Kâle rabbu-ssemâvâti vel-ardi vemâ beynehumâ(s) in kuntum mûkinîn(e)
Musa, "O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir."
Musa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir."
Şuarâ Suresi 24. ayet, Hz. Musa'nın Firavun'a Allah'ın evrensel Rabliğini bildirmesini konu alır. Ayet, 'Rab', 'semavat', 'arz' ve 'mûkinîn' gibi temel kavramlar üzerinden Allah'ın yaratıcılığını ve mutlak otoritesini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesinin aslen 'terbiye etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın sadece yaratıcı değil, aynı zamanda yarattıklarını idare eden, besleyen ve olgunlaştıran mutlak otorite olduğunu vurgular. (el-Müfredât, s. 336)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rab' kelimesinin lügatte 'malik, seyyid, müdebbir, mürebbi' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'Rabbu's-semâvâti ve'l-ard' ifadesi, Allah'ın tüm varlık âleminin yegâne sahibi, yöneticisi ve terbiye edicisi olduğunu, Firavun'un iddia ettiği gibi sadece Mısır'ın değil, tüm evrenin Rabbi olduğunu açıklar. (el-Külliyyât, s. 476)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rab' kavramının Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biri olduğunu ve 'yaratıcı, besleyici, koruyucu, yönetici' anlamlarını içerdiğini belirtir. Bu ayette, Firavun'un tanrılık iddialarına karşı, gerçek Rabbin evrensel ve mutlak otoritesini ortaya koyar. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 165-168)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'semâ' kelimesinin 'yüksek, yüce' anlamından geldiğini ve Kur'an'da genellikle 'gökler' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki çoğul kullanımı ('semâvât'), Allah'ın yaratıcılığının genişliğini ve evrenin büyüklüğünü vurgular. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 22)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'semâvât' kelimesinin mecazi olarak 'yüksek yerler' veya 'bulutlar' gibi farklı anlamlarda da kullanılabileceğini belirtse de, bu ayetteki bağlamda açıkça 'gökler' anlamında olduğunu ifade eder. Allah'ın Rabliğinin sadece yeryüzüyle sınırlı olmadığını gösterir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 12)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'arz' kelimesinin 'yeryüzü' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle 'semâ' kelimesiyle birlikte kullanılarak tüm evrenin kapsamını ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, Allah'ın Rabliğinin göklerle birlikte yeryüzünü de kuşattığını vurgular. (el-Müfredât, s. 16)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'arz' kelimesinin 'yeryüzü' anlamının yanı sıra, bazen 'bir şeyin alt kısmı' veya 'bir bölge' anlamında da kullanılabileceğini belirtir. Ancak ayetteki kullanımı, göklerin karşıtı olarak tüm yeryüzünü ifade eder ve Allah'ın Rabliğinin evrenselliğini pekiştirir. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 1, s. 104)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'yakîn' kelimesinin 'şüpheyi gideren, kesin bilgi' anlamına geldiğini belirtir. 'Mûkinîn' ise bu kesin bilgiye ulaşmış, şüpheleri ortadan kalkmış kimselerdir. Ayette, Firavun'a hitaben, eğer gerçekten kesin bir bilgiye ulaşmak istiyorlarsa, Allah'ın Rabliğini kabul etmeleri gerektiği vurgulanır. (el-Müfredât, s. 549)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'yakîn'in 'ilmu'l-yakîn, ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn' olmak üzere üç mertebesi olduğunu açıklar. 'Mûkinîn' kelimesi, bu mertebelerden birine veya daha fazlasına ulaşmış, kalpleri şüphelerden arınmış kişileri ifade eder. Ayette, bu kesin inanca sahip olanlar için Allah'ın Rabliğinin apaçık olduğu belirtilir. (Umdetü'l-Huffâz, c. 4, s. 222)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'yakîn' kavramının Kur'an'da 'şüpheden uzak, kesin bilgi ve inanç' anlamında kullanıldığını vurgular. 'Mûkinîn' kelimesi, sadece bilmekle kalmayıp, bu bilgiyi kalben tasdik eden ve şüpheye yer bırakmayan bir imana sahip olanları tanımlar. Bu ayette, Hz. Musa'nın Firavun'a sunduğu delilin, ancak bu tür bir kesin inanca sahip olanlar tarafından idrak edilebileceğini gösterir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 312)
Şu'arâ Sûresi
“Kâle rabbu-ssemâvâti vel-ardi vemâ beynehumâ in kuntum mûkinîn(e)” Mûsâ, “O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir.” (26/24)