Kul sadeka(A)llâh(u)(k) fettebi'û millete ibrâhîme hanîfen vemâ kâne mine-lmuşrikîn(e)
De ki: "Allah, doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim'in dinine uyun. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."
De ki: "Allah doğru söylemiştir. Öyle ise dosdoğru, Allah'ı birleyici olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi".
Bu ayet, Allah'ın doğruluğunu tasdik etmekle birlikte, Hz. İbrahim'in Hanif dinine uymayı emretmektedir. Anahtar kavramlar, doğruluk, tabi olma, din ve şirkten uzak durma ekseninde şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sadaka (صدق) kelimesi, bir sözün veya fiilin gerçeğe uygun olması, hakikati yansıtması anlamına gelir. Ayetteki 'Sadakallahu' ifadesi, Allah'ın bildirdiği her şeyin doğru ve şüphe götürmez olduğunu, vaatlerinin gerçekleşeceğini ve hükümlerinin hak olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sıdk' kavramının Kur'an'da sadece sözün doğruluğunu değil, aynı zamanda niyetin ve eylemin de doğruluğunu kapsadığını belirtir. 'Sadakallahu' ifadesi, Allah'ın mutlak hakikat sahibi olduğunu ve O'nun sözlerinin insanlara yol gösteren nihai doğru olduğunu ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İttebe'a (اتبع) fiili, bir şeyi takip etmek, peşinden gitmek ve ona tabi olmak anlamındadır. Ayetteki 'fettebi'û' emri, Hz. İbrahim'in dinine, yani tevhid inancına ve onun yaşam tarzına uymayı, onu örnek almayı ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ittebâ' fiilinin, bir şeyi izlemek, onun arkasından gitmek ve onun yolunu benimsemek manasına geldiğini belirtir. Burada, Hz. İbrahim'in 'millet'ine, yani dinine ve şeriatına uymak, onun tevhid inancını benimsemek ve şirkten uzak durmak kastedilmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Millet (ملة), bir peygamberin getirdiği din ve şeriat demektir. Ayetteki 'millet-i İbrahim', Hz. İbrahim'in tevhid inancına dayalı, şirkten arınmış, Allah'a teslimiyet esasına dayanan dinini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Millet kelimesi, bir ümmetin veya bir peygamberin takip ettiği yol, din ve şeriat anlamında kullanılır. Hz. İbrahim'in milleti, onun hanifliği, yani her türlü sapkınlıktan uzak, doğru ve hak din üzere olmasıdır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, millet kavramının Kur'an'da genellikle bir peygamberin tebliğ ettiği dinî sistemi ve onun takipçilerinin inanç ve yaşam biçimini ifade ettiğini belirtir. 'Millet-i İbrahim', tevhidin özünü ve şirkten uzak durmayı temsil eden bir yaşam biçimidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hanif (حنيف), eğrilikten doğruya yönelen, batıldan hakka dönen demektir. Hz. İbrahim'in 'hanif' olarak nitelendirilmesi, onun putperestlikten ve her türlü şirkten yüz çevirip sadece Allah'a yöneldiğini, tevhid inancını benimsediğini gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hanif, doğru yola meyletmiş, batıl dinlerden uzaklaşmış, hakka yönelmiş kimsedir. Ayetteki 'hanifen' ifadesi, Hz. İbrahim'in tevhid inancına olan bağlılığını ve şirkten tamamen arınmışlığını vurgular, müminlere de bu yolda olmalarını öğütler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hanif' kavramının Kur'an'da özellikle Hz. İbrahim ile ilişkilendirildiğini ve onun putperestlikten uzaklaşarak tek Tanrı inancına yönelişini ifade ettiğini belirtir. Bu, İslam'ın özünü oluşturan tevhidin bir sembolüdür.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Şirk (شرك), Allah'a ortak koşmak, O'nunla birlikte başka ilahlar edinmek veya O'nun sıfatlarını başkalarına atfetmektir. Müşrikler ise bu fiili işleyenlerdir. Ayette Hz. İbrahim'in müşriklerden olmaması, onun tevhid inancının safiyetini ve şirkten tamamen uzak olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'şirk' kavramının Kur'an'da Allah'ın birliğine zıt olan her türlü inanç ve eylemi kapsadığını belirtir. 'Müşrikîn' ise bu inanç ve eylemleri benimseyenlerdir. Ayet, Hz. İbrahim'in bu tür bir inançtan tamamen uzak olduğunu vurgulayarak, müminlere de şirkten sakınmayı emreder.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(95) (Kûl sadakAllahu, fettebiu millete İbrâhîme haniyfa* ve mâ kâne minel müşrikîn;
“De ki: "Allah doğru söylemiştir. Öyle ise dosdoğru, Allah'ı birleyici olarak İbrâhîm'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi."