İnnâ munzilûne ‘alâ ehli hâżihi-lkaryeti riczen mine-ssemâ-i bimâ kânû yefsukûn(e)
Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.
"Biz şüphesiz bu memleket halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık (feci) bir azab indireceğiz."(dediler).
Ankebut Suresi 34. ayet, Lut kavmine indirilecek azabı ve bunun sebebini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, ilahi cezanın mahiyetini ve bu cezanın kavmin ahlaki yozlaşmasıyla olan doğrudan ilişkisini vurgulayan anahtar kavramlar içermektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nüzûl' kelimesini bir şeyin yüksek bir yerden aşağıya inmesi olarak tanımlar. Bu ayette 'munzilûn' (indirenler) kelimesi, Allah'ın emriyle elçilerin, Lut kavmine azabı indirme eylemini ifade eder. Bu, ilahi iradenin bir tezahürü olarak azabın gökten gelmesini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'inzâl' fiilinin mecazi olarak bir şeyi takdir etmek veya hükmetmek anlamında da kullanılabileceğini belirtir. Ayetteki 'munzilûn' ifadesi, elçilerin Allah'ın takdiri ve hükmü doğrultusunda azabı gerçekleştireceklerini, yani bu azabın ilahi bir karar olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'inzâl' kavramının genellikle ilahi vahyin veya ilahi bir lütfun (yağmur gibi) indirilmesi için kullanıldığını, ancak bazen de ilahi bir cezanın indirilmesi için de kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'munzilûn' kelimesi, ilahi bir cezanın, yani 'ricz'in, ilahi bir eylemle yeryüzüne indirileceğini açıkça ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'karye' kelimesinin Arapçada hem küçük yerleşim yerleri (köy) hem de büyük yerleşim yerleri (şehir) için kullanılabileceğini belirtir. Bu ayette 'hâzihi'l-karye' ifadesi, Lut kavminin yaşadığı belirli bir yerleşim yerini işaret eder ve bu yerin azaba uğrayacak olan halkını temsil eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'karye' kelimesinin asıl anlamının 'toplamak, bir araya getirmek' olduğunu ve insanların bir araya toplandığı yerleşim yerlerine bu ismin verildiğini açıklar. Ayetteki 'karye', sadece coğrafi bir mekanı değil, aynı zamanda o mekanda yaşayan ve ortak bir ahlaki yozlaşma içinde olan topluluğu da ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'karye' kelimesinin Kur'an'da genellikle ahlaki bir çöküş yaşayan ve ilahi azaba müstahak olan toplulukları ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette de 'karye' kelimesi, Lut kavminin yaşadığı ve işledikleri günahlar sebebiyle azaba uğrayacak olan topluluğu ve onların meskenini simgeler.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ricz' kelimesinin 'azap' ve 'pislik' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette 'ricz' kelimesi, Lut kavminin işlediği günahlar neticesinde onlara indirilecek olan ilahi ve şiddetli bir cezayı ifade eder. Bu ceza, onların ahlaki pisliklerinin bir karşılığıdır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ricz'in hem maddi hem de manevi pislikleri ve bu pisliklerin getirdiği azabı kapsadığını açıklar. Ayetteki 'ricz', Lut kavminin ahlaki yozlaşmasının bir sonucu olarak onlara musallat olacak olan ilahi azabın şiddetini ve kaçınılmazlığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ricz' kavramının Kur'an'da genellikle ilahi bir ceza, musibet veya pislik anlamında kullanıldığını ve bu cezanın genellikle ahlaki bir sapkınlığın sonucu olduğunu belirtir. Ankebut 34'teki 'ricz', Lut kavminin işlediği büyük günahlar nedeniyle hak ettikleri ilahi cezayı ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fısk' kelimesinin asıl anlamının 'hurmanın kabuğundan çıkması' olduğunu ve mecazi olarak da 'Allah'ın emrinden çıkmak, doğru yoldan sapmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yefsukûn' (fısk işliyorlardı) ifadesi, Lut kavminin Allah'ın sınırlarını aşan, ahlaki ve dini normlardan tamamen uzaklaşan davranışlarını açıklar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'fısk'ı 'itaatten çıkmak ve günah işlemekte ısrar etmek' olarak tanımlar. Bu ayette 'yefsukûn' kelimesi, Lut kavminin sadece bir kez değil, sürekli olarak Allah'ın emirlerine karşı gelerek büyük günahlar işlediğini ve bu durumun onların azaba müstahak olmalarının temel sebebi olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'fısk' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'a karşı gelme, isyan etme ve ahlaki yozlaşma anlamında kullanıldığını vurgular. Ankebut 34'teki 'yefsukûn', Lut kavminin işlediği cinsel sapkınlıklar ve diğer ahlaki bozukluklar nedeniyle ilahi azabı hak ettiklerini açıkça ortaya koyar.
Ankebût Sûresi
“İnnâ munzilûne ‘alâ ehli hâzihi-lkaryeti riczen mine-ssemâ-i bimâ kânû yefsukûn(e)” (29/34) Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. (29/34)