Âl-i İmrân Sûresi 194. Âyet
آل عمران
Rabbenâ veâtinâ mâ ve'adtenâ ‘alâ rusulike velâ tuḣzinâ yevme-lkiyâme(ti)(k) inneke lâ tuḣlifu-lmî'âd(e)
"Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va'dinden dönmezsin."
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(194) (Rabbenâ ve âtinâ mâ veadtena alâ RusuliKE ve lâ tuhzina yevmel kıyameti, inneKE lâ tuhlifül mî'âd;
"Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad ettiğini
ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Muhakkak sen verdiğin sözden dönmezsin".
Şeriat ve tarikat mertebesinde bu dua yapılır fakat hakikat ehli kader sırrını da bilir ve verecekse vereceğini de bilir ve kendisi için bir şey istemez, tabi istemez derken lisana getirmez fakat gönlünden geçirir, çünkü insanoğlu acziyyeti yönünden ihtiyaç sahibidir ki, Cenâb-ı Hakk’ta “İsteyin ki vereyim” diyor.