İçeriğe atla
Lokmân 29Cüz 21 · Sayfa 414

Lokmân Sûresi 29. Âyet

لقمان

Sohbete sor

Elem tera enna(A)llâhe yûlicu-lleyle fî-nnehâri veyûlicu-nnehâra fî-lleyli veseḣḣara-şşemse velkamera kullun yecrî ilâ ecelin musemmen veenna(A)llâhe bimâ ta'melûne ḣabîr(un)

Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.

Lokmân Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Kuranı Kerim Türkçe okunuş:
31.29 - Elem tera ennallâhe yûlicul leyle fin nehâri ve yûlicun nehâra fil leyli ve sehharaş şemse vel gamer, kulluy yecrî ilâ ecelim musemmev ve ennallâhe ve bimâ tağmelûne habîr.

Diyanet Meali:
31.29 - Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.

-------------------

Görüldüğü gibi ayet-i kerimedeki ifadeler, Rahmaniyyet mertebesinden insanlığa, Peygamberimiz tarafından kudret-i İlâhiyye bilgilerinin aktarılmasıdır.

Görmedin mi ki,? ifadesiyle Rahmaniyyet mertebesi müşahede ehli olmamızı ve konuları bu anlayışla değerlendir-memizi açık olarak ikaz etmektedir. Hergün yaşadığımız, gözümüzün önünde cereyan eden hadiseleri hep aynı şekilde, adeta sonsuz haliyle devam etmesinden dolayı, indimizde bir değeri olmadığı günlük bayağı hadiseler gibi yaşandığının bile farkında değiliz. Eğer müşahede ehli olup gözümüzün önünde hergün cereyan eden hadiselerin nekadar muazzam ve mükemmel hadiseler olduğunu görmeye başladığımızda dünya-arz ismini verdiğimiz üzerinde yaşadığımız yuvarlak madde topun da fezada dönüp-yüzüp durduğunu bu gezegene dışardan bakanların görüşleriyle, bizlerde onlara göre gökyüzü sülâle- insanları olduğumuzu değerledirecek-lerdir.

Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor.

Kudretullah ile gece ve gündüz yok olmuyor, birbirinin içine giriyor yani, geceyi bâtın haline dönüştürüp gündüz olarak zâhire çıkartıyor. Diğer taraftan zâhir olan gündüzü de bâtın olan gecenin içine sokuyor, böylece aynı yer bir itibar ile gece bir itibar ile gündüz ismini alıyor. Görüldüğü gibi asli olarak ne gündüz vardır ne gece, bunların ikiside izafi isim almaktan başka bir şeyler değildir.

Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir.

Kudret-i İlâhiyye bütün alemlerde tasarruf sahibi olduğu gibi göneşte, ayda O’nun kanunlarına boyun eğmiş ve gene kendilerine tanınan süre kadar yörüngelerinde yüzmelerine devam edeceklerdir.

Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider.

Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.

Hem dünya gezegeninde yaşayan bizim sülâle ümmeti-mizin, ve diğer gökyüzü insan sülâlelerinin işlediklerinden haberdardır çünkü zaten bizlerle ve onlarla da beraberdir.

Gönül göğünde de aynen bunlar olup yaşanmaktadır.

“ İz- -T-B- “


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)