Âl-i İmrân Sûresi 158. Âyet
آل عمران
Vele-in muttum ev kutiltum le-ila(A)llâhi tuhşerûn(e)
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Bu ayet, ölümün iki farklı biçimi olan doğal ölüm ve şehitlik durumlarında dahi tüm insanların nihai olarak Allah'ın huzurunda toplanacağını vurgulayarak, ahiret inancının ve ilahi adaletin temel bir ilkesini ortaya koymaktadır. Kelimelerin kök anlamları, bu toplanmanın kaçınılmazlığını ve ilahi iradenin mutlaklığını pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mevt (موت), ruhun bedenden ayrılmasıyla canlılığın sona ermesidir. Ayetteki 'müttüm' ifadesi, kişinin eceliyle, doğal yollarla vefat etmesini ifade eder. Bu, ilahi takdirin bir parçası olarak gerçekleşen, irade dışı bir sonlanmadır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Mevt (موت), Kur'an'da genellikle canlılığın zıttı olarak kullanılır. Burada 'müttüm' ile kastedilen, savaş meydanında veya başka bir yerde doğal bir ölümle karşılaşmaktır. Bu, 'öldürülmek' fiilinden ayrılarak, kişinin kendi eceliyle ölmesini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Katil (قتل), bir canlının hayatına son vermektir. 'Kutiltüm' ifadesi, ayette özellikle savaş gibi durumlarda düşman eliyle cana kıyılmayı, yani şehit olmayı ifade eder. Bu, doğal ölümden farklı olarak dış bir etkenle gerçekleşen bir ölümdür.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Katil (قتل), bir şeyi yok etmek, ortadan kaldırmak anlamına gelir. Ayetteki 'kutiltüm' kullanımı, müminlerin Allah yolunda savaşırken düşman tarafından öldürülmesini, yani şehitlik mertebesine ulaşmasını belirtir. Bu, ilahi vaadin bir parçası olarak özel bir ölümdür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Haşr (حشر), bir topluluğu bir yerden başka bir yere sevk etmek veya bir araya getirmektir. 'Tuhşerûn' ifadesi, kıyamet gününde tüm insanların, ölmüş veya öldürülmüş olsalar da, hesap vermek üzere Allah'ın huzurunda toplanacaklarını kesin bir dille ifade eder. Bu, ilahi adaletin tecellisidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Haşr (حشر) kavramı, Kur'an'da genellikle kıyamet günü diriliş ve toplanma bağlamında kullanılır. 'Tuhşerûn' fiili, Allah'ın mutlak kudretiyle tüm varlıkların, ölüm şekillerine bakılmaksızın, O'nun katında bir araya getirileceğini vurgular. Bu, ahiret inancının merkezi bir unsurudur ve ilahi yargının kaçınılmazlığını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Haşr (حشر), insanları bir araya getirmek, toplamak demektir. Ayetteki 'tuhşerûn' ifadesi, ister doğal yollarla ölmüş olsunlar, isterse savaşta şehit düşmüş olsunlar, tüm müminlerin nihayetinde Allah'ın huzurunda toplanacaklarını ve O'nun hükmüne tabi olacaklarını belirtir. Bu, ölümden sonraki hayatın ve hesap gününün bir tasviridir.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(158) (Ve lein müttüm ev kutiltüm le ilAllahi tuhşerun;)
“Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.”