Vemâ tenezzelet bihi-şşeyâtîn(u)
O Kur'an'ı şeytanlar indirmemiştir.
Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi.
Bu ayet, Kur'an'ın kaynağının ilahi olduğunu vurgulayarak, onun şeytanlar tarafından indirilmediğini açıkça ifade etmektedir. Temel olarak 'inme' ve 'şeytan' kavramları üzerinden Kur'an'ın vahiy niteliğini pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nüzûl (نُزُول), yukarıdan aşağıya doğru inişi ifade eder. Tenezzül (تَنَزُّل) ise, bu inişin tedricî (aşamalı) ve tekrar eden bir şekilde gerçekleştiğini gösterir. Ayetteki 'tenezzelet' fiili, Kur'an'ın şeytanlar tarafından bir anda değil, aşamalı olarak indirilmediğini vurgulayarak, vahyin ilahi ve düzenli karakterine zıt bir durumu reddeder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Nüzûl, bir şeyin yüksek bir yerden alçak bir yere gelmesidir. Tenezzül ise, bu fiilin tekerrürünü ve tedriciliğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, şeytanların Kur'an'ı bir defada veya parça parça, yani hiçbir şekilde indirmediğini kesin bir dille belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): N-z-l kökü, 'yukarıdan aşağıya inmek, konmak, misafir olmak' gibi anlamlara gelir. Tenezzül formu, fiilin müteaddidiyetini ve tedriciliğini ifade eder. Ayetteki 'tenezzelet' fiili, Kur'an'ın şeytanlar tarafından aşamalı olarak indirilmesi ihtimalini dahi ortadan kaldırarak, vahyin kaynağının şeytanlar olamayacağını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Şeytan (شَيْطَان), 'şatane' (شَطَنَ) fiilinden türemiştir ki bu, 'uzaklaşmak' anlamına gelir. Şeytanlar, Allah'ın rahmetinden ve doğru yoldan uzaklaşmış varlıklardır. Ayetteki 'eş-şeyâtîn' ifadesi, Kur'an'ın ilahi mesajının, bu uzaklaşmış, saptırıcı varlıklarla hiçbir ilgisi olmadığını net bir şekilde ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şeytan kelimesi, 'şatane' (uzaklaştı) fiilinden gelir ve her türlü şerli, isyankar ve haktan uzaklaşmış varlık için kullanılır. Ayetteki 'eş-şeyâtîn', Kur'an'ın kaynağının, insanları saptıran ve haktan uzaklaştıran bu varlıklar olamayacağını kesin bir dille ifade eder, zira Kur'an hidayet kaynağıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'şeytan' kavramı, genellikle insanları doğru yoldan saptıran, kötülüğe teşvik eden ve Allah'a isyan eden varlıkları ifade eder. Ayetteki 'eş-şeyâtîn'in Kur'an'ı indirmemiş olması, Kur'an'ın içeriğinin şeytanî etkilerden tamamen arınmış, saf ve ilahi bir mesaj olduğunu vurgular. Şeytanların görevi saptırmak iken, Kur'an'ın görevi hidayet etmektir, bu da aralarındaki temel zıtlığı gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Şeytan, 'şatane' kökünden gelir ve 'uzaklaştı, haktan saptı' demektir. Bu kelime, cinlerden ve insanlardan olan her türlü isyankar ve şerli varlık için kullanılır. Ayetteki 'eş-şeyâtîn' ifadesi, Kur'an'ın bu tür varlıkların eseri olamayacağını, çünkü onların tabiatının haktan uzaklaşmak ve saptırmak olduğunu, Kur'an'ın ise hidayet ve doğru yolu göstermek olduğunu belirtir.
Şu'arâ Sûresi
O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. (26/210)