İçeriğe atla
Ankebût 22Cüz 20 · Sayfa 398

Ankebût Sûresi 22. Âyet

العنكبوت

Sohbete sor

Vemâ entum bimu'cizîne fî-l-ardi velâ fî-ssemâ-/(i)(s) vemâ lekum min dûni(A)llâhi min veliyyin velâ nasîr(in)

Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

Ankebût Sûresi

Vemâ entum bimu’cizîne fî-l-ardi velâ fî-ssemâ-/(i) vemâ lekum min dûni(A)llâhi min veliyyin velâ nasîr(in) (29/22) Siz, yerde de gökte de (Allah’ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır. (29/22)


Nasıl ki yaşadığımız dünyanın bir gökyüzü ve yeryüzü vardır. Bizlerinde gönlümüz, gökyüzü ve beden arzımız ise yeryüzümüzdür. “Ne varsa âlemde o ver Âdemde” denildiği gibi insan camii ismi ile her şeyi bünyesinde bulundurur. Hazreti Ali k.v.c. “sen kendini küçük bir ciism sanırsın ama büyü âlem sende gizli”[23] demiştir. (Murat Derûni) Veli ismiyle Allah orada zuhur etmiştir. Veli ismi imân edenlerde onları zulmetten Nur’a çıkarmak için zuhura geliyor yani cehlinden akiline çıkarmak için.

Dünyada en büyük zulmet yani karanlık beşeri yönde insânın kendisini var zannetmesi ve kendi beşeriyetine varlık vermesi ve bunu vermekle kendisini ilâh edinmiş olmasıdır işte bundan büyük zulmet olmaz.

Dünya zaten tabiat zulmetinde yoğun olduğundan bunu da var zannetmek Nûr’a en büyük perdedir ve Veli ismi dışında başka türlüde bu zulmetten Nûr’a çıkmanın imkân ve ihtimali yoktur, hafız ol her gün bir hatim oku, burasını bin defa oku bunun tahakkuku mümkün değildir okumanın o mertebedeki kazancı neyse onu kazanırsın orası ayrı konudur.

Onlar yarasalar gibi karanlıktan hoşlanırlar Nûr onların gözlerini alır ve işte onlarda Nûr’dan zulmete götürürler, tasavvuf eğitimi alıp daha henüz müşahedesi olmayan birisinin şeriat ehlinin sohbetine katılması da aynı şeydir.

Nefsi emmâre ateşinin ehli bunlardır işte, Nûr’dan zulmete düşenler. Bunu genel mânâda düşünürsekte aynı şeydir, Cenâb-ı Hakk bizi Nûr’dan hâlketti getirdi bu zulmetin içine bıraktı işte bizler zulmette kalırsak zâten ateş ehli oluyoruz. “ İz- -T-B- ”


Yolumuza “Gökyüzü İnsanları araştırması” ile devam edelim, Diyanet Meali:

29.22 - Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

29.22 - Siz de âciz bırakacak değilsiniz size de ne Yerde ne Gökte, Allahdan başka ne bir veliy ne de bir nâsir yoktur.


Görüldüğü gibi bu ayet-i kerimenin içinde gizli olan gökyüzü insan-dabbe’leri olduğunu anlamamak mümkün değildir.

Çünkü!

“Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz.” Hükmü içinde “siz” ifadesi yerde ve gökte olan bizim gibi varlıkları işaret etmektedir.

Ayrıca!

“Sizin Allah'tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.”

“veli-dost” ve “nasır-yardımcı” kelimeleri ve manaları insan nesline ait olan tabirlerdir. O halde, mana şöyle olmaktadır. Yeryüzündeki ve gökyüzündeki sizler ve sizlerin benzeri “sülâleler ve nesiller”den hiç birileri Allaha karşı gelipte, onu aciz bırakmalarının mümkün olmadığı, açık olarak belirtilmektedir. Anlaşıldığına göre “gökyüzü” insan-dabbe, sülâle ve nesillerinin içinde de, ilâhlık iddia edenlerin varlığı böylece belirtilmektedir. Bunlara karşı Rabb-imiz bizi bilgilendirmektedir. [24] “ İz- -T-B- ”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)