Vekâle-lleżîne ûtû-l'ilme vel-îmâne lekad lebiśtum fî kitâbi(A)llâhi ilâ yevmi-lba'ś(i)(s) fehâżâ yevmu-lba'śi velâkinnekum kuntum lâ ta'lemûn(e)
Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: "Andolsun, siz, Allah'ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz."
Kendilerine ilim ve iman verilenler de şöyle diyecekler: "Andolsun ki, Allah'ın kitabında takdir edilmiş olan tekrar dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, dirilme günüdür. Fakat siz bunu bilmiyordunuz.
Bu ayet, kıyamet gününde ilim ve iman sahiplerinin, inkarcılara hitaben, dünyada kalış sürelerinin ve dirilişin kaçınılmazlığını vurguladıkları bir sahneyi tasvir etmektedir. Anahtar kavramlar, bilginin, imanın, kalış süresinin ve dirilişin semantik derinliklerini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim, bir şeyin hakikatini idrak etmektir. Bu ayetteki 'ilim', Allah'ın ayetlerini ve vaatlerini bilme, ahiret gerçeğini anlama ve bu bilgiye dayanarak iman etme anlamındadır. Bu, sadece dünyevi bilgi değil, aynı zamanda gaybi gerçeklere dair bir idraktir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzitsu'ya göre 'ilm', Kur'an'da genellikle 'bilgi'den öte, 'hakikatin idraki' ve 'gerçeğin kavranması' anlamında kullanılır. Bu ayette, Allah'ın vaatlerinin ve kıyametin gerçekliğinin ilahi bir lütuf olarak idrak edilmesi söz konusudur. Bu bilgi, imanı pekiştiren ve ahiret bilincini artıran bir nitelik taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman, kalbin tasdiki ve dilin ikrarı ile gerçekleşen bir güven ve emniyet halidir. Ayette 'ilim ve iman verilenler' ifadesi, bu iki kavramın birbirini tamamladığını gösterir; ilim, imanın temelini oluşturur ve iman, ilmin gerektirdiği teslimiyeti sağlar. Bu bağlamda iman, ahiret gününe ve Allah'ın vaatlerine olan kesin inancı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzitsu, 'iman'ı Kur'an'da sadece bir inanç olarak değil, aynı zamanda bir 'güven' ve 'teslimiyet' olarak ele alır. Bu ayetteki iman, kıyamet gününün ve Allah'ın hükmünün kaçınılmazlığına dair tam bir güveni ve bu gerçeğe teslimiyeti ifade eder. İman sahipleri, bu gerçeği ilimle idrak etmiş ve kalben tasdik etmişlerdir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Lebise fiili, bir yerde ikamet etmek, durmak ve kalmak anlamlarına gelir. Ayetteki 'lebishtum', dünyada geçirilen süreyi ve kabirde bekleyişi ifade eder. İlim ve iman sahipleri, inkarcılara, Allah'ın takdir ettiği süre boyunca dünyada ve kabirde kaldıklarını hatırlatırlar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'lebishtum' kelimesinin, bir yerde uzun veya kısa bir süre kalmayı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, 'Allah'ın kitabında' yani Allah'ın takdirinde belirlenmiş olan, diriliş gününe kadar süren bekleyişi mecazi olarak anlatır. Bu, dünyadaki yaşam süresini ve ölümden sonraki berzah âlemindeki bekleyişi kapsar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kitap kelimesi, yazılı metin anlamının yanı sıra, Allah'ın takdirini, hükmünü ve ezelî ilminde kayıtlı olan her şeyi ifade eder. Bu ayette 'kitâbillâh', Allah'ın ezelî ilminde belirlenmiş olan, kıyamet gününe kadar sürecek olan zaman dilimini ve bu sürenin kesinliğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kitap' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'kitâbillâh', Allah'ın takdirini, kaderini ve evrensel yasalarını ifade eder. İlim ve iman sahipleri, inkarcılara, dünyada kalış sürelerinin ve dirilişin Allah'ın ezelî takdirinde yazılı olduğunu hatırlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ba's, bir şeyi harekete geçirmek, uyandırmak ve yeniden diriltmek anlamlarına gelir. Kur'an'da özellikle 'yevmü'l-ba's' (diriliş günü) terkibiyle, ölülerin kabirlerinden çıkarılıp hesap için toplanması anlamında kullanılır. Bu ayette, inkarcıların inkar ettiği, ancak ilim ve iman sahiplerinin kesin olarak bildiği ahiret gerçeğinin merkezindedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzitsu, 'ba's' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini vurgular. Bu, sadece fiziksel bir diriliş değil, aynı zamanda ilahi adaletin tecelli edeceği, herkesin amellerine göre karşılık bulacağı bir yeniden başlangıçtır. Ayetteki 'yevmü'l-ba's', inkarcıların reddettiği, ancak kaçınılmaz olan bu nihai gerçeği işaret eder.
Rûm Sûresi
Siz bilmiyordunuz. Hakk’ın ilmine vakıf değil nefsini vehimi kuruntusu içindeydiniz. (Murat Derûni)