Ve-inne rabbeke lehuve-l'azîzu-rrahîm(u)
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Şuarâ Suresi'nin 191. ayeti, Allah'ın temel sıfatlarından ikisi olan 'el-Azîz' ve 'er-Rahîm' isimlerini vurgulayarak O'nun kudretini ve merhametini beyan etmektedir. Bu ayet, peygamberlerin tebliğlerinin ardından gelen ilahi gücün ve rahmetin bir teyididir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesinin aslen 'terbiye etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek' anlamından geldiğini belirtir. Allah için kullanıldığında, O'nun yaratma, rızık verme, terbiye etme ve her şeyin sahibi olma vasıflarını kapsar. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, muhataba özel bir aidiyet ve yakınlık hissi uyandırır, Allah'ın ona olan özel ilgisini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rab' kelimesinin lügatte 'malik, seyyid, müdebbir, mürebbi, kayyım' gibi anlamlara geldiğini ifade eder. Allah için kullanıldığında ise bu anlamların tamamını ve daha fazlasını içerir. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın sadece yaratıcı değil, aynı zamanda kullarını terbiye eden, işlerini düzenleyen ve onlara sahip çıkan bir varlık olduğunu pekiştirir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'Azîz' kelimesinin 'galip, yenilmeyen, kendisine ulaşılamayan' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-Azîz' sıfatı, Allah'ın peygamberlerini yalanlayanlara karşı mutlak gücünü ve intikam alma kudretini vurgular, O'nun iradesinin asla engellenemeyeceğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Azîz' kelimesinin 'nadirlik, güçlülük ve şeref' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Allah için kullanıldığında, O'nun eşi benzeri olmayan, her şeye galip gelen ve yüce bir varlık olduğunu belirtir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın peygamberlerine karşı çıkanlara karşı üstünlüğünü ve cezalandırma gücünü ifade ederken, aynı zamanda O'nun şanının yüceliğini de vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Azîz' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın mutlak gücünü, yenilmezliğini ve her şeye üstünlüğünü ifade ettiğini belirtir. Bu sıfat, Allah'ın iradesinin gerçekleşmesinde hiçbir engelin bulunmadığını ve O'nun hükmünün kaçınılmaz olduğunu gösterir. Ayetteki 'el-Azîz', Allah'ın peygamberlerini destekleme ve düşmanlarını helak etme kudretinin bir beyanıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'Rahîm' kelimesinin 'çok merhametli' anlamına geldiğini ve 'Rahmân'dan daha özel bir merhameti ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'er-Rahîm' sıfatı, Allah'ın kudretinin yanı sıra, kullarına karşı olan sürekli ve özel merhametini vurgular. Bu, O'nun azabının hak edenlere yönelik olsa da, rahmetinin genişliğini ve müminlere olan şefkatini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rahîm' kelimesinin 'rahmet' kökünden türediğini ve 'çok merhamet eden' anlamına geldiğini ifade eder. 'Rahmân'ın genel rahmeti ifade etmesine karşın, 'Rahîm'in daha çok ahirette müminlere yönelik özel rahmeti ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'er-Rahîm', Allah'ın kudretinin yanında, müminlere olan özel lütfunu ve bağışlayıcılığını hatırlatarak bir denge unsuru oluşturur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'Rahîm' isminin Allah'ın rahmetinin sürekliliğini ve fiiliyata dökülmüş halini ifade ettiğini belirtir. Bu isim, Allah'ın kullarına olan şefkatinin ve onlara nimetler bahşetmesinin kesintisiz olduğunu gösterir. Ayette 'el-Azîz' ile birlikte zikredilmesi, Allah'ın kudretinin merhametle birlikte tecelli ettiğini, O'nun azabının bile rahmetinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgular.
Şu'arâ Sûresi
“Ve-inne rabbeke lehuve-l’azîzu-rrahîm(u)” Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. (26/191)
9. âyet açıklamasını bakınız.