Vekîle linnâsi hel entum muctemi'ûn(e)
İnsanlara da "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
Halka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi.
Bu ayet, Şuarâ Suresi'nde Firavun ve kavminin Hz. Musa'ya karşı tavrını anlatırken, insanlara yapılan bir çağrıyı aktarmaktadır. Ayetteki temel kavramlar, bir araya gelme ve toplanma eylemi üzerine odaklanarak, bir topluluğun ortak bir amaç için bir araya getirilmesini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavl' (قول) kelimesinin, hem sözlü hem de fiili olarak bir şeyin ifade edilmesi anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kîle' (قِيلَ) ise meçhul çatı ile kullanılarak, sözün kim tarafından söylendiğinden ziyade, sözün kendisinin ve muhatabının önemine vurgu yapar. Burada Firavun'un veya onun adamlarının insanlara yaptığı çağrıyı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, Kur'an'daki 'kîle' (قِيلَ) kullanımlarının genellikle bir olayın veya sözün aktarılmasına işaret ettiğini belirtir. Bu ayette de, insanlara yöneltilen bir sorunun veya çağrının aktarıldığını, yani bir nevi 'ilan edildiğini' gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'insan' (إنسان) kelimesinin kökeninin 'üns' (أنس) yani 'alışma, yakınlık kurma' veya 'nisyân' (نسيان) yani 'unutma'dan geldiğini belirtir. Ayetteki 'en-nâs' (الناس) ise, belirli bir topluluğu değil, genel olarak tüm insanları kapsayan bir ifade olarak kullanılmıştır, Firavun'un çağrısının geniş kitlelere ulaştığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'nâs' (ناس) kavramının, genellikle peygamberlerin muhatap olduğu geniş halk kitlelerini ifade ettiğini belirtir. Bu ayette de, Firavun'un kendi otoritesini pekiştirmek ve Hz. Musa'ya karşı bir cephe oluşturmak amacıyla hitap ettiği 'halk' kitlesini temsil eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'cem'' (جمع) kelimesinin, dağınık şeyleri bir araya getirmek, toplamak anlamına geldiğini ifade eder. 'Müctemiûn' (مُجْتَمِعُونَ) ise ifti'âl babından ism-i fail olup, 'kendi isteğiyle veya bir çağrı üzerine bir araya gelenler' anlamını taşır. Ayette, Firavun'un insanları Hz. Musa'ya karşı bir araya getirme çabasını yansıtır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'cem'' (جمع) kökünün farklı türevlerinin Kur'an'da çeşitli bağlamlarda kullanıldığını belirtir. 'Müctemiûn' (مُجْتَمِعُونَ) kelimesi, burada bir araya gelmenin pasif bir eylemden ziyade, bir çağrıya icabetle gerçekleşen aktif bir toplanmayı ifade eder. Firavun'un insanları bir araya getirme isteğini ve bu isteğe karşılık verilip verilmeyeceğini sorgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'cem'' (جمع) kökünün Kur'an'da genellikle bir araya gelme, toplama, birleştirme anlamlarında kullanıldığını vurgular. 'Müctemiûn' (مُجْتَمِعُونَ) kelimesi, bu ayette, Firavun'un sihirbazları ve halkı Hz. Musa'ya karşı bir araya getirme çabasının bir parçası olarak, 'toplanıp toplanmayacakları' sorusunu içerir. Bu, bir tür seferberlik çağrısı niteliğindedir.
Şu'arâ Sûresi
“Vekîle linnâsi hel entum muctemi’ûn(e)” İnsanlara da “Siz de toplanır mısınız?” Denildi. (26/39)
Nefsi emmarenin tüm özelliklerine sizde toplanır mısınız? Denildi. (Murat Derûni)
لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ السَّحَرَةَ إِن كَانُوا هُمُ الْغَالِبِينَ {الشعراء/40}
“Le’allenâ nettebi’u-sseharate in kânû humu-lgâlibîn(e)”