Âl-i İmrân Sûresi 198. Âyet
آل عمران
Lâkini-lleżîne-ttekav rabbehum lehum cennâtun tecrî min tahtihâ-l-enhâru ḣâlidîne fîhâ nuzulen min ‘indi(A)llâh(i)(k) vemâ ‘inda(A)llâhi ḣayrun lil-ebrâr(i)
Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah katından bir konaklama yeri olarak, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(198) (Lâkinilleziynettekav Rabbehüm lehüm cennâtün tecrî min tahtihel enharu halidîne fîha nüzülen min ındillâh* ve mâ ındAllahi hayrun lil ebrar;
“Fakat Rablerinden gereğince korkanlar için
altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklar, Allah katından ağırlanacaklardır. İyiler için Allah katındakiler daha hayırlıdır.” Altlarından ırmaklar akan cennetler o günün çölde yaşayan insanı için çok büyük tasvir, Kûr’ân-ı Kerîm başka bir bölgede gelseydi belki onlara çok câzip gelen bir şeyin olarak tanımı yapılacaktı fakat Cenâb-ı Hakk verdiği vaatten de dönmez yani zâhiren bunların mutlaka karşılıkları olacak. İnsan hangi ortamda olursa olsun kendisinde de mevcut olduğu için tabiatı sever, meselâ hayvanlar ile kendisindeki hayvanlık mertebesinden uyum sağlar, bizde o mertebe olmasa onlar ile hiç ilgimiz olmaz, ki hayvanlarda bizdeki mertebeden dolayı bize yaklaşmaktadır.