İż kâleti-mraetu ‘imrâne rabbi innî neżertu leke mâ fî batnî muharraran fetekabbel minnî(s) inneke ente-ssemî'u-l'alîm(u)
Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" demişti.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(35) (İz kaletimraetü İmrâne Rabbi innî nezertü leKE mâ fî batnî muharreren fetekabbel minnî* inneKE entes Semî'ul'Alîm;) İmrân'ın karısı: "Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin." demişti.
Bu Âyetleri anlayabilmemiz için ya bizlerin o zamana gitmemiz yada o zamanı kendi zamanımıza getirmemiz şarttır, insan aklı bunu yapabilecek ihataya sahiptir.
Ey İseviyyet mertebesini idrak etmek isteyen kimse gözünü ve kulağını aç, bu Âyetler her an taptazedir ve her an gönüllere bu tazelikte inmektedir yeter ki gönlün bunlara açık olsun.
O zamanlar yapılıp bitmiş olan duaya bizdeki İmrân’ın eşi şimdi başlıyor ve o kadar saf bir oluşumla unları diyor.