Veyevme yunâdîhim feyekûlu eyne şurakâ-iye-lleżîne kuntum tez'umûn(e)
Allah'ın onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?" diyeceği günü hatırla!
O gün Allah onları çağırarak, "Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz, hani nerede?" diyecektir.
Kasas Suresi 62. ayet, kıyamet gününde Allah'ın müşriklere yönelttiği bir sorgulamayı tasvir etmektedir. Ayet, Allah'a ortak koşmanın anlamsızlığını ve bu ortakların o gün hiçbir güç ve varlık gösteremeyeceklerini vurgulamaktadır. Dilbilimsel olarak, 'nida', 'şürekâ' ve 'za'm' kavramları, ilahi otorite, şirk inancının temelsizliği ve batıl iddiaların boşluğunu ifade etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nida (نداء), uzaktan çağırmak, seslenmek anlamına gelir. Ayetteki 'yünâdîhim' ifadesi, Allah'ın o gün, kendilerine ortak koşanlara hitaben, onların dikkatini çekmek ve sorgulamak amacıyla yüksek sesle seslenmesini ifade eder. Bu, ilahi bir sorgulama ve hesap verme anının başlangıcını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Nida, bir şeyi talep etmek veya bir şeye dikkat çekmek için yapılan çağrıdır. Ayetteki 'yünâdîhim', Allah'ın müşriklere, ortak koştukları varlıkların nerede olduğunu sormak üzere yaptığı bir çağrıdır. Bu, mecazi olarak, onların inançlarının boşluğunu yüzlerine vurma anlamı taşır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Nida, bir kimseyi seslenerek çağırmaktır. 'Yünâdîhim' fiili, Allah'ın kıyamet günü, ortak koşanlara yönelik doğrudan ve açık bir hitabını ifade eder. Bu hitap, onların dünyadaki iddialarının geçersizliğini ortaya koyan bir sorgulama niteliğindedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şirk (شرك), bir şeyi iki veya daha fazla kişi arasında paylaştırmak veya bir şeye ortak olmak demektir. 'Şürekâî' kelimesi, Allah'ın ilahlık ve rububiyetinde ortak koşulan, O'nunla birlikte ibadet edilen veya O'na denk tutulan varlıkları ifade eder. Ayetteki kullanım, bu ortakların aslında hiçbir güce sahip olmadıklarını ve Allah'ın tekliğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Şirk, Allah'a ortak koşmak, O'nunla birlikte başka ilahlar edinmektir. 'Şürekâî' ifadesi, müşriklerin Allah'a ortak koştukları putları, melekleri veya diğer varlıkları kapsar. Ayetteki sorgulama, bu ortakların o gün hiçbir fayda sağlayamayacaklarını ve varlıklarının anlamsızlığını ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Şirk kavramı, Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve Allah'ın mutlak birliğini (tevhid) ihlal eden her türlü inanç ve davranışı ifade eder. 'Şürekâî' kelimesi, bu şirkin somut nesnelerini veya varlıklarını temsil eder. Ayetteki bağlamda, bu ortakların kıyamet günü hiçbir varlık gösterememesi, şirkin temelsizliğini ve boşluğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Za'm (زعم), bir şeyi kesin bilgiye dayanmaksızın iddia etmek, zannetmek veya söylemektir. 'Tez'umûne' fiili, müşriklerin Allah'a ortak koştukları varlıkların ilah olduğuna dair asılsız ve temelsiz iddialarını ifade eder. Bu iddialar, gerçekle örtüşmeyen, sadece zan ve vehimden ibaret olan inançlardır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Za'm, bir şeyi kesin bilgi olmaksızın söylemek veya inanmaktır. 'Tez'umûne' kelimesi, müşriklerin, ortak koştukları varlıkların kendilerine şefaatçi olacağı veya onlara fayda sağlayacağı yönündeki boş ve mesnetsiz iddialarını belirtir. Ayet, bu iddiaların kıyamet günü hiçbir geçerliliğinin olmadığını gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Za'm kelimesi Kur'an'da genellikle olumsuz bir bağlamda, gerçeğe dayanmayan, zan ve vehim üzerine kurulu iddiaları ifade etmek için kullanılır. 'Tez'umûne' fiili, müşriklerin Allah'a ortak koşma eylemlerinin, sağlam bir delile değil, sadece kendi kuruntularına dayandığını vurgular. Bu, onların inançlarının ne kadar zayıf ve temelsiz olduğunu ortaya koyar.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Görüldüğü gibi bu Âyet-i Kerime de, (Allah) nida edecek: İfadesini başka bir makam olan Ahadiyyet bildirmektedir. Dünya da iken bana "Zanda bulunduğunuz Benim ortaklarım nerede?"diyecek. Olduğunu da O bilmektedir.