İçeriğe atla
Neml 13Cüz 19 · Sayfa 377

Neml Sûresi 13. Âyet

النمل

Sohbete sor

Felemmâ câet-hum âyâtunâ mubsiraten kâlû hâżâ sihrun mubîn(un)

Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.

Neml Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Vaktaki! “câethüm” (onlara geldi). Mûsâ (a.s.) bu mucizelerle onlara geldi. Ve fir’âvn ve halkına (ÂyatÜna) :Âyetlerimizle geldi.

Bakın, mucizelerin Âyet olduğu belirtiliyor. Yani Allah’ın işaretleri ve Mûsâ (a.s.) bizim Âyetlerimizle geldi diyor. Mûsâ (a.s.) ın kendi elinde olan şeylerle değil, bizim Âyetlerimizle gitti.

“Âyatünâ” demesi Âyati de diyebilirdi. Tekil ifade kullanabilirdi. Bizim, Âyatinâ demesi değişik esmâların zuhurunu çıkartmak Sûretiyle yani her Âyet, her işaret, her mucize, bir başka mertebeden olduğundan çoğulu bu yönden oluyor. Onların hepsini biz meydana getirdik. Demin saydığımız 9 mucize, bunların hepsi bizim Âyetlerimizdir. Âyet’te Kûr’ân olduğuna göre orada yaşanan fiili Kûr’ân’dır, bu günde yaşanan o, yarın da yaşanan o olacak. Geçmişte de yaşanan oydu. Burada yaşanan küçücük bir sineğin kanadının uçuşması dahi çırpınması bile Âyet yani kûr‘ân’dan, fiili Kûr’ân. Elimizdeki kelâmi Kûr’ân. İnsân-ı kâmil de yaşayan kûr’ân. Bunların her ikisinide kendi bünyesinde toplayan, birleştirip’te yaşayan kûr’ândır.

Mübsıraten,” Onlar C. Hakk’ın zât-î zuhuru olan bu Âyetleri görünce “kâlû” çoğul olarak, dediler, “hâza sihrun mübîn” : bunlar açık bir sihir dediler. Aslında doğru söylediler ama kendi anlayışında değil. Bunlar Allahın sihriydi. Tesir etmesiydi. Diğer ifade ile Allahın o varlıkları Mûsâ (a.s.) emrine verip Mûsâ (a.s.) tarafından kullan-mayı sağlamaktı ki Mûsâ (a.s.) mın sihridir. Ama İlâh-î sihiri’dir. Sihirbazların yaptıkları gibi civa marifetiyle, göz bağcılıkla olan, gösterme oyunla olan, sihir değil, beşe-riyyetinden kaynaklanan, bireysellikten kaynaklanan sihir değil. İlâh-î tesirdir. Diğerleri ise cinni sebep ve vesilelerle olmaktadır. İlâh-î teshir ise C. Hakk’ın Esmâ-ül Hüsnâsı’ nın teshiriyle olmaktadır.

Tespitleri doğru ama yaklaşımları yanlıştır. Mûsâ (a.s.)ı sihirbaz zannedip niye öyle dediler. Çünkü kendileri sihri öyle bildikleri için öyle mîsal verdiler, kendi kendilerine . Öyle zan ettiler.