Mâ ḣalkukum velâ ba'śukum illâ kenefsin vâhide(tin)(k) inna(A)llâhe semî'un basîr(un)
(Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz, ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Sizin yaratılmanız da tekrar diriltilmeniz de ancak bir tek nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Gerçekten Allah her şeyi işitir ve görür.
Lokmân Suresi'nin 28. ayeti, yaratılış ve yeniden dirilişin Allah için tek bir nefsin yaratılması kadar kolay olduğunu vurgulayarak Allah'ın kudretini ve ilmini ortaya koymaktadır. Ayet, 'yaratma', 'diriltme', 'nefis', 'işitme' ve 'görme' gibi temel kavramlar üzerinden Allah'ın mutlak gücünü ve her şeyi kuşatan bilgisini anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Halk (خلق) kelimesi, bir şeyi takdir etmek ve onu yoktan var etmek anlamlarına gelir. Ayetteki 'halkukum' ifadesi, insan türünün başlangıçtaki yaratılışını ve Allah'ın bu yaratılıştaki eşsiz kudretini vurgular. Allah'ın yaratması, bir örneğe bağlı olmaksızın, mutlak bir var etme fiilidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Halaka (خلق) fiili, bir şeyi icat etmek, var etmek demektir. Ayetteki 'halkukum' ifadesi, insanların ilk yaratılışını ifade eder ve Allah'ın bu yaratılışta hiçbir şeye muhtaç olmadığını, aksine her şeyi kendi iradesiyle var ettiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'halk' (خلق) kavramı, Allah'ın mutlak yaratıcı gücünü ifade eder. Bu, sadece var etme değil, aynı zamanda varlıkları belirli bir ölçü ve düzen içinde yaratma anlamını da taşır. Ayetteki 'halkukum', Allah'ın insanı en mükemmel biçimde yaratma kudretine işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ba's (بعث) kelimesi, bir şeyi uyandırmak, göndermek veya ölümden sonra diriltmek anlamlarına gelir. Ayetteki 'ba'süküm' ifadesi, kıyamet gününde insanların yeniden diriltilmesini ve Allah'ın bu diriltme fiilindeki mutlak gücünü anlatır. Bu, ilk yaratılış kadar kolay bir fiildir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Ba's (بعث), bir şeyi harekete geçirmek, uyandırmak ve ölümden sonra canlandırmak demektir. Ayetteki 'ba'süküm', Allah'ın ölüleri diriltme kudretini vurgular ve bu fiilin, tek bir nefsi diriltmek kadar kolay olduğunu ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Ba's (بعث) kavramı, Kur'an'da genellikle ölümden sonraki dirilişi ifade eder. Bu ayette, Allah'ın tüm insanlığı yeniden diriltmesinin, tek bir kişiyi diriltmek kadar kolay olduğu belirtilerek, Allah'ın kudretinin sınırsızlığına dikkat çekilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nefs (نفس) kelimesi, bir şeyin kendisi, özü, ruhu veya canı anlamlarına gelir. Ayetteki 'kenefsin vâhidah' (tek bir nefis gibi) ifadesi, Allah'ın tüm insanlığı yaratma ve diriltme kudretinin, tek bir bireyi yaratma ve diriltme kudretinden farksız olduğunu anlatır. Bu, Allah için niceliğin bir fark yaratmadığını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Nefs (نفس), bir şeyin hakikati ve zatıdır. Ayetteki 'nefsin vâhidah' ifadesi, Allah'ın kudretinin büyüklüğünü vurgulamak için bir benzetme olarak kullanılmıştır. Tüm insanlığın yaratılışı ve dirilişi, Allah için tek bir canlının yaratılışı ve dirilişi kadar kolaydır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'nefs' (نفس) kavramı, bireysel varlığı, canı ve benliği ifade eder. Bu ayette, 'tek bir nefis' benzetmesiyle, Allah'ın yaratma ve diriltme gücünün mutlak ve sınırsız olduğu, bu fiillerin O'nun için hiçbir zorluk taşımadığı vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Semî' (سميع) kelimesi, işiten demektir. Allah'a nispet edildiğinde, O'nun her şeyi işittiğini, hiçbir sesin, fısıltının veya duanın O'ndan gizli kalmadığını ifade eder. Ayetteki 'Semî'un' ifadesi, Allah'ın yaratılış ve dirilişle ilgili her şeyi bildiğini ve duyduğunu, dolayısıyla bu fiillerin O'nun için kolay olduğunu pekiştirir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semî' (سميع), Allah'ın sıfatlarından olup, O'nun tüm sesleri, gizli ve açık her şeyi işittiğini gösterir. Bu ayette, Allah'ın yaratma ve diriltme konusundaki mutlak kudretinin yanı sıra, kullarının durumlarını ve dualarını da işittiği vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Basîr (بصير) kelimesi, gören demektir. Allah'a nispet edildiğinde, O'nun her şeyi gördüğünü, hiçbir şeyin, en ince ayrıntının dahi O'ndan gizli kalmadığını ifade eder. Ayetteki 'Basîrun' ifadesi, Allah'ın yaratılış ve dirilişin tüm detaylarını bildiğini ve gördüğünü, bu nedenle bu fiillerin O'nun için zor olmadığını belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Basîr (بصير), Allah'ın sıfatlarından olup, O'nun her şeyi, en küçük zerreye kadar gördüğünü ifade eder. Bu ayette, Allah'ın yaratılış ve dirilişin tüm aşamalarını ve sonuçlarını bildiği ve gördüğü, dolayısıyla bu fiillerin O'nun için mutlak bir kolaylık taşıdığı vurgulanır.
Lokmân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(٣١.٢٨)
~~31.28~
مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ اِنَّ اللّٰهَ سَمٖيعٌ بَصٖيرٌ
~ ~ ~
Kuranı Kerim Türkçe okunuş:
31.28 - Mâ halkukum ve lâ bağsukum illâ kenefsiv vâhıdeh, innallâhe semîum basîr.
Diyanet Meali:
31.28 - (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz, ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
31.28 - Sizin yaratılmanız da, ba'solunmanız da ancak tek bir nefis gibidir. Hakıkat Allah, semîdir basîrdir.
(214-2-Gökyüzü İnsanları araştırması-sayfa-27-)den aynı ayetin aktarımı. “ İz- -T-B- “
Kuranı Kerim Türkçe okunuş:
31.28 - Mâ halkukum ve lâ bağsukum illâ kenefsiv vâhıdeh, innallâhe semîum basîr.
Diyanet Meali:
31.28 - (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz, ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
31.28 - Sizin yaratılmanız da, ba'solunmanız da ancak tek bir nefis gibidir. Hakıkat Allah, semîdir basîrdir
NOT= Halaka tek-nefs, yaratma.
İslâm Ansiklopedisi. T.D.V.
100’ü aşkın âyette “ca‘l” masdarından isim ve fiiller yer almıştır. En‘âm sûresinin ilk âyetinde Allah’ın gökleri ve yeri yaratması için “halaka”, karanlıklarla ışığı yaratması için “ceale” fiilinin kullanılması bu iki kavramın aynı anlamı içerdiğini gösterir. Şevkânî’nin yorumuna göre âyette önce, “Gökleri ve yeri yarattı” ifadesiyle cevherlerin, ardından -cevherler arazsız olamayacağı için- “Karanlıkları ve ışığı yarattı” ifadesiyle arazların yaratılışına işaret edilmiştir
Görüldüğü gibi bu anlayıştada “Halaka- yaratma.” Kelimesi ile yorumlanmıştır. Bence bu husus biraz kolaycılığa girdiği için, genelde benzeri durumlar içinde hep “yaratma” sözcüğü-kelimesi kullanılmıştır.
Aslında, geçmiş sayfalarda da bahsedildiği gibi, bu alemlerde “yaratma-yoktan varetme” diye bir husus söz konusu değildir. Alemin batını Hakk, zahiri halktır. Yani “yaratılan-yoktan varedilen” bir şey yoktur. Batında olanların vakti geldiğinde zahir ismi ile zuhura gelip halk ismini almasıdır. Geçmiş sayfalarda izahı yapılmıştı. T.B.
(Ey insanlar!) “Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz, ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir.” Gene görüldüğü gibi, tek kişiyide halketmek, hepinizide halketmek, tek kişiyi halketmek kadar kolaydır. Böyle olunca Gökyüzünde olan “İnsan-sülâle-dabbe” varlıklarını halketmiş olması, kendisi için zor olmayan bir durum olduğunu, ayet-i kerîme bizlere açık olarak anlatmaktadır. “ İz- -T-B- “