Ve-inne rabbeke lehuve-l'azîzu-rrahîm(u)
Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
Ve şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Şuarâ Suresi'nin 68. ayeti, Allah'ın iki temel sıfatı olan 'el-Azîz' ve 'er-Rahîm' kavramları üzerinden O'nun kudretini ve merhametini vurgulamaktadır. Bu ayet, Allah'ın mutlak gücünü ve bu gücün merhametle tecelli edişini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb kelimesi, aslen terbiye etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek anlamına gelir. Allah için kullanıldığında, yaratma, rızık verme, terbiye etme ve sahip olma gibi tüm bu anlamları kapsar. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, muhataba özel bir aidiyet ve yakınlık hissi verirken, Allah'ın tüm varlık üzerindeki mutlak otoritesini ve gözetimini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rab, ıslah eden, terbiye eden, malik olan ve efendi olan demektir. Allah Teâlâ için kullanıldığında, O'nun her şeyi yaratan, rızıklandıran, idare eden ve kemale erdiren olduğu manasını taşır. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın peygamberine ve dolayısıyla tüm müminlere olan özel ilgisini ve terbiye ediciliğini belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): el-Azîz, mağlup edilemeyen, kendisine ulaşılamayan, güçlü ve üstün olandır. Ayetteki kullanımı, Allah'ın kudretinin sınırsızlığını ve hiçbir gücün O'na karşı gelemeyeceğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azîz kelimesi, nadir bulunan, güçlü ve yenilmez anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun kudretinin ve üstünlüğünün mutlak olduğunu, hiçbir şeye muhtaç olmadığını ve hiçbir şekilde mağlup edilemeyeceğini ifade eder. Bu ayette, Allah'ın gücünün ve yüceliğinin bir beyanıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Azîz' kavramını Kur'an'da Allah'ın 'güçlü, yenilmez, üstün' sıfatı olarak ele alır. Bu sıfat, Allah'ın mutlak egemenliğini ve kudretini vurgular. Ayetteki 'el-Azîz', Allah'ın her şeye muktedir olduğunu ve O'nun iradesinin üstünde hiçbir iradenin bulunmadığını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Rahîm, rahmet sahibi demektir. Bu sıfat, Allah'ın kullarına olan şefkatini ve onlara lütufkarlığını ifade eder. Ayetteki 'er-Rahîm', Allah'ın kudretinin yanında, bu kudretin merhametle tecelli ettiğini, O'nun azabının değil, rahmetinin öncelikli olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahmet, kalpteki incelik ve şefkatin gerektirdiği iyilik ve ihsanı ifade eder. Allah için kullanıldığında, O'nun kullarına olan lütuf ve ihsanının sürekliliğini ve genişliğini gösterir. 'er-Rahîm' sıfatı, Allah'ın merhametinin sürekli ve daimi olduğunu, bu merhametin müminlere özel olarak tecelli ettiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'Rahîm' isminin 'Rahmân' ismine göre daha özel ve sürekli bir merhameti ifade ettiğini belirtir. 'Rahîm', Allah'ın özellikle müminlere yönelik, ahirette de devam edecek olan merhametini vurgular. Ayetteki 'er-Rahîm', Allah'ın 'Azîz' sıfatıyla birlikte anılarak, O'nun kudretinin merhametle dengelendiğini ve bu merhametin müminler için bir güvence olduğunu gösterir.
Şu'arâ Sûresi
“Ve-inne rabbeke lehuve-l’azîzu-rrahîm(u)” Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. (26/68)
9. âyet açıklamasını bakınız.