İçeriğe atla
Neml 85Cüz 20 · Sayfa 384

Neml Sûresi 85. Âyet

النمل

Sohbete sor

Ve veka'a-lkavlu ‘aleyhim bimâ zalemû fehum lâ yentikûn(e)

Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar.

Neml Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(27/85) “Ve zulümleri sebebiyle o söylenen söz, gerçekleşmiştir. Artık onlar söz söyleyemezler.” İşte o kavil onların üzerinde vaki olur. O vaatta şunu yaparsanız cehenneme atacağım, şunu yaparsanız cennete sokacağım diye. Bu söz onlar üzerinde meydana gelir. Vâki olur. Zulüm ettiklerinden orada bunu söyleye-cek bir söz de bulamazlar. Hem konuşacak halleri yok hem de utançlarından lisânları yetmez. Tutulur kalır o halin dehşetinden konuşamaz olurlar. Zulüm nedir? Allah onlara zulüm etmedi. Onlar kendi nefislerine zulüm ettiler. Fiziki bir zulüm değil. Kendi varlıklarında İlâh-i Âyetleri idrak edemedikleri için kendilerine zulüm ettiler. Ne kadar acayip bir zulüm. Allah hepimizi, cümlemizi bu zulümden

korusun. Kendi kendine yaptığı zulümden. Kendi kendine ettiğini Âdem, bir araya gelse edemez âlem.Denmiştir. Karşıdan gelen zarar geçici olur. Belirli süresi vardır. Ama insân ömür boyu kendine zarar vermektedir. Neden? ömür boyu gaflet üzerinde yaşadığımızdan zarar vermekle gafletle günümüz geçmektedir. Bu sistemi kendi kendimize yapıyoruz. Zulüm, bir başka yönüyle karanlık mânâsına. zulmet mânâsına Kendinde bulunan nûru karanlığa dönüştürdüler. Bizim kararmaya değil aydınlanmaya ihtiyacımız vardır. İçimizde bulunan nûru İlâhiyye’yi ki zâten mevcut, Başka bir yerden gelecekte, almaya ihtiyacımız yok. Kendimizde mevcut olan İlâh-i nûru. “Allahu nurus semavati vel arz” olduğundan, Allah bütün bu âlemin nûru olduğundan, bizde bu âlemin içinde olduğumuzdan bu Âyetin kapsamı içinde dahi bizimde nûrun alâ nûr olduğumuz açıkça ortadadır. Biz karartmışız. Biz ne yapmışız bu nuru? Benlik gölgesiyle gölgelendirip zulüm’un karanlığı içine gömmüşüz.110 mumluk lâmba yanıyor siyah örtü çekmişiz karartmışız. Ayrıca gelen ceyranıda kapatmışız. Boşuna yanıyor diye o zaman 2 türlü karanlık olmuş. Ahirete gittiğinde insanların kimseye diyecek bir şeyi olamayacak.

Yalnız hangi gurubun başında o grubun istikametin-deki çalışmayı ortaya getirmişse o grup içerisinde çalışanlar onların peşine takılacaklar. Hakk talep etmek için sen beni buna teşvik ettin, oraya götürdün, sen beni içkiye götürdün gibi zulme dair yapılan ne varsa o zulme sebep olan ne varsa, kimler ise, o zulm üzerine tatbik eden kimseler, sebep olanları, arayacak onları, Onlar da bucak, bucak kacaçak onlardan, birbirlerinden. İşte yer yüzünde nefsâni mânâda dosluk kurmuş olanlar orada çok hor hakir olarak birbirlerini suçlayacaklar kavga edecekler kargaşa hali.Sen yaptın ben yaptım, o etti, bu etti. O diyecek ki belki kendisini kurtarmak için ben size yap dedim ama yapmasaymışınız.Kendini kurtarmak isteyecek

o şekilde. Şeytan da zâten aynısını söyleyecek orada. Diyecekler ki şeytana sen bizi iğfa ettin bozdun. Kafaları-mıza girdin karıştırdın vesvese verdin. Senin peşinden koşacağız hani vaat ettiğin şeyler nerde diyecekler. O zaman gülecek şeytan “size vaat ettim ama sözümden döndüm.” Allahın vaadına gitseydiniz “Allah vaadından dönmez.” Allah vaat etti sözünde duruyor oraya gitseydiniz. Bende vaat ettim ama vazgeçtim. Zaten imkanım yok neyapapilirki şeytan onlara Dünyada yaşadığımız zamanlar gerçekten çok değerli. Ve bu günlerimizide çok güzel geçirmek zorundayız. Çünkü başka imkânımız yok. Yani başka bankaya gideriz ama bir bankada kredimiz kapandıysa. Gideriz başka bankadan kredi açarız öbürünü öderiz kapatırız orada öyle yok. Dünyada kazanılan muhammediyyül sermaye kredisi var başka yok, onun kartıda buradan alınıyor o kartla eğer gidersek hem vize oluyor yol geçişlerinde hemde her türlü ihtiyacığımızı karşılıyoruz. Baska kart yok tek vize kartı var dünyadan ahirete, ahrettede geçerli olan hakikati muhammediye kartı var orada. Ve bu kısa bir izahtan sonra tekrar zahirde olan Âyetleri bize gösermeye devam ediyor Cenâb-ı Hakk bu hali işaret etmeye çalışıyor

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)