İnnemâ umirtu en a'bude rabbe hâżihi-lbeldeti-lleżî harramehâ velehu kullu şey-/(in)(s) ve umirtu en ekûne mine-lmuslimîn(e)
(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
De ki burada her iki gurubun, imân ve inkar ehlinin, mahşer hayatı anlatıldıktan sonra. Ben emir olundum. Ben rabbe imân etmekle emir olundum. Bu Efendimize olan hitap hükmüyle de olur, hepimiz içinde geçerli. C. Hakk demedi mi her birimize imân edin, imân ehli olun diye. İşte buradaki o kul hasene ile gelen kul. İnnema ümirtü, Yeryüzüne ben emir olunmuştum. Bu emir bütün insanlara geldi ama kim kabul etmişse öteki kabul etmediği için zâten onu bağlamadı. Rabbe imân etmekle emir olunmuştum. Nasıl bir rab? O beldenin rabbi olan yani Mekke-i Mükerreme, belde dediği orası. Harem mahrem kılınmıştı. Kendisi girebilirdi. Bazılarına da haram kılınmıştı. O emin beldeyi mahrem kılan rabbe biz imân edin diye emir olunmuştuk. Ve emirlerin hepsiyle de emir olunmuştuk. Müslümanlardan olun diye bize emir etmişlerdi. Biz de bunları yerine getirmek sûretiyle o mübarek beldenin rabbine imân etmiştik. Mü’minlerden olmuştuk.