İçeriğe atla
Neml 39Cüz 19 · Sayfa 380

Neml Sûresi 39. Âyet

النمل

Sohbete sor

Kâle ‘ifrîtun mine-lcinni enâ âtîke bihi kable en tekûme min makâmik(e)(s) ve-innî ‘aleyhi lekaviyyun emîn(un)

Cinlerden bir ifrit, "Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" dedi.

Neml Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(27/39) “Cin tâifesinden bir ifrit dedi ki: Ben onu daha sen makamından kalkmadan sana getiririm ve şüphe yok ki, ben ona elbette güç yetiririm ve bana güvenebilirsiniz.” Kâle ifrîtün minelcinni: Onların içerisinden, cinni taifenin ileri gelenlerinden bir ifrit ene âtîke: ben onu sana getiririm. Ne zaman bihî kable en tekume min mekamike: Sen oturduğun makamdan kalkıp 1 adım ileriye gidinceye kadar geçen zamanda getiririm onun arşını diyor.

ve innî aleyhi lekaviyyün emînün: Bu hâdiseler gönlümüzde de oluyor. Kûr’ân-ı kerîm’de geçmiş, olmuş, mucizevi hakikatlerden bir çoğu mucizelikten çıkmış, günümüzde tabii hâle gelmiştir. İşte cep telefonları hüd hüd kuşudur. Anında haber alıp getiriyor. Suyu görmesi peykleri gösteriyor. Bugün bunlar artık müteşabihlikten

muhkem tarafına geçmiş oluyor. 1400 sene evvel Kûr’ân-ı kerîm’in 4 de 3ü müteşabih iken, şimdi 4 de 1 i müteşabih hükmüne girmiş oluyor. Çünkü ifade ettiği şeyler fiziken, fiilen yaşanmaktadır. Kûr’ân-ı kerîm o yüzden bütün asırları kapsamına almış bir kitaptır. Ve daha henüz çözümlenmiş değildir. Nûh (a.s.) mın gemisi. Öyle arabalar yapılıyor ki. Bazıları çözülecek. İfritin söylediği böyle bir şeyin olabileceğinden. T.V. madde naklinin ilk habercisi. Arşının yüzeysel nakli olmakta şimdi. 3 boyutlu değil. Noktacıklardan meydana gelen yüzey nakli var. İşte bunu şimdi, noktalardan sonra atomlardan meydana gelen fiziki nakli de olacak. Kûr’ân-ı kerîm sadece dua, ölü kitabı değil. Yaşayan ölülere okunacak kitap ki yaşayanlar dirilsin. Aslında diri zannettiğimiz kendimizin aslında ölü varlıklar olduğumuzu ancak Kûr’ân-ın nûru ile aydınlanarak, Kûr’ân’da ki, Hay esmâsı’nın verdiği hayatla can bularak yaşayan varlıklara dönüşmemiz gerektiğini bizlere bildiriyor.

Yoksa ölü, zâten ölmüş, neyini dirilteceğiz, ona da faydalı olur o yönü de var, okunduğu zaman nûru onlara da gidiyor ayrı ama, ölünün okuduğu Kûr’ân oradaki ölülere ne kadar fayda eder. Biz ölü hükmündeyiz. C. Hakkın Hay ismiyle dirilmemişiz. Nefs ismiyle dirilmişiz. Nefsi emmâre ismiyle dirilmişiz. Yaşadığımızın farkında değiliz. gaflet içindeyiz. Ne zaman ki şuur sahibi oluyoruz. Benliğimiz ortaya çıkıyor. Benmişim, diye kimliğimizi hissediyoruz. o zaman yaşamaya başlıyoruz. Daha çoçuk gibi emeklemeye başlıyoruz. Akıl yaşımız daha emekleme çağında, isterse sûret yaşımız 60-70 olsun. Veledi kalp, İsmâîl olmazsa kâ’be’yi kuramıyoruz yalnız başımıza. Sen makamından ininceye kadar ben onu getiririm, dedi. Ve devam ederek bu yapacağın şeyin ciddiyetini anlatmak için innî aleyhi lekaviyyün emînün: Muhakkakki ben bu söylediğim sözde doğruyum ve eminim dedi. Mutlak

olarak ben bu işi yaparım. Sakın şüphede kalma diyor.

Süleymân (a.s.) ma.

O konuşmasını bitirince başka birisi söz alıyor, o hususta.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)