İçeriğe atla
Şuarâ 197Cüz 19 · Sayfa 375

Şuarâ Sûresi 197. Âyet

الشعراء

Sohbete sor

Eve lem yekun lehum âyeten en ya'lemehu ‘ulemâu benî isrâ-îl(e)

İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir?

Şu'arâ Sûresi

“Eve lem yekun lehum âyeten en ya’lemehu ‘ulemâu benî isrâ-îl(e)” İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? (26/197)


İsrail oğulları bilginlerinden bir kısmı, Tevrat ve İncil de Peygamber (s.a.v) 'in sıfat ve özelliklerinin anlatıldığını söylüyorlardı. Kureyş de gidip onlardan bu haberi öğreniyorlardı.[66]

İsrailoğulları seyri süluk hakikatinde gece yürüyenin çocukları olan gece kalkıp zikrini ve tefekkürünü yapıp ilerleyenlerdir. Bunların bilginleri ise tarikat bilgini olan mürşidlerdir. Hakiki tarikat mertebesine gelen ve bu konuda bilgin olan kişide Marifet mertesinde ve Hz. Muhammed yaşantısında olan kişinin bilgisi vardır ve bilir. Gaflet ehli inkarcılar inatlarından bunu kabul etmez. Nefsi emmarede inadından Hz. Muhammed mertebesini gaflet ve inkarından tanımayıp tarikat mertebesi bilgisinden yararlanmaz. (Murat Derûni)


وَلَوْ نَزَّلْنَاهُ عَلَى بَعْضِ الْأَعْجَمِينَ {الشعراء/198}

“Velev nezzelnâhu ‘alâ ba’di-l-a’cemîn(e)”

فَقَرَأَهُ عَلَيْهِم مَّا كَانُوا بِهِ مُؤْمِنِينَ {الشعراء/199}

“Fekaraehu ‘aleyhim mâ kânû bihi mu/minîn(e)” Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı. (26/198-199)


Zahirde Arapça bilmeyen biri olma ile birlikte, A!rabça Rabça bilgisi olmayan yani rububiyet mertebesinin hakikat bilgisine vakıf olmayan, hayal ve zan üzere olan birine insede yine de inanmazlar. (Murat Derûni)

"Kur'an'ı gerçekte okuyan, onun sırlarını keşfeden âriftir" der. Müşrikler ise "harflere takılıp mânâyı göremeyenler"dir.[67]