Âl-i İmrân Sûresi 130. Âyet
آل عمران
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ te/kulû-rribâ ad'âfen mudâ'afe(ten)(s) vettekû(A)llâhe le'allekum tuflihûn(e)
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Bu ayet, müminlere faizin kat kat alınmasını yasaklayarak ekonomik adaletsizliğe karşı bir uyarıda bulunmaktadır. Anahtar kavramlar, faizin niteliğini, bu yasağın amacını ve müminlerden beklenen takva ile kurtuluş ilişkisini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman (أمن), kalbin tasdiki ve güven duymasıdır. Ayetteki 'âmenû' ifadesi, Allah'ın emirlerine teslim olan ve O'na güvenen kişilere hitap edildiğini gösterir ki bu da faiz yasağının muhataplarını belirler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İman, Kur'an'da sadece bir inanç değil, aynı zamanda bir eylem ve sorumluluk yükleyen bir bağlılık olarak ele alınır. 'Ey iman edenler' hitabı, bu bağlılığın gereği olarak faizden sakınma emrini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Riba (الربا), asıl malın üzerine eklenen fazlalıktır. Ayetteki 'lâ te'külû'r-ribâ' ifadesi, bu fazlalığın haksız kazanç olduğunu ve tüketilmesinin yasaklandığını belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Riba, malın artması ve çoğalmasıdır. Kur'an'da bu kelime, özellikle borç ilişkilerinde haksız yere alınan fazlalığı ifade eder ve bu ayetteki 'kat kat' ifadesiyle bu artışın boyutuna dikkat çekilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Riba kelimesinin kök anlamı 'artmak, çoğalmak'tır. Kur'an'da ise bu artışın belirli bir bağlamda, yani borç ilişkilerinde haksız kazanç olarak kullanılması yasaklanmıştır. Ayetteki 'kat kat' vurgusu, bu yasağın şiddetini artırır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Da'f (ضعف), bir şeyin misli kadar artmasıdır. 'Ed'âfen mudâ'afe' ifadesi, faizin sadece bir miktar artışla kalmayıp, katlanarak çoğalmasını, yani bileşik faizi veya aşırı faizciliği ifade eder. Bu, yasağın şiddetini ve faizin toplumsal zararlarını vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Bu ifade, faizin sadece bir defa değil, defalarca katlanarak artırılmasını anlatır. Ayetteki bu kullanım, faizin zamanla borçluyu ezici bir yük altına sokan yapısına işaret eder ve bu tür bir sömürünün yasaklandığını belirtir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Takva (تقوى), Allah'ın azabından sakınmak ve O'nun emirlerine riayet etmektir. Ayetteki 'vettekullâh' emri, faiz yasağına uymanın Allah'a karşı sorumluluğun bir gereği olduğunu ve bu yasağa uymanın takvanın bir göstergesi olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Takva, Kur'an'da sadece korku değil, aynı zamanda Allah'ın rızasını kazanma ve O'nun çizdiği sınırlara riayet etme bilinci olarak ele alınır. Faiz yasağına uymak, bu takva bilincinin pratik bir tezahürüdür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Felâh (فلاح), dünya ve ahiret saadetine ulaşmaktır. Ayetteki 'leallekum tüflihûn' ifadesi, faizden sakınmanın ve takvalı olmanın nihai sonucunun dünya ve ahirette kurtuluş ve başarı olduğunu belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Felâh, istenilen şeye ulaşmak ve korkulan şeyden kurtulmaktır. Bu ayette, faizden sakınma ve takva gösterme eylemlerinin, müminleri hem dünyevi sıkıntılardan hem de ahiretteki azaptan kurtararak gerçek başarıya ulaştıracağı vaat edilmektedir.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(130) (Ya eyyühelleziyne amenu lâ te'külürRiba ad'afen mudaafeten, vettekullahe lealleküm tüflihun;)
“Ey imân edenler! Kat kat artırılmış olarak fâiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.”