İçeriğe atla
Rûm 11Cüz 21 · Sayfa 405

Rûm Sûresi 11. Âyet

الروم

Sohbete sor

(A)llâhu yebdeu-lḣalka śümme yu'îduhu śümme ileyhi turce'ûn(e)

Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. Sonra da yalnız O'na döndürüleceksiniz.

Rûm Sûresi

Âlem her an benzer bir halk ediliş içindedir. Bir an var, bir an yok hükmü içinde ila ahir bu devam etmetedir. Hay ve Hû esmalarının bu değişimi ile olan hızlı süreçte insan gözü bunu fark edemez. Sanki âlem devamlı ayakta durmakta olduğunu zannetmeye sebep olur.

Tûr sûresinden o’na döndürülüş hakkında ölüm hakkındaki bilgi, bizler için faydalı olacaktır. Daha önce âyet sayısal numarasına bakacak olursak 30+11= 41 dir. (41) ise ravza-i mutahharada cennet’ül baki kabristanına açılan kapının ismidir. Belki zahiri ziyarete Selâm kapısında girip, bu kapıdan çıkmak 10 dakikalık bir işitir. Ama bir salik bâtında irfani eğitim ile bu mesafeyi 15-20 senede kateder.(Murat Derûni)


Ölüm yaşantısını tatmış (21/35) olan kişinin ilk (7) nci gününün gecesinin, arkasından (40) ncı gününün gecesinin ve onun da arkasından (52) nci gününün gecesinin, ihya edilmesinin sebepleri üzerinde kısaca durmakta yarar olacağı açıktır.

Her ne kadar bazı kimseler bu hususta bunların yersiz olduğunu söyleyip dursalar da, gerçek onların dedikleri gibi değildir. Yapanlar ne kaybederler, yapmayanlar ise ne kazanırlar veya tam tersini düşünelim, Yapanlar ne kazanırlar ve kazandırırlar, yapmayanlar ise neler kaybeder ve kaybettirirler. Bunların nefsin tesiri altında kalmadan değerlendirilmesi lâzımdır.

Kişi son nefesini verip ölümü tattığı (21/35) zaman, yok olmuş değil, başka bir âleme geçmiş olmaktadır ve bizim şu an bilemediğimiz bir âlemde, nefsi ile yaşamına devam etmektedir. Kabre konulan ise, o kişinin hakikati ile uzun süre ünsiyet etmiş, beraber yaşadığı bedeni, toprak evi ve heykelidir. O vücut toprak olduğundan, geldiği anasına gidecektir.

Ancak o toprak bedenin içinde, o kişinin hakikatiyle yaşadığı, oldukça uzun bir süreç vardır, bu süreç içinde kendisine verilmiş olan, sıfatı İlâhiyye ve Esma-i İlâhiyye ile bir ömür boyu müşterek yaşam içinde olmuş ve her şeyini o sıfat ve isimlerle yürütmüştür. Yani bu sıfat ve isimlere, çok büyük vicdan borcu vardır. Kişi bunun farkındadır veya değildir, ancak mutlak surette bunları nerede ve nasıl kullandığı hakkında sorumludur-sorula-caktır.

İşte her bir insan türünde “sıfat-ı subutiye” Hakkın (7) sıfatı, “Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelâm, Semi, Basar” ve Âdem (a.s.) talim ettirilip öğretilen (99) ve sonsuz olan esma-i İlâhiyyenin tamamı mevcuttur.

İşte ölüm, tabir edilen hâl ile kişinin elinden alınan, fiziki yaşamı neticesinde, ruhun bedeninden çıkması ile bahsi geçen Esma-i İlâhiyyelerin de son bölümleri o bedenden çıkmaya başlar. Kabre konan o beden için ve o bedenin içinde uzun seneler kalmış olan ruh için, sırayla yedi gece dualar okunur. İşte baştan başlalayarak ilk geceden itibaren yedi gecede, yedi Sıfatı subutiyenin bakıyesi o bedenden tamamen çıkmış olur, işte yapılan yedi gece duaları, o sıfat-ı subutiyeyi, kalıp olarak kalmış olan o bedenden, uğurlama töreni, ayrıca nefsin yeni yerine alıştırma ve ona yardımcı olma çabalarıdır.

(40) ıncı geceye gelindiği zaman ise, gene aynı şekilde kabre konan o cesette kalan bakiye, (40) esma-i İlâhiyyenin de, aynı şekilde o bedenden uğurlanması ve yeni âlemine aktarılmış olan nefsinde, gene kendisine kendi âleminde yaşam takviyesi yapmak içindir.

(52) nci gece ise, o bedende kalan bütün esma-i İlâhiyyenin, tamamının o bedenden uzaklaşmasının uğurlanmasıdır. Böylece artık o beden tamamen madde haline dönüşmüş olur. Böylece, (7+40+52=99) eder ki bu (52) nci gece kendi bünyesinde esma-i İlâhiyyeyide cem etmiş olmaktadır.

Yani varlık (52) nci gecede zahir ve batın tamamen göz önünden kalkmış, tam bir fenâfillâh hükmüne girmiştir. Heva yıldızı da tamamen sönmüştür.

İşte (52) nci gecenin sabahında, güneş yeniden doğduğunda, yeni bir hayat ve Mi’rac yolculuğu da başlar, bu oluşumunda mahalli (53) üncü gündür, bunun ne olduğunu ve (52) ile (53) arasında nasıl mutlak bir bağ olduğunu ben söylemeyeyim sizler düşünün. Sistemimizin nasıl sağlam bir zemine dayandığı da açık olarak görülmektedir.

Böylece (52) gecede fenâfillâh hükmüne girmiş olarak, (53) sabahında yeni bir güne doğan ma’nâyı Nusretiyye bakabillâh olarak (53) ün, seyrinde devam etmektedir.[20]

“ İz- -T-B- ”