Ve kâlû in nettebi'i-lhudâ me'ake nuteḣattaf min ardinâ(c) eve lem numekkin lehum haramen âminen yucbâ ileyhi śemerâtu kulli şey-in rizkan min ledunnâ velâkinne ekśerahum lâ ya'lemûn(e)
Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
"Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız" dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekkei Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
Kasas Suresi 57. ayet, Mekkeli müşriklerin İslam'ı kabul etmeleri halinde yurtlarından çıkarılacakları endişesini dile getirmelerini ve Allah'ın onlara sunduğu güvenli ve bereketli yaşamı hatırlatmasını konu alır. Ayet, 'hüdâ', 'nütekhattaf', 'haram', 'yücbâ' ve 'rizk' gibi temel kavramlar üzerinden bu endişenin yersizliğini ve Allah'ın lütfunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hüdâ' kelimesinin 'doğru yolu göstermek, yol göstermek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, müşriklerin 'Seninle beraber doğru yolda gidersek' ifadesi, Hz. Muhammed'in getirdiği İslam dinini ve onun prensiplerini takip etmeyi ifade eder. Bu, Allah'ın insanlara gönderdiği ilahi rehberliktir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hüdâ' kavramının Kur'an'da 'Allah tarafından gönderilen doğru yol, ilahi rehberlik' anlamında merkezi bir rol oynadığını vurgular. Ayetteki kullanımı, müşriklerin bu ilahi rehberliği takip etmeleri durumunda karşılaşacaklarını düşündükleri dünyevi sonuçlara dair endişelerini yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'tahattuf' kelimesinin 'bir şeyi hızla ve zorla almak, kapıp kaçırmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'nütekhattaf' ifadesi, müşriklerin İslam'ı kabul etmeleri halinde düşmanları tarafından yurtlarından zorla çıkarılacakları, can ve mallarının tehlikeye gireceği korkusunu dile getirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, bu kelimenin mecazi olarak 'bir yerden hızla ve zorla uzaklaştırılmak' anlamında kullanıldığını ifade eder. Müşriklerin bu endişesi, o dönemdeki siyasi ve sosyal koşullar altında, yeni bir dine geçmenin getireceği dışlanma ve saldırı riskini yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'haram' kelimesinin 'yasaklanmış, dokunulmaz kılınmış' anlamına geldiğini ve özellikle Mekke için kullanıldığında, buranın kutsallığı ve güvenliği nedeniyle savaşmanın ve kan dökmenin yasak olduğu bir bölgeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'haremâ âminen' ifadesi, Allah'ın Mekke'ye bahşettiği bu özel statüyü vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'haram'ın 'saygı duyulan, dokunulmaz kılınan yer' olduğunu ve bu vasfın Mekke'ye Allah tarafından verildiğini açıklar. Ayet, müşriklerin 'yurdumuzdan ediliriz' endişesine karşılık, zaten Allah'ın onlara güvenli ve dokunulmaz bir yurt bahşettiğini hatırlatır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ceby' fiilinin 'bir şeyi toplamak, bir araya getirmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yücbâ ileyhi semerâtü külli şey'in' ifadesi, Mekke'nin etrafındaki çorak topraklara rağmen, Allah'ın lütfuyla her türlü ürünün ve nimetin buraya akın ettiğini, toplandığını anlatır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ceby' kelimesinin 'vergi toplamak' anlamında da kullanıldığını ancak burada daha genel olarak 'çeşitli yerlerden bir araya getirmek, toplamak' anlamında olduğunu ifade eder. Bu, Mekke'nin ticari ve coğrafi konumu sayesinde dışarıdan gelen mallarla zenginleşmesini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'rizk' kelimesinin 'Allah'ın canlılara bahşettiği her türlü geçim kaynağı, nimet' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'rizkan min ledünnâ' ifadesi, Mekke'ye gelen tüm bu ürünlerin ve sağlanan güvenliğin doğrudan Allah'ın katından bir lütuf ve ihsan olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rizk' kavramının Kur'an'da sadece maddi geçim kaynaklarını değil, aynı zamanda manevi nimetleri ve Allah'ın genel lütfunu da kapsadığını belirtir. Ayette, Mekke'nin güvenliği ve bereketinin, müşriklerin endişelerinin aksine, Allah'ın onlara bahşettiği büyük bir rızık olduğunu gösterir.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ بَطِرَتْ مَعِيشَتَهَا فَتِلْكَ