İçeriğe atla
Âl-i İmrân 184Cüz 4 · Sayfa 74

Âl-i İmrân Sûresi 184. Âyet

آل عمران

Sohbete sor

Fe-in keżżebûke fekad kużżibe rusulun min kablike câû bilbeyyinâti ve-zzuburi velkitâbi-lmunîr(i)

Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.

Âl-i İmrân Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(184) (Fein kezzebuke fekad küzzibe Rusulün min kablike câu Bil beyyinâti vezZübüri vel Kitabil müniyr;)

“Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık deliller, hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı.”

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ

يَوْمَ الْقِيمَةِ فَمَنْ زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ

فَقَدْ فَازَ وَمَا الْحَيَوةُ الدُّنْيَا الامَتَاعُ الْغُرُورِ

(185-) (Küllü nefsin zâikatül mevt* ve innemâ tüveffevne ücureküm yevmel kıyameti, femen zuhziha anin nâri ve udhılel cennete fekad faze* ve mel hayatüd dünya illâ metâul ğurur;)

“Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka birşey değildir.” Bu Âyetin başı her varlığın sonunu ifade etmektedir, nasıl ki her varlığın dünyada bir doğumu vardır işte bu doğumun son aşaması burada anlatılıyor.

Bu âlemde gördüğümüz her ne varsa bunların hepsi birer nefs, fakat insanın üzerinde var olan İlâhî nefstir. Burada bahsedilen tadma hakikati itibarıyla varlığa işaret etmektedir ve tad ifadesi her varlığa göre değişmektedir, her nefs kendi aslı itibarıyla nasıl bir hayat sürmüş ise ölürken onun tadını tadacaktır.

Kıyamet günündede neyi haketmişseniz onun ecirlerini alacaksınız, ama cehennem karşılığı ama cennet karşılığı

neyi haketmişse. Cehennemin yedi mertebe, cennetin ise sekiz mertebe olduğu belirtiliyor fakat cennet mertebelerinden biri zat cenneti olduğundan dört mertebeyi ifade etmektedir, yani onbir mertebe oluyor, oniki değil çünkü oniki ile onbirin ehli aynı cennette olacaklar çünkü her ikiside Hakikati Muhammedi, İnsân-ı Kâmil cennetleri olduğundan ikisi birlikte oluşmaktadır. Nefs mertebelerinde nefsi emmârede olan kişi dahi yapmış olduğu ibadetleri dolayısıyla birinci cennete yani efal cennetine girecek, işte bu aşamada nefs mertebelerini ters çevirip aşağıya doğru derecesini tuttuğumuzda nefsani yön ile bu mertebeleri uyguladığımızda cehennem mertebeleri oluşuyor, örneğin safiye nefs dediğimizde bu kişi Hakk’tan o kadar uzaklaşıyor ki artık kendi nefsaniyetinde saflaşıyor ve Hak ile hiç ilgisi kalmıyor, diğerleride bunun gibi. Bir ârife “nefsi emmâreden nasıl geçilir” diye sormuşlar o da “önce nefsi emmâreye nasıl gelinir onu öğrenelim” demiş.

Bugün herkes aynı haklara sahip ve kurallar herkes için geçerli o nedenle burası seçilmesi çok zor olan bir âlem, yaşantı, çünkü hepsi birbirinin içinde tanımak mümkün değil, tanımak için irfan ehli olmak lâzımdır veya onların ölçüleriyle bakmak lâzımdır.

Bir kimse Hakk yolunda gitmez ve kendini tanımaz ise dünya hayatı ancak bir aldanıştan, benlikten ibarettir. Hakikati İlâhî üzerinde çalışmalar yapmazsak vaktimizin çoğunu boşa geçirirsek aldanmış oluruz.