E-innekum lete/tûne-rricâle şehveten min dûni-nnisâ-/(i)(c) bel entum kavmun techelûn(e)
"Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz."
"Siz ille de kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşacak mısınız? Doğrusu siz beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsiniz!"
Neml Suresi 55. ayet, Lut kavminin sapkın cinsel davranışlarını kınayan ve onların cehaletini vurgulayan bir ifadedir. Ayet, 'erkeklere yaklaşma' eylemini 'şehvet' ile ilişkilendirerek bu fiilin doğal olmayan ve ahlaki açıdan bozuk yönünü ortaya koyar ve bu fiili işleyenleri 'cahil bir kavim' olarak nitelendirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'etâ' fiilinin asıl anlamının bir şeye ulaşmak, varmak olduğunu belirtir. Ayetteki 'لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ' ifadesi, bu fiilin mecazi olarak cinsel ilişkiyi, özellikle de doğal olmayan bir ilişkiyi ifade ettiğini gösterir. Bu kullanım, fiilin normalde bir yere gitme veya bir şeyi yapma anlamından saparak, ahlaki bir sapmayı işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, Kur'an'daki mecazi kullanımları açıklarken, 'etâ' fiilinin bu ayetteki kullanımının, 'cinsel ilişkiye girmek' anlamında bir mecaz olduğunu belirtir. Kadınları bırakıp erkeklere yaklaşmak, fiilin normal anlamının ötesinde, Lut kavminin işlediği büyük günahı mecazi bir dille ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki fiillerin bağlam içinde nasıl farklı anlamlar kazandığını inceler. 'Etâ' fiilinin bu ayetteki kullanımı, sadece fiziksel bir yaklaşmayı değil, aynı zamanda ahlaki bir sapmayı ve toplumsal normların ihlalini de içerir. Bu fiil, Lut kavminin ahlaki çöküşünü ve doğal düzeni bozmasını sembolize eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'racül' kelimesinin 'erkek' anlamına geldiğini ve genellikle olgun, güçlü erkekler için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'الرِّجَالَ' ifadesi, Lut kavminin kadınları bırakıp kendi cinsiyetlerinden olan erkeklerle cinsel ilişkiye girmesini vurgulayarak, bu eylemin doğal olmayan ve fıtrata aykırı yönünü ortaya koyar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'racül' kelimesinin genel olarak insan türünün erkek cinsiyetini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, cinsel ilişkinin doğal hedefi olan kadınlar yerine erkeklerin tercih edilmesini açıkça ortaya koyarak, Lut kavminin sapkınlığını net bir şekilde ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'şehvet' kelimesinin, nefsin bir şeye duyduğu güçlü arzu ve isteği ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'شَهْوَةً' ifadesi, Lut kavminin erkeklere yönelişinin, doğal olmayan bir cinsel arzu ve sapkın bir istekten kaynaklandığını vurgular. Bu, eylemin sadece fiziksel değil, aynı zamanda ahlaki ve psikolojik boyutunu da ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şehvet' kelimesinin genellikle nefsin hoşlandığı şeylere duyduğu eğilimi ifade ettiğini belirtir. Ancak ayetteki bağlamda, bu şehvetin doğal ve meşru sınırların dışına çıkarak, fıtrata aykırı bir yöne kaydığını ve bu durumun Lut kavminin ahlaki yozlaşmasını gösterdiğini açıklar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'şehvet' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışımla kullanıldığını, özellikle de doğal sınırları aşan ve insanı günaha sürükleyen arzular için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'şehvet' kelimesi, Lut kavminin cinsel sapkınlığının temelinde yatan aşırı ve yanlış yönlendirilmiş arzuyu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nisâ' kelimesinin 'kadınlar' anlamına geldiğini ve genellikle erkeklerin karşıtı olarak kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'مِّن دُونِ النِّسَآءِ' ifadesi, Lut kavminin doğal ve meşru olan kadınlarla ilişki kurmak yerine, erkeklere yöneldiğini vurgulayarak, onların sapkınlığını ve fıtrata aykırı davranışlarını açıkça ortaya koyar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'nisâ' kelimesinin insan türünün dişi cinsiyetini ifade ettiğini ve genellikle erkeklerin tamamlayıcısı olarak görüldüğünü belirtir. Ayetteki kullanımı, Lut kavminin doğal düzeni ve yaratılış gayesini hiçe sayarak, cinsel ilişkide kadınları dışlamasını ve bu durumun ahlaki bir yozlaşma olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'cehl' kelimesinin, bir şeyi bilmemek veya bilinenin aksine davranmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'تَجْهَلُونَ' ifadesi, Lut kavminin sadece bilgi eksikliği değil, aynı zamanda doğruyu ve fıtratı bilerek ona aykırı davranma, akılsızca ve sapkınca hareket etme durumunu ifade eder. Bu, onların ahlaki ve dini bir cehalet içinde olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'cehl' kelimesinin bilginin zıttı olduğunu ve bazen de bilginin gereğini yapmamak anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'تَجْهَلُونَ' ifadesi, Lut kavminin sadece doğruyu bilmemekle kalmayıp, aynı zamanda fıtrata aykırı davranışlarının sonuçlarını idrak edememeleri ve bu sapkınlıkta ısrar etmeleri nedeniyle 'cahil' olarak nitelendirildiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'cehl' kavramının Kur'an'da sadece bilgi eksikliği değil, aynı zamanda ahlaki ve dini bir körlüğü, doğruyu ve hakkı idrak edememeyi ifade ettiğini belirtir. Lut kavminin 'cahil' olarak nitelendirilmesi, onların sadece bilgi eksikliğinden değil, aynı zamanda fıtrata aykırı davranışlarının yanlışlığını kavrayamamalarından ve bu sapkınlıkta ısrar etmelerinden kaynaklandığını gösterir.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَنْ قَالُوا أَخْرِجُوا
آلَ لُوطٍ مِنْ قَرْيَتِكُمْ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
(Femâ kâne cevabe kavmihi illâ en kâlü ehrucü âle lûtin min karyetiküm innehüm ünâsün yetetahhe-rune)