Kâle seneşuddu ‘adudeke bi-eḣîke venec'alu lekumâ sultânen felâ yasilûne ileykumâ(c) bi-âyâtinâ entumâ vemeni-ttebe'akumâ-lġâlibûn(e)
Allah, "Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de ayetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar, galip gelecek olanlardır" dedi.
Allah buyurdu: "Seni kardeşinle destekliyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, âyetlerimiz sayesinde onlar size erişemeyecekler. Siz ve size tabi olanlar üstün geleceksiniz."
Kasas Suresi 35. ayet, Hz. Musa ve Harun'a Allah tarafından verilen desteği ve onlara bahşedilen üstünlüğü dilbilimsel olarak ele almaktadır. Ayet, 'destekleme', 'kudret' ve 'üstün gelme' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi yardımı ve peygamberlerin misyonundaki başarıyı vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şedd (شدّ), bir şeyi kuvvetlendirmek, bağlamak ve sağlamlaştırmak demektir. Ayetteki 'senaşuddu' (سَنَشُدُّ) ifadesi, Allah'ın Hz. Musa'yı kardeşi Harun ile güçlendireceğini, ona kuvvet ve destek vereceğini ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir destek değil, aynı zamanda manevi bir kuvvetlendirme ve peygamberlik görevinde yardımcı olma anlamını taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'şeddu'l-adud' (شدّ العضد) ifadesini 'yardım etmek' ve 'desteklemek' olarak açıklar. Ayetteki 'senaşuddu adudeke bi-ahîke' (سَنَشُدُّ عَضُدَكَ بِأَخِيكَ) ifadesi, mecazi olarak Hz. Musa'nın kolunu kardeşiyle güçlendireceğini, yani ona yardımcı ve destekçi kılacağını belirtir. Bu, bir kişinin gücünü ve kuvvetini artıran bir destekçi edinmesi anlamındadır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ş-d-d' kökünün temel anlamının 'sağlamlık, kuvvet ve sıkılık' olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın Hz. Musa'ya kardeşi Harun aracılığıyla sağlam bir destek ve kuvvet vereceğini, böylece onun misyonunda daha güçlü olmasını sağlayacağını vurgular. Bu, peygamberlik görevindeki zorluklara karşı ilahi bir teminat ve güçlendirmedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'adud' (عضد) kelimesinin hem fiziksel kolu hem de mecazi olarak 'yardımcı' ve 'destekçi' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'adudeke' (عضدك) ifadesi, Hz. Musa'nın kardeşi Harun'un ona bir kol gibi destek olacağını, yani onun en yakın yardımcısı ve kuvvet kaynağı olacağını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'adud' (عضد) kelimesinin 'kol' anlamına geldiğini ve mecazi olarak 'yardımcı' ve 'destekçi' için kullanıldığını ifade eder. 'Senaşuddu adudeke bi-ahîke' (سَنَشُدُّ عَضُدَكَ بِأَخِيكَ) ifadesi, Allah'ın Hz. Musa'nın gücünü ve kuvvetini kardeşi Harun ile artıracağını, onu bir kol gibi destekleyeceğini belirtir. Bu, peygamberlik görevinde dayanışmanın ve ortaklığın önemini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'adud' (عضد) kelimesinin 'yardımcı' ve 'destekçi' anlamında kullanıldığını ve bu kullanımın Arap dilinde yaygın olduğunu belirtir. Ayetteki 'adudeke' (عضدك) ifadesi, Hz. Musa'nın kardeşi Harun'un ona en yakın ve en güçlü destekçisi olacağını, böylece peygamberlik görevini daha etkin bir şekilde yerine getirebileceğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sultân (سلطان), hem 'güç, kudret, yetki' hem de 'delil, hüccet' anlamına gelir. Ayetteki 'nec'alu lekumâ sultânen' (وَنَجْعَلُ لَكُمَا سُلْطَـٰنًا) ifadesi, Allah'ın Hz. Musa ve Harun'a Firavun'a karşı hem manevi bir güç ve üstünlük hem de peygamberliklerini ispatlayacak deliller vereceğini belirtir. Bu, onların tebliğ görevinde başarılı olmalarını sağlayacak ilahi bir yetkilendirmedir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, sultân kelimesinin 'hükmetme gücü, delil ve üstünlük' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın Hz. Musa ve Harun'a Firavun ve kavmi üzerinde bir otorite ve üstünlük vereceğini, böylece onların mesajını kabul ettirecek bir güce sahip olacaklarını ifade eder. Bu, onların sözlerinin ve mucizelerinin kabul görmesini sağlayacak ilahi bir destektir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sultân' kavramının Kur'an'da genellikle 'otorite, güç ve delil' anlamlarında kullanıldığını vurgular. Bu ayetteki 'sultân' ifadesi, Hz. Musa ve Harun'a verilen ilahi bir yetkiyi ve Firavun'a karşı sahip olacakları tartışılmaz bir delili ifade eder. Bu, onların peygamberlik misyonunu yerine getirmeleri için gerekli olan hem siyasi hem de dini bir üstünlüktür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Galabe (غلب), bir şeye üstün gelmek, yenmek ve hakim olmak demektir. Ayetteki 'el-ğâlibûn' (الْغَـٰلِبُونَ) ifadesi, Allah'ın Hz. Musa, Harun ve onlara tabi olanlara Firavun ve ordusuna karşı kesin bir zafer ve üstünlük vereceğini vaat eder. Bu, ilahi yardımın bir sonucu olarak elde edilecek nihai başarıyı gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ğ-l-b' kökünün 'üstün gelme, yenme ve hakimiyet kurma' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'el-ğâlibûn' (الْغَـٰلِبُونَ) ifadesi, Hz. Musa ve Harun'un, Allah'ın ayetleri ve desteğiyle düşmanlarına karşı mutlak bir zafer kazanacaklarını ve onların üzerinde bir hakimiyet kuracaklarını ifade eder. Bu, peygamberlerin haklı davasının nihai sonucudur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ğ-l-b' kökünün 'bir şeyi yenmek, ona üstün gelmek ve onu kontrol altına almak' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki 'el-ğâlibûn' (الْغَـٰلِبُونَ) ifadesi, Allah'ın vaadiyle Hz. Musa ve Harun'un, Firavun'un zulmüne ve gücüne karşı galip geleceklerini, böylece ilahi adaletin tecelli edeceğini vurgular. Bu, inananların nihai zaferini müjdeleyen bir ifadedir.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Onların nefsaniyyetleri üzerine kardeşinle senin kuds-î güçlerinizi arttıracağız, ve sizi onların üzerine mânâ âleminin sultanları yapacağız. Onlar bu hakikatlere ulaşamaycaklar. Siz ve size tabi olanlar galip olanlarsınız dedi.