İnnehu huve-ssemî'u-l'alîm(u)
Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.
Bu ayet, Allah'ın her şeyi işiten ve bilen yüce sıfatlarını vurgulayarak, müminlere O'na güvenmeleri gerektiğini bildirmektedir. Ayetteki 'es-Semî'' ve 'el-Alîm' isimleri, Allah'ın mutlak ilim ve işitme kudretini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Semî' kelimesi, işitme duyusuyla algılamak anlamına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun her sesi, her fısıltıyı, her duayı ve her düşünceyi hiçbir şeye ihtiyaç duymadan, eksiksiz ve tam olarak idrak etmesini ifade eder. Ayetteki kullanımı, Allah'ın kullarının durumlarını, dualarını ve niyetlerini tam olarak bildiğini ve işittiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Semî', işitme gücüne sahip olan demektir. Allah'ın Semî' olması, O'nun hiçbir sesin kendisine gizli kalmadığı, her şeyi kuşatan bir işitme sıfatına sahip olduğu anlamına gelir. Bu ayette, Allah'ın kullarının ibadetlerini ve durumlarını işittiği ve karşılık vereceği mesajını taşır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu'ya göre 'Semî'' kavramı, Kur'an'da Allah'ın mutlak kudretini ve her şeye nüfuz eden varlığını gösteren temel sıfatlardan biridir. Sadece fiziksel işitmeyi değil, aynı zamanda kulların iç dünyalarındaki niyetleri ve düşünceleri de bilmeyi kapsar. Ayetteki bağlamda, Allah'ın kullarının ibadetlerini ve samimiyetlerini işittiği ve değerlendirdiği anlamını pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Alîm kelimesi, ilim sahibi, her şeyi bilen demektir. Allah için kullanıldığında, O'nun geçmişi, şimdiyi ve geleceği, görüneni ve görünmeyeni, açığı ve gizliyi, küllî ve cüz'î her şeyi eksiksiz ve tam olarak bildiğini ifade eder. Bu ayette, Allah'ın kullarının amellerini, niyetlerini ve durumlarını tam olarak bildiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Alîm, ilim sıfatına sahip olan, her şeyi kuşatan bilgiye sahip demektir. Allah'ın Alîm olması, O'nun ilminin sınırsız ve sonsuz olduğunu, hiçbir şeyin O'nun bilgisinin dışında kalamayacağını gösterir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın kullarının ibadetlerini ve yaşamlarını tam bir bilgiyle kuşattığını ve buna göre karşılık vereceğini belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'Alîm' isminin Kur'an'da Allah'ın mutlak ve kuşatıcı ilmini ifade ettiğini belirtir. Bu ilim, sadece olayları değil, olayların arkasındaki niyetleri, sebepleri ve sonuçları da kapsar. Ayetteki bağlamda, Allah'ın kullarının ibadetlerinin ve davranışlarının tüm detaylarını bildiğini, dolayısıyla samimiyetin ve doğru niyetin önemini vurgular.
Şu'arâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“İnnehu huve-ssemî’u-l’alîm(u)” Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (26/220)
Semi ve Alim esmâlarının hakiki faili Hüve’dir. Hüve’si Hüve’sin O olmuş kulundan hakkıyla işitir ve bilendir. (Murat Derûni)