Kâle limen havlehu elâ testemi'ûn(e)
Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) "dinlemez misiniz?" dedi.
(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi.
Bu ayet, Firavun'un Hz. Musa'ya verdiği cevabın bir parçası olup, etrafındakilere hitaben sarf ettiği bir sorgulamayı içermektedir. Ayet, dinleme ve işitme eylemi üzerinden Firavun'un kibirli ve alaycı tavrını dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir şeyin dilde ifade edilmesi, sözlü olarak dile getirilmesidir. Ayetteki 'قَالَ' (dedi) fiili, Firavun'un Hz. Musa'nın sözlerine karşılık olarak, etrafındakilere yönelik sarf ettiği sözü, yani bir beyanı ifade eder. Bu, sadece bir ses çıkarma değil, belirli bir anlamı taşıyan bir ifade biçimidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl, bir fikrin veya düşüncenin dille dışa vurulmasıdır. Ayetteki kullanımı, Firavun'un Hz. Musa'nın getirdiği mesajı küçümseyerek, etrafındakileri kendi tarafına çekme ve onları etkileme çabasıyla sarf ettiği sözü belirtir. Bu, aynı zamanda bir retorik eylemdir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Havle (حول), bir şeyin etrafını, çevresini kuşatan alanı veya kişileri ifade eder. Ayetteki 'حَوْلَهُۥٓ' (yanında bulunanlara), Firavun'un yakın çevresindeki danışmanlarını, maiyetini veya halkını işaret eder. Bu, Firavun'un hitap ettiği kitlenin fiziksel konumunu belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Havle, bir şeyin etrafını saran, kuşatan anlamındadır. Ayetteki 'لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ' ifadesi, Firavun'un doğrudan muhatap aldığı, kendisine yakın olan ve sözlerini işitebilecek konumdaki kişileri mecazi olarak da ifade eder. Bu, Firavun'un kendi otoritesini pekiştirmek için başvurduğu bir hitap şeklidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İstimâ' (استماع), sadece duymak değil, aynı zamanda dikkatle dinlemek, kulak vermek anlamına gelir. Ayetteki 'تَسْتَمِعُونَ' (işitmiyor musunuz?), Firavun'un etrafındakilere, Hz. Musa'nın sözlerini dikkatle dinleyip dinlemediklerini, yani anlamaya çalışıp çalışmadıklarını sorgulayan bir sorudur. Bu, aynı zamanda bir alay ve küçümseme ifadesi taşır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Semâ' (سمع) kavramı Kur'an'da genellikle sadece fiziksel işitme değil, aynı zamanda anlama, idrak etme ve itaat etme anlamlarını da içerir. Ayetteki 'أَلَا تَسْتَمِعُونَ' ifadesi, Firavun'un, Hz. Musa'nın sözlerinin anlamsız olduğunu ima ederek, etrafındakilerin bu sözlere kulak vermemeleri gerektiğini düşündüğünü gösterir. Bu, bir nevi 'anlamıyor musunuz?' veya 'ciddiye almıyor musunuz?' şeklinde bir sorgulamadır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İstimâ' fiili, bir şeyi dinleme ve ona kulak verme eylemini vurgular. Şuarâ 25'teki 'تَسْتَمِعُونَ' kullanımı, Firavun'un, Hz. Musa'nın sözlerini 'dinlemeye değer bulmadığını' veya 'anlamsız bulduğunu' ima ederek, etrafındakilerin de aynı şekilde davranmasını beklediğini gösterir. Bu, dinleyicinin pasif bir alıcı olmaktan ziyade, aktif bir değerlendirme yapmasını bekleyen bir ifadedir.
Şu'arâ Sûresi
“Kâle limen havlehu elâ testemi’ûn(e)” Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi. (26/25)