Femâ kâne cevâbe kavmihi illâ en kâlû aḣricû âle lûtin min karyetikum(s) innehum unâsun yetetahherûn(e)
Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: "Lut'un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)"
Buna kavminin cevabı sadece: "Lût ailesini memleketinizden çıkarın; baksanıza onlar (bizim yaptıklarımızdan) temiz kalmak isteyen insanlarmış!" demelerinden ibaret oldu.
Neml Suresi 56. ayet, Lut kavminin sapkınlığına karşı Lut'un tebliğine verdikleri cevabı dilbilimsel bir derinlikle sunar. Ayet, kavmin 'temizlenmeye çalışanlar' ifadesini alaycı bir üslupla kullanarak, ahlaki yozlaşmalarını ve hakikati reddedişlerini ortaya koyar. Anahtar kavramlar, bu reddedişin ve ahlaki çarpıklığın dilsel kökenlerini ve semantik katmanlarını gözler önüne serer.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cevap (جَوَابَ), bir şeyin karşılığına denir. Ayetteki 'فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ' ifadesi, Lut kavminin peygamberlerinin çağrısına verdikleri tepkiyi, yani olumsuz ve alaycı karşılığı ifade eder. Bu, sadece bir sözlü yanıt değil, aynı zamanda bir tutum ve eylem biçimidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Cevap (جَوَابَ), burada kavmin Lut'a karşı gösterdiği tepkiyi mecazi olarak ifade eder. Onların cevabı, Lut'un tebliğine karşı bir reddediş ve alaydır. Bu, dilsel olarak bir karşılık olsa da, semantik olarak bir meydan okuma ve inkar anlamı taşır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Cevap (جَوَابَ) kavramı, Kur'an'da genellikle bir çağrıya veya mesaja verilen tepkiyi ifade eder. Bu ayette, Lut kavminin cevabı, peygamberin ahlaki çağrısına karşı bir 'anti-cevap' niteliğindedir; yani, doğruya yönelmek yerine, onu reddetme ve alay etme şeklinde bir tepki vermeleridir. Bu, kavramın ahlaki bir boyuta sahip olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Kavm (قَوْمِهِۦٓ), bir peygamberin kendisine gönderildiği topluluğu ifade eder. Burada 'قَوْمِهِۦٓ' Lut'un kavmini, yani onun tebliğ ettiği ve ahlaki yozlaşma içinde olan halkı belirtir. Bu kelime, peygamber-ümmet ilişkisi bağlamında kullanılır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavm (قَوْمِهِۦٓ), bir araya gelmiş, belirli bir amaç veya ortak özellik etrafında toplanmış insan topluluğudur. Ayetteki kullanımı, Lut'un tebliğine muhatap olan ve ahlaki sapkınlıklarıyla bilinen topluluğu işaret eder. Bu, sadece bir kalabalık değil, belirli bir kimliğe sahip bir gruptur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kavm (قَوْمِهِۦٓ) kelimesi, Kur'an'da genellikle bir peygamberin muhatap olduğu, belirli bir coğrafyada yaşayan ve ortak kültürel/sosyal özelliklere sahip olan insan grubunu ifade eder. Bu ayette, Lut'un kavmi, ahlaki değerleri altüst etmiş ve peygamberlerinin çağrısına karşı çıkan bir topluluk olarak resmedilir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ahracû (أَخْرِجُوٓا۟), birini bir yerden zorla çıkarmak, sürgün etmek anlamına gelir. Ayetteki 'أَخْرِجُوٓا۟ ءَالَ لُوطٍ مِّن قَرْيَتِكُمْ' ifadesi, Lut kavminin, Lut ve ailesini kendi şehirlerinden kovma niyetini ve emrini gösterir. Bu, sadece bir ayrılık değil, bir dışlama ve reddetme eylemidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Ahracû (أَخْرِجُوٓا۟), 'çıkarmak' fiilinin emir kipidir ve burada bir topluluğun diğer bir topluluğu kendi yaşam alanlarından uzaklaştırma isteğini ifade eder. Lut kavmi, Lut ve ailesini 'temizlenmeye çalışanlar' oldukları gerekçesiyle kendi ahlaki yozlaşmışlıklarına uymadıkları için dışlamak istemişlerdir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Ahracû (أَخْرِجُوٓا۟) fiili, Kur'an'da genellikle bir topluluğun diğer bir topluluğu, inanç veya ahlaki farklılıklar nedeniyle dışlamasını ifade eder. Bu ayette, Lut kavminin Lut ve ailesini 'temiz' olmaları sebebiyle dışlaması, onların kendi ahlaki normlarının dışına çıkan her şeyi reddetme eğilimini gösterir. Bu, bir 'öteki' yaratma ve onu toplumdan izole etme eylemidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Tathîr (تَطَهَّرُونَ) kelimesi, hem maddi hem de manevi temizliği ifade eder. 'يَتَطَهَّرُونَ' ise 'temizlenmeye çalışıyorlar' anlamına gelir. Ayetteki bağlamda, Lut kavmi bu ifadeyi alaycı bir şekilde kullanarak, Lut ve ailesinin ahlaki temizliğini bir kusur veya tuhaflık olarak görmüşlerdir. Onların gözünde, temizlik bir erdem değil, dışlanma sebebi olmuştur.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Yetatâharûn (يَتَطَهَّرُونَ) kelimesi, 'taharet' kökünden gelir ve temizlenme, arınma çabasını ifade eder. Lut kavmi, bu ifadeyi, Lut ve ailesinin kendi sapkınlıklarına katılmayıp ahlaki bir duruş sergilemelerini küçümsemek ve alay etmek için kullanmıştır. Bu, ahlaki değerlerin ters yüz edildiği bir durumu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Tathîr (تَطَهَّرُونَ) kavramı, Kur'an'da genellikle olumlu bir anlam taşır ve manevi arınmayı, günahtan uzak durmayı ifade eder. Ancak bu ayette, Lut kavmi tarafından alaycı bir şekilde kullanılması, kavramın semantik alanında bir kaymaya işaret eder. Onlar için 'temiz olmak', toplumun genel ahlaki yozlaşmasına uymamak ve bu nedenle dışlanmayı hak etmek anlamına gelmiştir. Bu, ahlaki değerlerin çarpıtılmasının dilsel bir yansımasıdır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Yetatâharûn (يَتَطَهَّرُونَ) kelimesinin bu ayetteki kullanımı, ironik bir anlam taşır. Lut kavmi, Lut ve ailesinin ahlaki temizliğini bir 'kusur' olarak görüp onları bu yüzden dışlamak istemişlerdir. Bu durum, kavramın normalde taşıdığı olumlu anlamın, bağlam içinde nasıl olumsuz bir alay konusu haline getirilebildiğini gösterir. Bu, dilin sadece kelime anlamıyla değil, aynı zamanda kullanım bağlamıyla da anlam kazandığının önemli bir örneğidir.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
yurdunuzdan çıkarın, şüphe yok ki, onlar çok temizlikte bulunan insanlardır, demelerinden başka olmamıştı.” Bunun üzerine kavmin cevabı şu oluyordu. Madem ki kavim, Lût kavmi hakkında kötü şeyler söylüyor. Mâni oluyor, yapmak istediklerine, Lût-u ve ailesini buradan çıkaralım. Bizim işimize karışıyor. Madem ki onlar Tâhir bizse kötü insanlarsak, o zaman bizim aramızdan çıkaralım diye karar alıyorlar. bunun üzerine C. Hakk