Żikrâ vemâ kunnâ zâlimîn(e)
Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.
Şu'arâ Sûresi
“Zikrâ vemâ kunnâ zâlimîn(e)” Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz. (26/209)
"Allah’ın zikri, kalplere doğan bir nurdur; kabul eden için hidayet, reddeden için hüccettir."[69]
Bilindiği gibi (tesbîh ve zikir) iki ayrı kelime olduğu halde ifâde ve tatbikatları çoğu zaman bir birine benzer şekilde yürütülmektedir. Tesbîh çeken, zikrettiğini, zikr eden, tesbih çektiğini zanneder. Aslında zâhiren ikisi de doğrudur, hakikatte ise aralarında çok fark vardır. Bilindiği gibi (tesbih) bir “isim” kelimesi, (zikir) ise “fiil” kelimesi dir. O halde bu iki kelimenin tesir sahaları da ayrı olacaktır.
Tesbîh bütün âlemdeki varlıkların kendi hakikatleri yönünden hakikat-i İlâhiye ye yönelmeleridir.
Zikir ise şuurlu varlıkların (İnsân) kendi hakikatleri yönünden hakikat-i lâhiyye yi özlerinden hatırlamalarıdır. T.B.
Bu hakikati hatırlamaları istenmiş onlar ise hakikatte nefisleri Hakk’a perde olmuşdur ve kendi kendilerine zulmetmişlerdir; Allah ise adaletle tecelli eder.
وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ الشَّيَاطِينُ {الشعراء/210}
“Vemâ tenezzelet bihi-şşeyâtîn(u)”