İçeriğe atla
Ankebût 2Cüz 20 · Sayfa 396

Ankebût Sûresi 2. Âyet

العنكبوت

Sohbete sor

Ehasibe-nnâsu en yutrakû en yekûlû âmennâ vehum lâ yuftenûn(e)

İnsanlar, "İnandık" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.

Ankebût Sûresi

“Ehasibe-nnâsu en yutrakû en yekûlû âmennâ vehum lâ yuftenûn(e)” İnsanlar, “inandık” demekle bırakılacaklarını ve imtihan edilmeyeceklerini mi zannederler. (29/2)


Cenâb-ı Hakk, Kûr’ân-ı Keriym’inde insânı :

1 – İnsân,

2 – Halife,

3 – Beşer,

4 – Nefs,

5 – Âdem, isimleriyle beş ayrı vasıfta tanıtmış.

Bizler kendimizi ifade ederken insân vasfını kullanır olmuşuz.

Halbuki Cenâb-ı Hakk bizden bahsederken, Kûr’ân-ı Keriym’inde en çok “nefs” ifadesini kullanmıştır. Bizler dahi ceplerimizde taşıdığımız “nüfus” yani “nefs”ler kağıdı ile kendimizi ispatlamaktayız. Neden acaba nüfus cüzdanla-rımıza “insân cüzdanı” denmemiş de “nüfus cüzdanı” den-miştir?

Yaklaşık olarak baktığımızda; Kûr’ân-ı Keriym’de insân’a

- 283 yerde nefs,

- 57 yerde insân siz’li, sizler gibi çoğul olarak,

- 37 yerde insân tekil olarak,

- 24 yerde Âdem,

- 14 yerde beşer,

- 6 yerde halife olarak hitab edilmiştir.

Görüldüğü gibi çok büyük farkla insân, nefs olarak tanıtılmış, bu da bize bu sözcüğün insân üzerinde ne kadar çok faaliyette olduğunu göstermektedir.[7]


NOT= Bu hesaplamalar (1985) senelerinde bir hayli zorluklar içerisinde Kûr’ân-ı Keriym-in bütün sayfaları bir bir taranıp uzun mesâiler yapılıp araştırılarak elde ettiğimiz değerler idi. Vâh’y ve Cebrâil (a.s.) isimli kitabımızın 127/128 inci sayfalarında da belirttiğimiz bu Tablo ve değerlendir-meler daha sonra yaptığımız bilgisayar çalışmalarında bazı eksiklikleri görüldüğünden bu hususta yeniden bir çalışmaya başladık. Değişik yöntemlerle ve değişik yönlerden yaptığımız uzun çalışmalar neticesinde eski araştırmaları-mızın üzerine ilâveten bu hususta çok daha geniş kapsamlı bilgilere ulaştık. Gerçekten hayret verici bu bilgi ve dökümanları aşağıda hep birlikte görmeğe ve incelemeğe çalışalım. Aslında iki tablonun da neticeleri bir birine yakın görünmektedir.

Yeni tablomuzun oluşması şöyledir.

- 9 yerde; 1 – Halife. İsmi, lâkabı’dır. (Halifetullah)

- 39 yerde 2 - Beşer. İsmi, tebşir edilen, zâtî tecelli ile müjdelenendir.

- 25 yerde 3–Âdem. İsmi, Hakikat-i Muhammedi’nin ilk zâtî zuhur mahallidir.

- 3 yerde 4- İns olarak geçmektedir.

- 58+1 yerde 4 – İnsân. İsmi, aslî ismidir. (Tekil olarak geçmektedir.)

- 249 yerde 4 - İnsân. İsmi, aslî ismidir. (Çoğul olarak geçmektedir.)

- 294 yerde 5–Nefs, İsmi ise, yaşam sahasının faaliyet ismidir, hisler ve duyguların kaynağıdır diyebiliriz. Bu isimlerle beş ayrı vasıfta tanıtmıştır.

- Genel olarak 311 yerde İnsân. İsmi ile vasfedilmiştir.

Bu sayısal değerlerin de gelecek kitaplarımız da yaptığımız hesaplamalarla ne kadar çok on üç e bağlı olduğu çok açık olarak görülecektir. Burada tekrarına lüzüm görmedik. Zaten ilk bakışta bile on üçlerin ne kadar aşikâre oldukları görülmektedir. Diğerleri için ise biraz araştırma ve inceleme yapmak gerekecektir. “ İz- -T-B- ”


İnsân isen gel maşuku seyret.

Fâni vücûd’u bâki’ye devret.

Mahbûb’u Hakk’sın ilminde zevket.

Yorulma gitme celâl’e doğru. N.T.

İnsan “nefs” ile adlandırıldığı sürece bahsedilen imtihan devam etmetedir. Seyr-i süluk ile nefsi natıka[8]dan, hayvan-ı natıka ve insan-ı natıka seviyesine terakki edebilirse bu imtihanı gönül âlemi genişlediği için daha olay atlatacak ve Nusret Babam r.a. dediği gibi “İnsan” seviyesine geldiği zaman bu tecellilerin Hakk’tan geldiğini idrak ve müşahade edip Maşuk’u seyredecektir. (Murat Derûni)


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)