Vemekerû mekran vemekernâ mekran vehum lâ yeş'urûn(e)
Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.
Onlar böyle bir tuzak kurdular, biz de kendileri farkında olmadan onların planlarını altüst ettik.
Neml Suresi 50. ayet, 'mekr' kavramı üzerinden ilahi ve beşeri planların çatışmasını ve Allah'ın nihai üstünlüğünü vurgular. Ayet, insanların kurduğu düzenin (mekr) Allah tarafından fark ettirilmeden bozulmasını (mekr) dilbilimsel bir ustalıkla ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mekr' kelimesini 'birini fark ettirmeden, gizlice kötü bir şeye sevk etmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'mekerû' ifadesi, inkârcıların peygambere karşı gizlice, hile ile kurdukları kötü niyetli planları ve tuzakları ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mekr' kelimesinin mecazi anlamda 'tedbir' veya 'hile' olarak kullanılabileceğini belirtir. Burada insanların kurduğu 'mekr', onların peygambere karşı uyguladıkları aldatıcı ve yıkıcı planları temsil eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'mekr' kelimesinin 'gizlice yapılan iş' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'mekran' kelimesi, inkârcıların peygambere karşı gizlice tasarladıkları ve uygulamaya koydukları kötü niyetli planın somutlaşmış halini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'mekr' kavramının Kur'an'da hem olumlu (Allah'ın mekr'i) hem de olumsuz (insanların mekr'i) bağlamlarda kullanıldığını belirtir. İnsanların 'mekr'ı, genellikle aldatma, hile ve kötü niyetli planlama anlamında olup, bu ayette inkârcıların peygambere karşı kurdukları tuzağı ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, Allah'a nispet edilen 'mekr'in, 'kötülük yapanı, fark ettirmeden cezalandırmak' veya 'onun planını kendi aleyhine çevirmek' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'mekernâ', Allah'ın inkârcıların planlarını, onlar farkına varmadan boşa çıkarmasını ve kendi aleyhlerine çevirmesini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, Allah'ın 'mekr'inin 'tedbir' ve 'hikmet' ile eş anlamlı olduğunu belirtir. Burada Allah'ın 'mekr'i, inkârcıların hilelerini kendi aleyhlerine çeviren, onların planlarını boşa çıkaran ilahi bir stratejiyi ve gücü ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ş-'-r' kökünün 'bilmek, idrak etmek, hissetmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lâ yeş'urûn' ifadesi, inkârcıların Allah'ın kendilerine karşı kurduğu düzenin, yani planlarının boşa çıkarılmasının farkında olmamalarını, bunu hissetmemelerini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'şuur' kelimesinin 'derinlemesine idrak etme, bir şeyin iç yüzünü anlama' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'lâ yeş'urûn', inkârcıların Allah'ın kendilerine karşı uyguladığı ilahi planın inceliklerini ve sonuçlarını tam olarak idrak edememelerini, gaflet içinde olmalarını ifade eder.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ مَكْرِهِمْ أَنَّا دَمَرْنَاهُمْ
وَقَوْمِهِمْ أَجْمَعِينَ
(Fenzur keyfe kâne âkıbetü mekrihim ennâ dem-mernâhüm ve kavmehüm ecmaine)