Ye/tûke bikulli sehhârin ‘alîm(in)
"Sana bütün usta sihirbazları getirsinler."
"Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler."
Şuara Suresi 37. ayet, Firavun'un sihirbazları toplama emrini aktarırken, 'sihirbaz' ve 'bilgin' gibi kavramlar üzerinden dönemin bilgi ve güç algısını yansıtır. Bu kavramlar, sihrin sadece bir aldatmaca değil, aynı zamanda derin bir bilgi ve ustalık gerektiren bir sanat olarak görüldüğünü ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'أتى' fiilinin bir yere ulaşmak, gelmek veya bir şeyi getirmek manalarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'يَأْتُوكَ' ifadesi, Firavun'un emriyle sihirbazların kendisine getirilmesini, yani bir yere ulaştırılmasını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'أتى' fiilinin Kur'an'da bazen 'getirmek' anlamında kullanıldığını vurgular. Bu ayette de Firavun'un sihirbazları huzuruna getirtme isteğini mecazi olarak değil, doğrudan bir eylem olarak ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'سَحَّارٍ' kelimesinin 'sihir yapan' anlamına geldiğini ve 'فعّال' vezninde mübalağa ifade ettiğini belirtir. Bu da sihirbazın sıradan bir sihirbaz değil, sihirde çok maharetli ve usta olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'سحر' kelimesinin kökeninin 'bir şeyin hakikatini gizleyip aksini göstermek' olduğunu ifade eder. 'سَحَّارٍ' ise bu eylemi çokça ve ustalıkla yapan kişidir. Ayetteki bağlamda, Firavun'un Musa'ya karşı koymak için en usta sihirbazları aradığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sihir' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışım taşıdığını, ancak Firavun'un döneminde bir tür bilgi ve güç gösterisi olarak algılandığını belirtir. 'سَحَّارٍ' kelimesi, bu bağlamda, dönemin en yetenekli ve bilgili 'sihir uzmanlarını' ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'علم' kökünün bir şeyi idrak etmek, hakikatini bilmek anlamına geldiğini belirtir. 'عَلِيمٍ' ise bu bilme eylemini çokça ve derinlemesine gerçekleştiren kişidir. Ayetteki 'سَحَّارٍ عَلِيمٍ' ifadesi, sihirbazların sadece pratik becerilere değil, aynı zamanda sihrin teorik ve gizli yönlerine de vakıf olduklarını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'عليم' kelimesinin 'çok bilen, ilim sahibi' anlamına geldiğini ve 'فعيل' vezninin mübalağa ifade ettiğini açıklar. Bu, Firavun'un sıradan sihirbazlar değil, sihir ilminin inceliklerine vâkıf, derin bilgiye sahip uzmanları istediğini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ilim' kavramının Kur'an'da geniş bir yelpazede kullanıldığını ve 'alim' sıfatının bir alandaki derin uzmanlığı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'عَلِيمٍ' kelimesi, sihirbazların sihir sanatının tüm inceliklerine hakim, bu alanda 'bilgin' kişiler olduğunu vurgular.
Şu'arâ Sûresi
“Sana bütün usta sihirbazları getirsinler.” (26/37)