Veyevme yunâdîhim feyekûlu mâżâ ecebtumu-lmurselîn(e)
Allah'ın onlara seslenerek, "Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla."
O gün Allah onları çağırıp "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" diyecektir.
Kasas Suresi 65. ayet, kıyamet gününde Allah'ın insanlara peygamberlere verdikleri cevabı soracağını bildiren bir sahneyi tasvir etmektedir. Ayet, 'nida', 'icabet' ve 'irsâl' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi sorgulama ve sorumluluk bilincini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nida (نداء), yüksek sesle çağırmak, seslenmektir. Ayetteki 'yünâdîhim' ifadesi, Allah'ın kıyamet gününde insanlara yönelttiği, dikkatlerini çeken ve onları sorgulamaya hazırlayan bir çağrıyı ifade eder. Bu, sadece bir seslenme değil, aynı zamanda bir uyarı ve hesap sorma başlangıcıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Buradaki 'yünâdîhim' mecazi bir kullanımdır; Allah'ın onlara hitap etmesi, onlara söz söylemesi anlamındadır. Bu, bir çağrı ve sorgulama başlangıcıdır, zira Allah'ın sesi doğrudan işitilmez, ancak O'nun kelamı ve emri onlara ulaşır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Nida kavramı, Kur'an'da genellikle bir uyarı, davet veya sorgulama amacıyla kullanılır. Bu ayetteki 'yünâdîhim', Allah'ın insanları hesap vermek üzere huzuruna çağırması ve onlara yönelttiği önemli bir soruyu ifade etmesi bağlamında ele alınmalıdır. Bu, ilahi otoritenin bir tezahürüdür.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İcabet (إجابة), bir davete veya soruya karşılık vermektir. Ayetteki 'ecibtüm' ifadesi, peygamberlerin tebliğlerine ve davetlerine karşı insanların takındığı tavrı, verdikleri cevabı sormaktadır. Bu cevap, ya iman ve itaatle ya da inkâr ve isyanla olabilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cevap (جواب), bir söz veya fiile karşılık vermektir. 'Ecibtüm' kelimesi, peygamberlerin getirdiği ilahi mesaja karşı insanların kalben ve amelen nasıl bir tutum sergilediklerini, bu mesaja uyup uymadıklarını sorgulamaktadır. Bu, sadece sözlü bir cevap değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi tercihidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İcabet kavramı, Kur'an'da Allah'ın veya peygamberlerin çağrısına olumlu karşılık vermeyi, itaat etmeyi ifade eder. Bu ayetteki 'ecibtüm', insanların peygamberlerin davetine karşı gösterdikleri ahlaki ve dini sorumluluğu, bu çağrıya ne ölçüde kulak verdiklerini ve gereğini yerine getirdiklerini sorgulamaktadır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Mürsel (مرسل), gönderilmiş demektir. 'el-Mürselîn' ise Allah tarafından insanlara doğru yolu göstermek, ilahi mesajı tebliğ etmek üzere gönderilen peygamberleri ifade eder. Ayetteki sorgulama, bu elçilerin getirdiği mesaja karşı insanların sorumluluğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Resul (رسول), bir mesajla gönderilen kişidir. 'el-Mürselîn' kelimesi, Allah'ın insanlara gönderdiği, O'nun emir ve yasaklarını, vaat ve tehditlerini bildiren, yol gösteren peygamberler topluluğunu ifade eder. Bu ayette, onların tebliğlerine verilen cevabın önemi vurgulanır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Resul, Allah ile kulları arasında elçilik yapan, vahiy getiren kimsedir. 'el-Mürselîn' ifadesi, peygamberlerin ilahi bir görevle donatılmış olduklarını ve onların davetinin aslında Allah'ın daveti olduğunu gösterir. Dolayısıyla onlara verilen cevap, Allah'a verilen cevap hükmündedir.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
O mahşer gününde dünyada yapılan fiillerin değerlendirilmesi yapıldığında resûllere, ne cevap verdiniz?" diyecek.
فَعَمِيت عَلَيْهِمُ الأنباءُ يَوْمَئِذٍ فَهُمْ لا يَتَسَاءَلُونَ
(Fe amiyet aleyhimul enbâu yevme izin fe hum lâ yetesâelûn.)