İçeriğe atla
Neml 86Cüz 20 · Sayfa 384

Neml Sûresi 86. Âyet

النمل

Sohbete sor

Elem yerav ennâ ce'alnâ-lleyle liyeskunû fîhi ve-nnehâra mubsirâ(an)(c) inne fî żâlike leâyâtin likavmin yu/minûn(e)

Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.

Neml Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

görmezmisiniz, muhakkakki biz, nasıl kılmaktayız yani nasıl murad ederek bu hayatı sürdürmekteyiz. Yani gün-düzü nasıl meydana getirmekteyiz bunu düşünmezmisiniz. onun içerisinde, geceyi nasıl meydana getiririz. Görmezmisiniz, onun içerisinde sükûnete eresiniz diye geceyi size getiririz diyor. Bak onun içerisinde sakin olmanız için, sükûnete ermeniz için yani istirahat etmeniz için, nasıl geceyi getiririz. Nasıl da gündüzü getiririz, gecenin arkasından. göresiniz diye. ortalık aydınlansın, birbirinizi göresiniz, işinizi gücünüzü göresiniz diye, bunları işaret olarak size nasıl getiririz görmezmisiniz diye bize ikaz ediyor. Biz tabi ki görüyoruz, görüyoruz demeğe gerek yok, yaşıyoruz fiilen yani bilsek te, bilmesek te, bunu yaşıyoruz gözümüz açıksa ama C. Hakk bunu böylece bildirmesi, bizi ikaz ki biz bu gece ile gündüzü asli itibariyle görmüyoruz. Eğer görseydik bu Âyet görmüyormusunuz demez de, ne güzel görüyorsunuz derdi.

Görmediğimiz için sorulu cevaplı görmüyormusunuz diyor. Neden görmüyoruz? o kadar bu sistem böyle muazzam müthiş bir sistemle çalışıyor ki bir saniye, bir salise yolundan, peykliğinden, süratinden, gidişinden, yörüngesinden bir milimetre şaşmıyor. Milyarlarca sene böyle devam ediyor. Hangi güc, parmağımızı şöyle bir çevirmeye çalışalım. Ne kadar çevirebiliriz parmağımızı böyle, ne kadar dayanabiliriz? hadi dayanalım 1 saat, 2 saat, 10 saat neyse dayanalım. Ki o her daire çevirdiğimizde de bir başka yuvarlak çizmekte o aynısını çizemeyiz. Âynısını çizmek için bir sâbit yuvarlak olması lâzım ki onun üstünde ki, bir de ray takmamız lâzım parmağımız sıyrılmasın diye, o rayla dönsün ama bu dünya rayın üstünde dönmüyor ki, sonsuz bir fezâda boşlukta dönüyor. Belirli elips şeklinde uzaması, belirli toplanması var. Bu şaşkınlığından değil belirli bir sistem

üzere, sonra döndüğü zaman tam yuvarlak döner, eğri dönmez. İnsanoğlu bir şeyi otomatik döndürmeğe kalksa, ipin ucunda bir şey sallasa o tam daire çizer. Tam döndüğü zaman ama elips daire çiziyor, dünyanın sanatına bakın yani kurgulandığı, kendisi için verildiği yörüngeye bakın, onun dışına çıkamıyor. Diyor ya ”Biz gökyüzünü direksiz olarak durduruyoruz” Ne müthiş bir hadisedir. Bu nasıl bir iştir. Ama biz bunu bedavadan aldığımız için yani sabah uyandık gündüz, sabah uyanırken gözlerimizi açtığımız için bizden 100 dolar istiyorlar mı? Kapat gözünü bakayım gündüzün nurundan bak bu lâmba yandığı zaman elektirik idaresi bastırıyor aybaşında makbuzu. Allahın idaresi güneş te yanan bir enerji lâmba değil mi, bir mekanizma, isteyen var mı bizden güneşin aydınlığı için 3-5 kuruş? yok. Geceyi karartmasıyla, bak az iş değil o, şimdi bir sistem dönüyor, bir makine dönüyor, o makine de enerji ile dönüyor o da para ile dönüyor.”Hadi bakalım gece dinlenmek için verin 50 dolar” diyen var mı? Yok.

İşte C. Hakk bize asli olarak bütün lâzım olan ihtiyaçlarımızı o kadar, o kadar sonsuz bir şekilde hibe etmiş ki. İşte “zuhurun şiddeti kendine perde oldu”dediği söz buraya geliyor. C. Hakk gözümüzün önünde şiddetle zuhura geliyor. Her an, bütün özelliği ile, bütün şaşaası ile her an, bütün dehşeti ile her an, hele o baharlarda mevsim dönüşümlerinde nasıl bir anda o yer yüzü kapka-ra, kupkuru, toprakken yemyeşil bir arazi halini alıyor. Çbs boyası mı döküyorlar gökyüzünden sabaha karşı kimse görmeden nerden alıyor o boyayı, sonra o küçücük bir filiz daha ucu gözle görülmeden, minnacık, üzerindeki o kaskatı bir karış iki karış toprağı nasıl delerek vurgun gibi, matkap gibi, bazen öyle yerler oluyor ki matkapla bile delemiyorsunuz. Ama o kücücük filiz onu delip çıkıyor. İki taş arasında bir parça boşluk buluyor oraya kök salıyor. Oradan kocaman bir ağaç çıkıyor. Rüzgarlar oraya

toz üflüyorlar. Derken bir iki yağmur damlası işte orada hemen bir hayat meydana geliyor. İşte C. Hakk’ın öyle müthiş üzerimizde sistemleri var ki ve de devamlılık üzere istikrarlı olmasında, arada sırada Güneş çıkmasa, hep gece olsa saat böyle 12 olsa, hep karanlık gibi olsa o zaman belki, bir sarsıntı gibi gafletimizden uyandıracak, İşte o sarsıntı gelecek ama o zaman da bize faydası olmayacak. Bir başka Âyette “biz sizi gece istirahat edesiniz diye geceyi üstünüze örtü, perde çekeriz, gündüz de rızıklarınızı kazanmanız için sizi yeryüzüne yayarız.” Yani aydınlatırız ortalığı, yeryüzüne yayılırsınız böylece rızkınızı temin edersiniz, diye ifade ediliyor.

İşte bunlarla, mü’min olan bir kavim için Âyetlerdir bunlar. Yani açık işaretlerdir. Dışarıda gördüğümüz her ne varsa bunların hepsi Allahın Âyetleridir. Kûr’ân’ın kendi ifadesiyle gece bir Âyet, gündüz de bir Âyet. Yani gece ve gündüz iki tane büyük bir Âyet. (Şebüsteri) öyle diyordu. Allah razı olsun güzel şeyler söylemişler. İlk Âyet aklı kül, ikinci Âyet nefsi küldür, diyorlar. Aklı kül, ilk program, nefsi kül de o programın tatbiki olduğundan. Aklı külle nefsi kül olmazsa bu âlemler zâten olamaz. bütün bu işte gördüğümüz zeresinden küresine kadar hepsi birer Âyet, işte yerdeki karınca ayet, bir Sûre’nin ismini almış. Neml Sûresi, Sûre de Kûr’ân olduğuna göre karınca Allahın bir Âyeti, işareti. Arı, Kûr’ân-ı kerîm de bir isim verilmiş bir Âyet, örümcek bir Âyet. Bakara Sûresi, inek Sûresi demek. O gün insânlar tabiatla ilgili olduğundan insânlar daha çok, daha iç içe olduğundan ve de o mübarek varlıkların da, mahlûkların da insanlara faydalı olduğun-dan bahs edilmiş.

6.kasetin 2. yüzü