İnna(A)llâhe rabbî verabbukum fa'budûh(u)(k) hâżâ sirâtun mustakîm(un)
"Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur."
"Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O'na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur".
Bu ayet, Allah'ın rububiyetini ve O'na kulluk etmenin gerekliliğini vurgulayan temel bir inanç ilkesini içermektedir. 'Rab' ve 'abd' köklerinden türeyen kelimeler, yaratıcı-yaratılan ilişkisini ve bu ilişkinin doğal sonucu olan doğru yolu (sırat-ı müstakim) ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Allah lafzı, bütün ilahi isimleri kendinde toplayan ve sadece Hak Teâlâ'ya mahsus olan özel bir isimdir. Ayetteki kullanımı, Hz. İsa'nın (a.s.) tebliğinde vurguladığı gibi, ibadetin yalnızca O'na yöneltilmesi gereken yegâne varlık olduğunu belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Allah ismi, zat-ı vacibü'l-vücuda delalet eden ve bütün kemal sıfatlarını cem eden özel bir isimdir. Bu ayette, Hz. İsa'nın kendi ve muhatapları için ortak Rab olarak Allah'ı tanıtması, tevhid inancının temelini oluşturur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Rab kelimesi, 'sahip olmak, terbiye etmek, ıslah etmek' anlamlarına gelir. Ayetteki 'Rabbî ve Rabbüküm' ifadesi, Allah'ın hem Hz. İsa'nın hem de muhataplarının yaratıcısı, yöneticisi ve rızık vericisi olduğunu, dolayısıyla herkesin O'na kulluk etmesi gerektiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rab, aslen 'terbiye etmek, bir şeyi kemale erdirmek' manasındadır. Allah için kullanıldığında, varlıkları yaratan, besleyen, büyüten ve idare eden anlamını taşır. Ayetteki bu kullanım, Allah'ın evrensel rububiyetini ve bu rububiyetin ibadeti gerektirdiğini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu'ya göre 'Rab', Kur'an'da 'yaratıcı, besleyici, koruyucu, hükmeden' gibi anlamları içeren merkezi bir kavramdır. Bu ayette, 'Rab' kavramı, Allah'ın mutlak otoritesini ve O'na karşı duyulması gereken bağlılığı ve itaati pekiştirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Abd kökünden türeyen 'fa'budûhu', 'O'na itaat edin, O'nun emirlerine boyun eğin' demektir. Ayetteki bu emir, Allah'ın Rab oluşunun doğal bir sonucu olarak, O'na tam bir teslimiyetle yönelmenin gerekliliğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İbadet, 'tevazu ve boyun eğmenin son noktasıdır'. Ayetteki 'fa'budûhu' emri, Allah'ın Rab olarak tanınmasının ardından, O'na karşı gösterilmesi gereken en yüce saygı ve teslimiyet biçimi olan ibadeti emreder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'abd' kökünün 'kölelik, kulluk, itaat' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki 'fa'budûhu' ifadesi, Allah'ın rububiyetine karşılık, insanların O'na karşı tam bir kulluk ve itaat içinde olmaları gerektiğini, bu ilişkinin tek taraflı olmadığını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sırat, 'açık ve geniş yol' anlamına gelir. Ayetteki 'hâzâ sıratun müstakîm' ifadesi, Allah'a kulluk etmenin, yani tevhid inancının ve O'nun emirlerine uymanın, insanı doğru hedefe ulaştıran yegâne yol olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sırat, 'geniş ve düz yol' demektir. Kur'an'da genellikle 'sırat-ı müstakîm' şeklinde kullanılarak, insanı Allah'a ulaştıran, şaşırtmayan ve sapmayan doğru yolu ifade eder. Bu ayette, Allah'a kulluk etmenin bu doğru yol olduğu açıkça belirtilir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Müstakîm, 'istikamet üzere olan, eğriliği olmayan, dosdoğru' demektir. 'Sırat-ı müstakîm' terkibinde, bu yolun hiçbir sapma ve eğrilik içermediğini, insanı kesinlikle doğru hedefe ulaştırdığını vurgular. Ayetteki kullanımı, Allah'a kulluk etmenin bu kusursuz doğru yol olduğunu ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Kavm kökünden türeyen müstakîm, 'doğruluk, denge ve istikrar' anlamlarını taşır. Ayetteki 'sıratun müstakîm' ifadesi, Allah'a ibadet etmenin, hem dünyevi hem de uhrevi anlamda insanı en doğru ve dengeli yola ilettiğini, bu yolun şaşmaz bir rehber olduğunu belirtir.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(51) İnnAllâhe Rabbiy ve Rabbuküm fa'büduh* hazâ sıratun müstekîm;
"Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O'na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur".
İsâ (a.s.) gerçekte nereye çağırıyor, günümüzde ona uymuş olanlar nereye gidiyor.
Rabbi hasınız sizin gerçek Rabbiniz değildir orada kalmayın, Rabb’ların Rabb’ine ulaşın ve O’na ibadet edin deniyor.