Âl-i İmrân Sûresi 197. Âyet
آل عمران
Metâ'un kalîlun śümme me/vâhum cehennemu vebi/se-lmihâd(u)
(Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Sonra onların barınağı cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!
Bu, az bir geçimliktir. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!
Bu ayet, dünya nimetlerinin geçiciliğini ve inkarcıların nihai akıbetini vurgulayarak, 'meta''nın azlığını ve 'cehennem'in kötü bir 'mehad' olduğunu dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır. Kavramlar, dünya hayatının aldatıcılığına ve ahiret azabının kesinliğine işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'metâ'' kelimesini, 'faydalanılan şey' olarak tanımlar ve genellikle 'az ve geçici olan' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'metâun kalîl' ifadesi, dünya nimetlerinin kısalığına ve değersizliğine işaret eder. (el-Müfredât, s. 464)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'metâ'' kelimesinin 'dünya malı' veya 'dünya hayatının geçici faydası' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, inkarcıların dünya üzerindeki refahının aldatıcı ve kısa süreli bir 'metâ'' olduğunu vurgular. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 104)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'metâ'' kavramının Kur'an'da genellikle 'geçici zevk' veya 'kısa süreli fayda' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, inkarcıların dünya hayatındaki rahatlığının, ahiretteki azapla karşılaştırıldığında ne kadar önemsiz ve geçici olduğunu göstermektedir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 205)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'me'vâ' kelimesini 'sığınılacak yer, barınak' olarak açıklar. Ayetteki 'me'vâhum cehennem' ifadesi, inkarcıların dünya hayatından sonra sığınacakları ve kalacakları tek yerin cehennem olduğunu, başka bir kaçışlarının olmadığını belirtir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 108)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'me'vâ' kelimesinin 'bir yere dönmek, sığınmak' kökünden geldiğini ve 'kalınacak yer' anlamına geldiğini ifade eder. Ayette, inkarcıların dünya hayatındaki geçici faydalanmalarının ardından varacakları ve ebediyen kalacakları yerin cehennem olduğunu vurgular. (el-Müfredât, s. 74)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'me'vâ'yı 'bir şeyin nihayetinde döndüğü yer' olarak tanımlar. Bu ayette, inkarcıların dünya hayatındaki geçici durumlarının aksine, cehennemin onların kaçınılmaz ve kalıcı 'me'vâ'sı olduğunu belirtir. (el-Külliyyât, s. 864)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'cehennem' kelimesinin Arapça'da 'derin kuyu' anlamına gelen 'cehennem'den türediğini veya yabancı bir kelime olduğunu belirtir. Kur'an'da ise, kafirlerin ve günahkarların cezalandırılacağı azap yurdunun özel ismi olarak kullanılır. Ayette, inkarcıların 'me'vâ'sı olarak zikredilmesi, onun korkunç ve kaçınılmaz bir akıbet olduğunu gösterir. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 108)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'cehennem'in Kur'an'da ahiret azabının en şiddetli ve kapsamlı yeri olarak geçtiğini ifade eder. Bu ayette, dünya hayatının geçici faydalarına aldanan inkarcıların son durağının 'cehennem' olması, dünya ile ahiret arasındaki keskin tezatlığı vurgular. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 2, s. 317)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'cehennem' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'azap yurdu' ve 'cezalandırma mekanı' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayette, inkarcıların dünya hayatındaki geçici refahlarının ardından karşılaşacakları ebedi azabın adı olarak 'cehennem'in zikredilmesi, bu kavramın Kur'an'daki merkeziyetini gösterir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 187)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mihâd' kelimesini 'döşek, yatak' veya 'düzlenmiş yer' olarak açıklar. Ayetteki 'bi'se'l-mihâd' ifadesi, cehennemin inkarcılar için rahat bir yatak değil, aksine azap ve sıkıntı dolu, kötü bir durak yeri olduğunu mecazi bir anlatımla ifade eder. (el-Müfredât, s. 473)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mihâd'ın 'döşek' veya 'beşik' anlamına geldiğini belirtir. Ayette 'bi'se'l-mihâd' denilmesi, cehennemin, dünya hayatında rahatlık arayan inkarcılar için ne kadar kötü ve azap verici bir 'döşek' olacağını vurgular. Bu, dünya nimetlerinin geçiciliği ile ahiret azabının şiddeti arasındaki karşıtlığı pekiştirir. (Umdetü'l-Huffâz, c. 4, s. 222)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mihâd' kelimesinin 'yatak' veya 'döşek' anlamında kullanıldığını ve bu ayette cehennemin kötü bir 'döşek' olarak nitelendirilmesinin, onun azabının şiddetini ve rahatsız ediciliğini mecazi bir dille ifade ettiğini belirtir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 105)
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(197) Metaun kaliylün sümme me'vahüm cehennem* ve bi'sel mihad;
“Bu, az bir geçimliktir. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!” Onlar rahatmış gibi gözüküyor ve siz îmân sahipleri belki biraz zorlanıyorsunuz ama onların sonuçta gireceği yer cehennem sizin gireceğiniz yer cennettir deniyor.