Âl-i İmrân Sûresi 150. Âyet
آل عمران
Beli(A)llâhu mevlâkum(s) vehuve ḣayru-nnâsirîn(e)
Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. O, yardımcıların en hayırlısıdır.
Hayır! Sizin mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.
Bu ayet, müminlere Allah'ın gerçek veli ve yardımcı olduğunu vurgulayarak, O'nun üstün yardım ediciliğini beyan etmektedir. Temel kavramlar, Allah'ın velayetini ve yardımını dilbilimsel ve semantik açıdan derinlemesine ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Allah lafzı, 'el-İlah' kelimesinden türemiş olup, tüm ilahi sıfatları kendinde toplayan, ibadet ve tazime layık olan tek varlığı ifade eder. Bu ayette, müminlerin yegane sığınağı ve yardımcısı olarak Allah'ın mutlak üstünlüğünü belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Allah kavramı, Kur'an'ın merkezinde yer alan, mutlak güç ve otorite sahibi, yaratıcı ve rızık verici varlığı ifade eder. Ayetteki kullanımı, müminlerin sadece O'na güvenmeleri gerektiğini, çünkü O'nun nihai güç ve yardım kaynağı olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Mevla kelimesi, 'veli' kökünden gelir ve 'yardımcı, sahip, efendi, işleri üstlenen' gibi anlamlara gelir. Ayetteki 'Mevlaküm' ifadesi, Allah'ın müminlerin işlerini üstlenen, onları koruyan ve onlara yardım eden yegane güç olduğunu mecazi bir anlatımla ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Veli kelimesi, 'yakınlık, dostluk, yardım' anlamlarını taşır. Mevla ise bu kökten türeyen ve 'işleri üstlenen, koruyucu, yardımcı' manalarına gelen bir isimdir. Ayetteki 'Mevlaküm' ifadesi, Allah'ın müminlere olan yakınlığını, dostluğunu ve onların tüm işlerini üstlenen yegane koruyucu olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Mevla, 'velayet' kökünden türemiş olup, 'bir işi üstlenen, sahip çıkan, yardım eden' anlamlarını içerir. Bu ayette, Allah'ın müminlerin gerçek sahibi, koruyucusu ve yardımcısı olduğunu, dolayısıyla başka birine güvenmelerine gerek olmadığını belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Hayr kelimesi, 'iyi, güzel, faydalı' anlamlarına gelir. 'Hayru'l-nâsirîn' ifadesi, Allah'ın yardım edenlerin en üstünü, en faydalısı ve en mükemmeli olduğunu belirtir. Bu, O'nun yardımının mutlak ve eşsiz olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hayr, 'iyilik, güzellik, fayda' anlamlarını taşır. 'Hayru'l-nâsirîn' terkibi, Allah'ın yardımının diğer tüm yardımlardan üstün ve daha etkili olduğunu ifade eder. O'nun yardımı, eksiksiz ve tamdır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Nasr kökü, 'yardım etmek, desteklemek' anlamlarına gelir. 'Nâsirîn' ise yardım edenler demektir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın yardım edenlerin en üstünü olduğunu, O'nun yardımının mutlak ve eksiksiz olduğunu ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Nasr, 'düşmana karşı destek olmak, galip gelmeye yardımcı olmak' anlamındadır. 'Nâsirîn' kelimesi, yardım edenleri ifade eder. Ayette, Allah'ın yardım edenlerin en hayırlısı olduğu belirtilerek, O'nun yardımının diğer tüm yardımlardan daha üstün ve yeterli olduğu vurgulanır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Nasr kelimesi, Kur'an'da sıklıkla 'ilahi yardım, zafer' anlamlarında kullanılır. 'Nâsirîn' ise bu yardımı sağlayanları ifade eder. Ayette, Allah'ın yardım edenlerin en üstünü olduğu belirtilerek, müminlerin O'nun yardımına güvenmeleri gerektiği mesajı verilir.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(150) (Belillâhu mevlâküm* ve HUve hayrun nâsırîn;)
“Hayır! Sizin mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.”