Felemmâ terâe-lcem'âni kâle ashâbu mûsâ innâ lemudrakûn(e)
İki topluluk birbirini görünce Musa'nın arkadaşları, "Eyvah yakalandık" dediler.
İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler.
Şuarâ Suresi'nin 61. ayeti, Hz. Musa ve kavminin Firavun'un ordusuyla karşılaştığı kritik anı tasvir eder. Ayet, iki grubun birbirini görmesiyle ortaya çıkan korku ve çaresizlik duygusunu, özellikle 'yakalanma' kavramı üzerinden güçlü bir şekilde ifade etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ر أ ي' kökünü 'gözle görmek' veya 'kalple idrak etmek' olarak açıklar. 'تَرَاءَا' formu ise, iki tarafın karşılıklı olarak birbirini görmesi, birbirinin görüş alanına girmesi anlamını taşır. Ayette, Musa'nın kavmi ile Firavun'un ordusunun birbirini açıkça fark ettiği, kaçış imkanının kalmadığı anı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, bu fiilin 'göz göze gelmek' veya 'karşılaşmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'تَرَاءَا الْجَمْعَانِ' ifadesi, iki grubun fiziksel olarak birbirini gördüğünü ve bu görme eyleminin bir karşılaşmaya dönüştüğünü vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'جمع' kelimesinin 'bir araya gelmiş topluluk' anlamına geldiğini belirtir. 'الْجَمْعَانِ' ise ikil formda olup, burada Hz. Musa ve kavminin oluşturduğu topluluk ile Firavun ve ordusunun oluşturduğu topluluğu ifade eder. Bu iki topluluğun karşı karşıya gelmesi, ayetin gerilimini oluşturur.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'cem'' kelimesinin 'dağınık şeyleri bir araya getirmek' anlamından türediğini ve 'cemaat'in de bu şekilde bir araya gelmiş insan topluluğu olduğunu açıklar. Ayetteki 'el-cem'ân' ifadesi, iki farklı ve karşıt grubun, yani takip edenler ile takip edilenlerin bir araya geldiği, yüzleştiği anı vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'صحب' kökünü 'bir şeye veya bir kimseye sürekli eşlik etmek, arkadaşlık etmek' olarak tanımlar. 'أصحاب موسى' ifadesi, Musa'nın yoldaşları, ona iman eden ve onunla birlikte hareket eden topluluğu ifade eder. Bu ifade, onların Musa'ya olan bağlılıklarını ve ortak kaderlerini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ashab' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir peygamberin takipçileri veya belirli bir grubun üyeleri için kullanıldığını belirtir. Bu bağlamda 'ashâbu Musa', Musa'nın peygamberliğini kabul eden ve onunla birlikte Mısır'dan çıkan İsrailoğulları'nı ifade eder. Onların bu kritik anda hissettikleri korku, ayetin ana temasını oluşturur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'د ر ك' kökünü 'bir şeye yetişmek, ulaşmak, onu elde etmek' olarak açıklar. 'مُدْرَكُونَ' ise edilgen (mef'ul) ism-i fail olup, 'yetişilmiş, yakalanmış' anlamına gelir. Ayette, Firavun'un ordusu tarafından kuşatılmış ve kaçış imkanı kalmamış olma durumunu, çaresizliği ve korkuyu ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'إدراك' fiilinin 'bir şeye ulaşmak, onu yakalamak' anlamında kullanıldığını belirtir. 'لَمُدْرَكُونَ' ifadesindeki 'lam' harfi (lam-ı te'kid), bu yakalanma durumunun kesinliğini ve kaçınılmazlığını vurgular. Musa'nın kavminin hissettiği umutsuzluğu ve kaderlerine razı olma durumunu yansıtır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'idrak' kelimesinin hem fiziksel olarak bir şeye yetişmek hem de zihinsel olarak kavramak anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Firavun'un ordusunun kendilerine yetiştiği, onları kuşattığı ve artık kaçış yolunun kalmadığı fiziksel bir durumu ifade eder. Bu durum, Musa'nın kavminde büyük bir korku ve panik yaratmıştır.
Şu'arâ Sûresi
“Felemmâ terâe-lcem’âni kâle ashâbu mûsâ innâ lemudrakûn(e)” İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları, “Eyvah yakalandık” dediler. (26/61)
Hadi ve Mudill topluluğu birbirini görünce, Hadi esmâsı üzere olan Mûsâ (a.s.) ve arkadaşları eyvah yakalndık dediler. (Murat Derûni)