Hattâ iżâ câû kâle ekeżżebtum bi-âyâtî velem tuhîtû bihâ ‘ilmen emmâżâ kuntum ta'melûn(e)
Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: "Siz benim ayetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!"
Nihayet (oraya) geldikleri vakit Allah buyurur: "Siz benim âyetlerimi, ne olduğunu kavramadan yalan saydınız öyle mi? Yoksa yaptığınız başka neydi?"
Neml Suresi 84. ayet, kıyamet gününde inkarcıların sorgulanmasını konu edinir. Ayet, Allah'ın ayetlerini yalanlama ve ilimle kuşatmama eylemlerini vurgulayarak, bu eylemlerin sonuçlarına dikkat çeker. Anahtar kavramlar, yalanlama, ilimle kuşatma ve amel etme fiilleri etrafında şekillenir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): C-y-e kökü, bir şeyin bir yere ulaşması veya bir durumun meydana gelmesi anlamındadır. Ayetteki 'geldikleri zaman' ifadesi, hesap vermek üzere toplanma anını ve ilahi huzura varışı belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): C-y-e, bir şeyin bir yerden başka bir yere intikal etmesi veya bir olayın vuku bulmasıdır. Burada, inkarcıların ahiretteki duruşma yerine gelmeleri kastedilmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): K-z-b kökü, bir sözün veya haberin hilafına inanmak, onu doğru kabul etmemektir. Ayetteki 'ayetlerimi yalanladınız mı?' ifadesi, ilahi mesajın reddedilmesini sorgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): K-z-b, bir şeyin hakikatine aykırı beyanda bulunmak veya bir şeyi doğru kabul etmemektir. Burada, Allah'ın ayetlerinin doğruluğuna inanmamak ve onları inkâr etmek anlamında kullanılmıştır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): K-z-b kavramı Kur'an'da sadece sözlü yalanı değil, aynı zamanda hakikati reddetmeyi ve ilahi mesajı inkâr etmeyi de kapsar. Ayetteki kullanım, ilahi ayetlere karşı takınılan inkarcı tavrı vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Âyet kelimesi, Allah'ın kudretine ve birliğine işaret eden deliller, mucizeler ve Kur'an ayetleri için kullanılır. Bu ayette, hem vahyedilen metinleri hem de evrendeki yaratılış delillerini kapsar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Âyet, bir şeyin varlığına delalet eden açık alamet ve nişandır. Allah'ın ayetleri ise, ya peygamberler aracılığıyla gönderilen mucizelerdir ya da Kur'an'daki vahiylerdir veya evrendeki yaratılış harikalarıdır. Ayetteki bağlam, bu üç anlamı da içerebilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Âyet kelimesi, Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir. Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren her türlü delil, mucize ve Kur'an'ın her bir cümlesi 'ayet' olarak adlandırılır. Burada, inkarcıların yalanladığı ilahi mesajın bütününü ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): H-v-t kökü, bir şeyi çepeçevre kuşatmak, etrafını sarmak demektir. 'İlimle kuşatmak', bir şeyi tam olarak anlamak, tüm yönleriyle kavramak anlamına gelir. Ayetteki 'ilimle kuşatmadığınız halde' ifadesi, yeterli bilgiye sahip olmadan inkâr etmeyi eleştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İhata, bir şeyi her yönden kuşatmak ve tam olarak kavramaktır. 'İlimle ihata', bir konuyu derinlemesine bilmek ve hiçbir yönünü eksik bırakmamaktır. Ayette, inkarcıların ayetleri yeterince araştırmadan ve anlamadan yalanladıkları vurgulanır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): A-l-m kökü, bir şeyi bilmek, idrak etmek ve hakikatine vakıf olmaktır. Ayetteki 'ilimle kuşatmadığınız halde' ifadesi, ayetlerin içeriğini ve delillerini yeterince araştırmadan ve anlamadan yapılan inkârı eleştirir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): İlim, bir şeyin hakikatini olduğu gibi idrak etmektir. Kur'an'da ilim, hem dünyevi hem de uhrevi bilgiyi kapsar. Burada, Allah'ın ayetlerinin derinliğini ve hikmetini kavrayacak düzeyde bilgiye sahip olmamayı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İlim kavramı Kur'an'da sadece teorik bilgiyi değil, aynı zamanda derin bir anlayışı ve idraki de ifade eder. Ayetteki 'ilimle kuşatmama' durumu, ayetlerin sadece yüzeyde kalmayıp, derinlemesine incelenmesi gerektiğini ima eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): A-m-l kökü, bir fiili icra etmek, bir işi yapmaktır. Kur'an'da genellikle iyi veya kötü fiilleri ifade etmek için kullanılır. Ayetteki 'yaptığınız neydi?' sorusu, inkarcıların dünya hayatındaki eylemlerinin sorgulanmasını içerir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Amel, bir iradeye dayalı olarak yapılan her türlü fiildir. Bu ayette, inkarcıların Allah'ın ayetlerini yalanlamanın ötesinde, dünya hayatında ne tür fiiller işlediklerinin sorgulanması söz konusudur.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
وَوَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ بِمَا ظَلَمُوا فَهُمْ لَا يَنْطِقُونَ
(Vevekaalkavlü aleyhim bimâ zalemû fehüm lâ yentikûne)