İçeriğe atla
Âl-i İmrân 193Cüz 4 · Sayfa 75

Âl-i İmrân Sûresi 193. Âyet

آل عمران

Sohbete sor

Rabbenâ innenâ semi'nâ munâdiyen yunâdî lil-îmâni en âminû birabbikum feâmennâ(c) rabbenâ faġfir lenâ żunûbenâ vekeffir ‘annâ seyyi-âtinâ veteveffenâ me'a-l-ebrâr(i)

"Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al."

Âl-i İmrân Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(193) (Rabbenâ innenâ semi'nâ münâdiyen yünâdiy lil îmâni en âminu Bi Rabbiküm fe âmennâ* Rabbenâ fağfir lenâ zünubenâ ve keffir annâ seyyiâtinâ ve teveffenâ maal' ebrâr;)

"Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize imân edin' diye imâna çağıran bir davetçi işittik, hemen imân ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, bizleri sana ermiş kullarınla beraber yanına al".” Bu Âyeti kerîme imân’ın birinci mertebesini anlatan Âyeti kerâme’dir. Bütün kelimeler biz olarak kullanılmıştır, yani burada çoğul bir imân anlayışı vardır ve efal mertebesinin imânıdır.

Aynı yapı içerisinde olan kişilerin birlikte seslenişleridir ve duyduk demeleri imân’ın duyuyla geldiğini göstermektedir, yani daha önce bu konulardan haberleri yok iken bir çağırıcıyı duymuşlar saf ve temiz bir inanışla imân etmişler. Şeriat ehli şeriata uydukları için nefsi

emmâreleri dizginlenmiş bir nefsi emmâredir yani ne yok edilmiştir ne de tanınıp bilinmiştir. Dervişlerdeki ise nefsi emmâreye karşı bilinçlenilmiştir ve nefsi emmârenin yapacağı ataklara karşı önlem alınmıştır.

Şeriat mertebesinde olanlar beşeriyetlerinde olduklarından sevab ve günahta orada geçerli olduğundan günahlarının affını istiyorlar ve kötülüklerinden temizlenmeyi ve bu mertebenin gerçek halini idrak ettikten sonra ebrâr ile yani temizlenmiş iyi hale gelmiş kimselerle birlikte bizi sonlandır diye dua ediyorlar.

Esmâ mertebesinin îmânı, Bakara Sûresi’nin 3. Âyetinde belirtildiği gibi “Elleziyne yu'minune Bil ğaybi” yani “Onlar gayblerine îmân ederler” Âyetidir.

Sıfat mertebesinin imânı ise, imân ehlinden bahsederken “Onlar Rahmân’ın muhabbetlileridir” deniyor.

Dördüncü olarak , Bakara sûresinde 285. Âyette belirtildiği üzere “Amener Rasûlü” yani “Rasül îmân etti” Âyetidir. Efendimizin (s.a.v.) İmânı bir kefeye konsa ve bütün peygamberler dahil gelmiş geçmiş insanların îmânları bir kefeye konsa “Amener Rasûlü” ağır basar. Öyle bir hakikati İlâhiyyeye îmân etti ki o îmân sahasına ondan önce ne bir insan ne bir cin girebildi, çünkü orada zâti tecelli vardır.

Not= Bu hususta daha geniş ilgi (Vahy ve Cebrâîl) isimli kitabımızda mevcuttur dileyen oraya bakılailir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(8)