İçeriğe atla
Ankebût 1Cüz 20 · Sayfa 396

Ankebût Sûresi 1. Âyet

العنكبوت

Sohbete sor

Elif-Lâm-Mîm

Elif Lam Mim.

Ankebût Sûresi

الم {العنكبوت/1}(29/1) Elif-Lâm-Mîm Elif-Lâm-Mîm (29/1)


Hurufu mukatta denilen bu harfleri zâhir alim tarafından Efendimiz (s.a.v.) ile Allah c.c. arasında bir şifre olarak kabul ederler. İrfan ehli olan ehlullah tarafından ise bu harfler tevil edilmiştir. Elif; Ahadiiyet, Lâm; Uluhiyet, Mîm; Hakikat-i Muhammediye ve âlemim koordinatları olarak nitelendirilmiştir. (Murat Derûni)

* Elif Lâm Mîm Bazı Âlimler bu harflere huruf-u mukatta’a(kat’i harfler) demişler yani Hz. Allah ile Hz. Rasûlullah arasında şifredir bunlar demişler ve birçokları hakikatini Allah bilir diyerek üzerinde çok fazla durmamışlardır, fakat Ehlullah’tan bazılarıda bunlara değişik mânâlar vermişlerdir, en geniş anlamda şöyledir:

Elif: (ا) Ahadiyyet mertebesidir, Elif (ا) meydana gelmişse tecelli olmuş demektir, o tecelli de A’mâ’dan çıkan ilk tecellidir. Ahadiyyet mertebesinin ilk tecellisinin özelliği ise, Cenâb-ı Hakk’ın halinin orada hûviyeti ve inniyeti (benliği) yönüyle biliniyor olmasıdır. Nasıl ki bizim nüfus cüzdanlarımız küçük fakat herşeyimiz onun içinde, kaynağımız içinde, işte Cenâb-ı Hakk’ın inniyyeti ve hûvviyyetiyle zuhurda olduğu yer de Ahadiyyet mertebesidir. On iki noktadan meydana gelmektedir, bun-ların yedi tanesi “etturu seb’a (yedi tur)” yani yedi nefis mertebesi, beş tanesi hazerat-ı hamse yani beş hazret mertebesidir.

Lâm: (ل ) Lâhut, Ulûhiyyet âlemi yani bütün bu âlemlerdir. On iki noktadan meydana gelen Elif harfinin kıvrımıdır, yani aslı Elif’tir.

Mim: (م) Hakkikat-i Muhammedi’dir. Mim harfi de aynı şekilde bir göz ve bir kuyruk yapılmış Elif harfidir. Ahadiyet mertebesinin tecellisi Ulûhiyyet mertebesi, Ulûhiyyet mertebesinin tecellisi Hakkikat-i Muhamme-diyye’dir, yani hamd mertebesidir.

Elif, Lâm, Mim’in bu âlemlerin şifresi yani âlemlerin koordinatları olduğunu söyleyen âlimler olmuştur, bu söylem şu anda henüz tespit edilmiş değildir fakat bir gün gelecek bu da tespit edilecektir. Kûr’ân-ı Kerîm’in bütün mânâlarıyla beraber herşeyi ortaya çıkmış değildir, zâhiri ilimler yani teknik ilerledikçe, insândaki bilgi ilerledikçe, fezada yeni keşifler oldukça, Kûr’ân-ı Kerîm’in Âyetlerinde okuduğumuz Âyetler için, evet bu bunu ifade ediyormuş diyerek müşahede haline geçiliyor, bu sayede bilgimiz daha da güçleniyor. Elif, Lâm, Mim’in İnsân-ı Kâmil’in bir ismi olduğu da söylenmiştir, doğrudur, çünkü bütün bu âlemler insân ismi altında hâlkedildi ve İnsân-ı Kâmil bütün bu âlemlerin aldığı isimdir.[5]

(29) 28 harf ve mertebe olan Muhammediyet mertebesine yakînlık hâli olan alfabede yeri olmayan ama yazıya girince oluşan (ﻻ) “Lâm Elif” yani “Yokluk-Adem-Hiçlik” ve bunun tersinini idrâk edip Hakk’ın eli olan (ﻻ) “Elif Lam” ile (ال) “EL” hakîkatlerini bünyesinde bulunduran Kûr’ân’ı nâtık olan İnsân-ı Kâmil-Kâmil İnsân’dır. 29. Sure (سورة العنكبوت) “Ankebut-Örümcek Sûresidir”. Kafasında şartlanmalar olan, gönlünde heva kuşu dolaşan Aşk mağarasında bulunan Ma’şûk ve Âşık olan Hazreti Muhammed (s.a.v.) ve “Tasdik edicisi olan Sıddıkıyet” makamlarını göremez, iki rek’atlık zâhir ve bâtın namazı olan An-ı dâimde Senlik-benlik davasıyla uzakların uzaklarına tard edilip. Bu Kûr’ân-ı nâtıkı okuya- mazlar. Ancak (ك) “Ke” sende ki (ان) “ben” hakîkatine erenler (كُن فَيَكون) “Kün feyekün” olan İnsân-ı Kâmil’i okuyabilirler…[6] (Murat Derûni)