Tenezzelu ‘alâ kulli effâkin eśîm(in)
Onlar, her günahkar yalancıya inerler.
Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.
Şuarâ Suresi'nin 222. ayeti, şeytanların kimlere indiğini ve onların niteliklerini dilbilimsel olarak açıklamaktadır. Ayet, 'tenezzelu' fiiliyle inişin sürekliliğini ve 'effâk' ile 'esîm' kelimeleriyle de bu kişilerin temel karakter özelliklerini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nüzûl (نُزُول), yukarıdan aşağıya doğru gelmek demektir. Tenezzül (تَنَزُّل) ise, tedricen ve peyderpey inmek anlamına gelir. Ayetteki 'tenezzelu' fiili, şeytanların iftiracılara aniden değil, belirli bir süreç içinde ve sürekli bir şekilde musallat olduğunu, onlara ilham verdiğini veya onları yönlendirdiğini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tenezzelu' fiilini mecazi bir anlamda, şeytanların bu kişilere 'gelmesi', 'onlara musallat olması' veya 'onların kalplerine vesvese vermesi' olarak yorumlar. Bu, fiziksel bir inişten ziyade, manevi bir etki ve yönlendirme anlamını taşır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'n-z-l' kökünün Kur'an'daki kullanımlarını incelerken, 'tenezzelu' fiilinin 'iniş' eyleminin sürekliliğini ve tekrarını ifade ettiğini belirtir. Bu bağlamda, şeytanların iftiracı ve günahkar kişilere sürekli olarak etki etme ve onları yönlendirme halini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ifk' (إفك) kelimesinin 'yalan' ve 'iftira' anlamına geldiğini belirtir. 'Effâk' (أفّاك) ise, mübalağa kalıbında olup, çok yalan söyleyen, sürekli iftira atan ve gerçeği ters yüz eden kişiyi tanımlar. Ayetteki kullanımı, şeytanların özellikle bu tür insanlara musallat olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ifk' kelimesinin 'bir şeyi aslından çevirmek, saptırmak' anlamını taşıdığını ifade eder. 'Effâk' ise, bu saptırmayı ve yalanı çokça yapan, gerçeği çarpıtan kişidir. Ayette, şeytanların bu tür kişilerin kalplerine vesvese vererek onları daha da yalan ve iftiraya sevk ettiğine işaret edilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ifk' kavramını Kur'an'daki 'yalan' ve 'gerçeği saptırma' anlam bağlamında inceler. 'Effâk' kelimesinin, sadece yalan söyleyen değil, aynı zamanda gerçeği kasıtlı olarak çarpıtan ve bu eylemi alışkanlık haline getiren kişiyi ifade ettiğini belirtir. Bu, şeytanların hedef aldığı kişilerin ahlaki yozlaşmışlığını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Es-Sicistânî, 'ism' (إثم) kelimesinin 'günah' anlamına geldiğini ve 'esîm' (أثيم) kelimesinin ise 'çok günah işleyen', 'günahkar' manasına geldiğini belirtir. Bu kelime, günahın sadece bir kerelik bir eylem olmadığını, aksine bir yaşam tarzı haline geldiğini ifade eder. Ayetteki 'esîm' kelimesi, şeytanların yalan ve iftira ile birlikte günah işlemeye meyilli kişilere musallat olduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ism' kökünün 'günah' ve 'suç' anlamlarını taşıdığını ve 'esîm' kelimesinin mübalağa kalıbında, günah işlemeyi alışkanlık haline getirmiş, günaha batmış kişiyi tanımladığını açıklar. Bu, şeytanların sadece yalan söyleyenlere değil, aynı zamanda genel olarak ahlaki yozlaşma içinde olanlara da yöneldiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): El-Kefevî, 'ism' kavramını 'Allah'ın emirlerine karşı gelmek' olarak tanımlar. 'Esîm' ise, bu karşı gelmeyi sürekli yapan, günah işlemekte ısrar eden kişidir. Ayetteki 'effâk' ve 'esîm' kelimelerinin bir arada kullanılması, şeytanların hedef aldığı kişilerin hem sözlü hem de eylemsel olarak günahkar olduğunu, yalan ve iftiranın da bu günahkarlığın bir parçası olduğunu gösterir.
Şu'arâ Sûresi
“Tenezzelu ‘alâ kulli effâkin esîm(in)” Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. (26/222)