Velâ tebḣasû-nnâse eşyâehum velâ ta'śev fî-l-ardi mufsidîn(e)
"İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
"Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
Şuara Suresi 183. ayet, toplumsal adaleti, dürüstlüğü ve yeryüzünde bozgunculuktan kaçınmayı emreden temel ahlaki prensipleri vurgulamaktadır. Ayet, insanların haklarına riayet etme ve fesattan uzak durma çağrısı yapmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Bahs kelimesi, bir şeyin değerini veya miktarını eksiltmek, azaltmak demektir. Ayetteki 'lâ tebhasû' ifadesi, insanların mallarını, haklarını veya emeklerini eksiltmeyin, değerini düşürmeyin anlamında kullanılmıştır. Özellikle ölçü ve tartıda hile yaparak başkalarının hakkını eksiltmeyi yasaklar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bahs, eksiltmek ve noksanlaştırmak demektir. Ayetteki 'lâ tebhasû' ifadesi, 'insanların mallarından bir şeyi eksiltmeyin' manasına gelir. Bu, özellikle alışverişte ve muamelelerde adil olmayı, başkalarının hakkını tam vermeyi ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'bahs' kavramını Kur'an'ın ahlaki öğretileri bağlamında ele alır. Bu kavram, sadece maddi eksiltmeyi değil, aynı zamanda bir kişinin itibarını veya hakkını küçümsemeyi de kapsar. Ayetteki kullanımı, toplumsal adaletin ve dürüstlüğün temel bir ilkesi olarak, başkalarının haklarına saygı göstermeyi vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şey' kelimesi, var olan veya var olabilecek her türlü nesne, durum veya kavramı ifade eder. Ayetteki 'eşyâehum' ifadesi, insanların sahip olduğu maddi malları, hakları, emekleri ve genel olarak değer verdikleri her şeyi kapsar. 'Tebhasû' fiiliyle birlikte kullanıldığında, bu şeylerin eksiltilmemesi, değerlerinin düşürülmemesi gerektiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Şey, genel bir isim olup, varlığı tasavvur edilebilen her şeyi ifade eder. Ayetteki 'eşyâehum' ifadesi, insanların mülkiyetinde olan, onlara ait olan her türlü varlığı, hakkı ve menfaati kapsar. Bu, sadece somut malları değil, aynı zamanda soyut hakları da içerir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Asev ve 'asâ, yeryüzünde fesat çıkarmak, bozgunculuk yapmak demektir. Ayetteki 'lâ ta'sev' ifadesi, 'yeryüzünde fesat çıkarmayın, bozgunculuk yapmayın' anlamındadır. Bu, toplumsal düzeni bozan, adaleti zedeleyen her türlü eylemden kaçınmayı emreder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): 'Asâ' kelimesi, yeryüzünde fesat çıkarmak ve bozgunculuk yapmak manasına gelir. Ayetteki 'lâ ta'sev fi'l-ard' ifadesi, sadece maddi yıkımı değil, aynı zamanda ahlaki ve sosyal düzeni bozan her türlü eylemi yasaklar. Bu, ölçü ve tartıda hile yaparak toplumsal güveni sarsmanın da bir fesat türü olduğunu ima eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'asev' fiilinin Kur'an'daki kullanımlarını inceleyerek, bu kelimenin sadece fiziksel yıkımı değil, aynı zamanda ahlaki çürümeyi ve toplumsal düzensizliği de ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'lâ ta'sev' emri, adil olmayan davranışların ve haksızlıkların yeryüzünde fesada yol açacağı uyarısını taşır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fesad, bir şeyin doğru ve iyi halinden çıkması, bozulması demektir. 'Müfsidîn' ise fesat çıkaran, bozgunculuk yapan kimselerdir. Ayetteki 'müfsidîn' kelimesi, 'ta'sev' fiilinin halini açıklayarak, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın emrini pekiştirir. Bu, eylemlerin sonucunda ortaya çıkan olumsuz durumu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Fesad, salâhın (iyiliğin, doğruluğun) zıddıdır. Bir şeyin itidalden çıkması ve bozulmasıdır. 'Müfsidîn' kelimesi, yeryüzünde düzeni bozan, zararlı işler yapan, haksızlık ve zulümle toplumu ifsat eden kişileri ifade eder. Ayetteki kullanımı, 'ta'sev' fiilinin niteliğini belirterek, bu eylemlerin bozgunculuk niteliğinde olduğunu açıkça ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'fesad' kavramını Kur'an'ın temel ahlaki kavramlarından biri olarak inceler. Fesad, sadece maddi yıkımı değil, aynı zamanda ahlaki ve sosyal düzenin bozulmasını da ifade eder. 'Müfsidîn' ise bu bozulmaya yol açan, toplumsal uyumu ve adaleti zedeleyen kişilerdir. Ayetteki bağlamda, ölçü ve tartıda hile yaparak insanların haklarını eksiltmek, yeryüzünde fesat çıkarmak olarak nitelendirilir.
Şu'arâ Sûresi
“İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” (26/183)
وَاتَّقُوا الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْأَوَّلِينَ {الشعراء/184}
“Vettekû-llezî halekakum velcibillete-l-evvelîn(e)”