Ve-inne rabbeke leya'lemu mâ tukinnu sudûruhum vemâ yu'linûn(e)
Şüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir.
Rabbin elbette onların sinelerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
Neml Suresi 74. ayet, Allah'ın insanların içlerinde gizlediklerini ve dışa vurduklarını tam olarak bildiğini vurgular. Ayet, Rabbin ilminin kuşatıcılığını, kalplerin sırlarını ve açık eylemleri kapsadığını dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb kelimesi, aslen terbiye etmek, bir şeyi aşama aşama kemale erdirmek anlamına gelir. Allah için kullanıldığında, yaratma, rızık verme, terbiye etme ve sahip olma gibi tüm bu anlamları kapsar. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın kulları üzerindeki mutlak otoritesini ve onları gözetimini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rabb, malik, seyyid, müdebbir, mürebbi ve mutasarrıf anlamlarına gelir. Allah Teâlâ için kullanıldığında, bu vasıfların hepsi O'na mahsustur. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın kullarının iç ve dış hallerine vakıf olan, onları terbiye eden ve yöneten kudretini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Kenne (كنّ) fiili, bir şeyi gizlemek, örtmek, saklamak anlamına gelir. 'Tukinnu sudûruhum' ifadesi, kalplerin içinde sakladığı, dışarıya vurmadığı her türlü düşünceyi, niyeti ve sırrı kapsar. Allah'ın bu gizli şeyleri bildiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kenne, bir şeyi örtmek, gizlemek demektir. 'Tukinnu sudûruhum' mecazi bir ifadedir; kalplerin sırları ve gizli niyetleri için kullanılır. Ayette, insanların iç dünyalarında sakladıkları her şeyin Allah tarafından bilindiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kenne (كنّ) kelimesi, bir şeyi gizlemek, örtmek, muhafaza etmek anlamındadır. 'Tukinnu sudûruhum' ifadesi, kalplerin içinde sakladığı, dışarıya açmadığı, gizli tuttuğu her türlü düşünce, inanç ve niyeti ifade eder. Allah'ın bu gizli hallere muttali olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sadr (صدر) kelimesi, göğüs anlamına gelir. Kur'an'da mecazi olarak kalbin, iç dünyanın, sırların ve niyetlerin merkezi olarak kullanılır. 'Sudûruhum' ifadesi, onların kalplerini ve bu kalplerde gizledikleri her şeyi kapsar. Ayette, Allah'ın sadece dış görünüşü değil, kalplerin derinliklerini de bildiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'sadr' kelimesi, sadece fiziksel göğüs değil, aynı zamanda insanın iç dünyasının, duygularının, düşüncelerinin ve inançlarının merkezi olarak önemli bir kavramdır. Ayetteki 'sudûruhum', insanların en mahrem sırlarını, gizli niyetlerini ve içsel hallerini ifade eder ki Allah bunları bilir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): A'lene (أعلن) fiili, bir şeyi açığa vurmak, ilan etmek, duyurmak anlamına gelir. 'Yü'linûn' ifadesi, insanların söz ve fiilleriyle dışarıya yansıttıkları, gizlemedikleri her şeyi kapsar. Ayette, Allah'ın hem gizliyi hem de açığı bildiğini vurgulayarak ilminin kuşatıcılığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İ'lân (إعلان) mastarı, bir şeyi açıkça ortaya koymak, gizlememek demektir. 'Yü'linûn' fiili, onların aleni olarak yaptıkları, söyledikleri ve gösterdikleri her şeyi ifade eder. Ayette, Allah'ın bilgisinin, insanların gizledikleri gibi, açığa vurdukları şeyleri de kapsadığını belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): A'lene fiili, bir şeyi gizliliğinden çıkarıp herkesin bilgisine sunmak, ilan etmek anlamındadır. Kur'an'da genellikle 'gizlemek' (eserre) fiilinin zıttı olarak kullanılır. Bu ayette 'yü'linûn', insanların dış dünyaya yansıttığı, herkesin görebileceği veya duyabileceği eylem ve sözlerini ifade eder ve Allah'ın bu açık eylemleri de bildiğini vurgular.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
وَمَا مِنْ غَائِبَةٍ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ إِلَّا فِي
كِتَابٌ مُبِينٌ
(Vemâ min gâibetin fissemâi vel ardı illâ fî kitabin mübînin)