Verabbuke ya'lemu mâ tukinnu sudûruhum vemâ yu'linûn(e)
Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir.
Rabbin, onların, sinelerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
Bu ayet, Allah'ın insan kalplerinin en derin sırlarını ve dışa vurdukları her şeyi eksiksiz bildiğini vurgular. 'Gizlemek' ve 'açığa vurmak' fiilleri, ilahi bilginin kapsamını ve insan davranışlarının hem içsel hem de dışsal boyutlarını kuşattığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim, bir şeyin hakikatini idrak etmektir. Allah için kullanıldığında, O'nun her şeyi kuşatan, gizli ve açık hiçbir şeyin O'na gizli kalmadığı mutlak bilgiyi ifade eder. Ayetteki 'ya'lemu' fiili, Rabbin kalplerin gizlediklerini ve açığa vurduklarını tam olarak bildiğini, bu bilginin şüpheye mahal bırakmadığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu, 'ilm' kavramının Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biri olduğunu belirtir. Bu, sadece bilmek değil, aynı zamanda her şeyi kuşatan, mutlak ve önceden var olan bir bilgidir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın insan ruhunun en derin katmanlarına nüfuz eden ve dışa vuran her şeyi kapsayan bir bilgiye sahip olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Kenne (كَنَّ) fiili, bir şeyi örtmek, gizlemek, saklamak anlamına gelir. 'Tukinnu sudûruhum' ifadesi, kalplerin içinde barındırdığı, dışarıya yansıtmadığı düşünceleri, niyetleri ve sırları ifade eder. Ayette, Allah'ın bu gizli kalmış şeyleri dahi bildiği vurgulanır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'k-n-n' kökünün 'örtmek, gizlemek' anlamını mecazi olarak kalplerin sırlarını saklaması şeklinde açıklar. Ayetteki 'mâ tukinnu sudûruhum', insanların iç dünyalarında sakladıkları, kimseye açmadıkları her türlü düşünce ve duyguyu kapsar ve Allah'ın bu gizli bilgilere vakıf olduğunu belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'k-n-n' kökünün 'bir şeyi bir şeyin içine koyup gizlemek' anlamını detaylandırır. 'Tukinnu sudûruhum' ifadesi, kalplerin bir kap gibi içinde sakladığı, muhafaza ettiği, dışarıya sızdırmadığı her şeyi ifade eder. Bu, Allah'ın insanın en mahrem düşüncelerine dahi muttali olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sadr (صدر), göğüs anlamına gelir ve mecazi olarak kalbin, iç dünyanın, sırların ve niyetlerin merkezi olarak kullanılır. 'Sudûruhum' ifadesi, insanların iç alemlerini, gizli düşüncelerini ve duygularını temsil eder. Ayette, Allah'ın bu iç dünyada saklanan her şeyi bildiği vurgulanır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sadr'ı kalbin ve ruhun bulunduğu yer olarak tanımlar ve genellikle sırların, niyetlerin ve inançların merkezi olarak mecazi anlamda kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'sudûruhum', insanların en derin, en mahrem düşüncelerini ve duygularını ifade eder ki, Allah bunları da bilir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): A'lene (أَعْلَنَ) fiili, bir şeyi açığa çıkarmak, ilan etmek, duyurmak anlamına gelir. 'Yü'linûn' ifadesi, insanların sözleriyle veya eylemleriyle dışarıya yansıttıkları, başkaları tarafından bilinebilen her şeyi kapsar. Ayette, Allah'ın sadece gizli olanı değil, aynı zamanda açıkça ortaya konan her şeyi de bildiği belirtilir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'a-l-n' kökünün 'açık olmak, görünür olmak' anlamını vurgular. 'Yü'linûn' fiili, insanların söz, fiil veya tavırlarıyla ortaya koydukları, gizlemedikleri her şeyi ifade eder. Ayetteki kullanımı, Allah'ın insanların hem iç dünyalarındaki gizli niyetlerini hem de dışa vurdukları açık davranışlarını eksiksiz bildiğini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'i'lân' kelimesinin Kur'an'da 'açıkça bildirmek, duyurmak' anlamında kullanıldığını belirtir. 'Yü'linûn' fiili, insanların başkalarının da görebileceği, duyabileceği şekilde ortaya koydukları her türlü söz ve eylemi ifade eder. Bu, Allah'ın bilgisinin hem gizliyi hem de açığı kapsadığını pekiştirir.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Senin Rabbin, derken kastedilen Muhammed (s.a.v.) Efendimizdir. O’nun Rabb’ı ise “Rabbül erbab” olan Allahtır, o ise insanları içten ihata-sarmış olduğundan sinelerinde gizli olan şeyi ve dıştan da ihata-sarmış olduğundan alenî olan (gizlemedikleri) şeyi de bilir.”