Elif-Lâm-Mîm
Elif Lam Mim.
Elif, Lâm, mim.
Secde Suresi'nin ilk ayeti olan "Elif, Lam, Mim" (الٓمٓ), Hurûf-u Mukattaa olarak bilinen harflerden oluşmaktadır. Bu harfler, Kur'an'ın mucizevi yapısına işaret eden, anlamı sadece Allah tarafından bilinen sembolik ifadelerdir ve dilbilimsel olarak doğrudan bir kelime anlamı taşımazlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb el-İsfehânî, Hurûf-u Mukattaa'nın, Kur'an'ın i'cazına (mucizevi oluşuna) delalet ettiğini ve bu harflerin, Arapların kullandığı harflerden oluşmasına rağmen, onlara benzer bir söz söyleyememelerinin bir meydan okuma olduğunu belirtir. Bu harflerin tek tek anlamları yerine, bir bütün olarak Kur'an'ın ilahi kaynağına işaret ettiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, Hurûf-u Mukattaa'yı Kur'an'ın mecazî ifadeleri arasında değerlendirir. Bu harflerin, Kur'an'ın başlangıcında yer almasının, dinleyicinin dikkatini çekmek ve Kur'an'ın eşsiz üslubuna hazırlamak gibi bir işlevi olduğunu ima eder. Doğrudan bir kelime anlamı yerine, edebi ve retorik bir amaca hizmet ettiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Hurûf-u Mukattaa'nın semantik analizini yaparken, bu harflerin Kur'an'ın 'kutsal dil' karakteristiğini güçlendirdiğini öne sürer. Bu harflerin, Kur'an'ın insan sözünden farklı, ilahi bir kökene sahip olduğunu vurgulayan 'işaretler' olduğunu belirtir. Anlamlarının kapalı olması, Kur'an'ın derinliğini ve sırrını pekiştirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, Hurûf-u Mukattaa'nın kelime anlam bilgisi açısından doğrudan bir karşılığı olmadığını, ancak Kur'an'ın genel semantik alanında önemli bir yere sahip olduğunu ifade eder. Bu harflerin, Kur'an'ın ilahi mesajının başlangıcında yer alarak, metnin kutsallığını ve benzersizliğini vurgulayan bir 'giriş' işlevi gördüğünü belirtir.
Secde Sûresi
Ayetin Kaynağı: Sıfat, Rahmaniyet Mertebesidir.
Kur'an-ı Kerim'in 29 suresinin başında yer alan ve tekil harfler halinde okunan özel harf gruplarına "Hurûf-u Mukattaa" (حُرُوف مُقَطَّعَة) adı verilir. Arapça'da "kesik harfler" veya "ayrı ayrı harfler" anlamına gelen bu ifade, bu harflerin bir kelime oluşturacak şekilde birleştirilmeden, her birinin kendi adıyla (Elif, Lâm, Mîm gibi) telaffuz edilmesinden kaynaklanır. Bu harfler, Kur'an'ın müteşâbih (anlamı tam olarak bilinmeyen, yoruma açık) ayetlerinden kabul edilir ve İslam alimleri tarafından üzerinde çokça durulmuş bir konu olarak öne çıkar.
Bulunduğu Sureler ve Harfler Hurûf-u Mukatta’a, bir harften beş harfe kadar ayetlerde yer almıştır ve 14 farklı harfin (elif, hâ, râ, sîn, sâd, tâ, ayn, qâf, kâf, lâm, mîm, nûn, hê, yâ) tekrarıyla oluşur bu Nuru Muhammediye işarettir. Bu harflerin yer aldığı sureler şunlardır:
Tek Harfliler
Bu grupta 3 sure bulunmaktadır:
ص (Sâd): Sâd Suresi
ق (Kâf): Kâf Suresi
ن (Nûn): Kalem Suresi İki Harfliler
Bu grupta 10 sure bulunmaktadır:
(Tâ-Hâ): Tâhâ Suresi (Tâ-Sîn): Neml Suresi (Yâ-Sîn): Yâsîn Suresi (Hâ-Mîm): Mü'min, Fussilet, Zuhruf , Duhân , Câsiye , Ahkâf Sureleri
Üç Harfliler
Bu grupta 13 sure bulunmaktadır:
(Elif-Lâm-Mîm): Bakara, Âl-i İmrân, Ankebût, Rûm, Lokmân, Secde Sureleri (Elif-Lâm-Râ): Yûnus , Hûd , Yûsuf , İbrâhîm , Hicr Sureleri (Tâ-Sîn-Mîm): Şuarâ , Kasas Sureleri Dört Harfliler
Bu grupta 2 sure bulunmaktadır:
(Elif-Lâm-Mîm-Sâd): A'râf Suresi (Elif-Lâm-Mîm-Râ): Ra'd Suresi Beş Harfliler
Bu grupta 2 sure bulunmaktadır:
(Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd): Meryem Suresi (Hâ-Mîm, Ayn-Sîn-Kâf): Şûrâ Suresi
Bu açıklamadan sonra konumuz olan Elif Lam Mim ayetinin İrfani açıdan değerlendirmesine İz-Terzibaba Lokman Suresi Sayfa 10-11’den bir alıntı yaparak devam edeceğiz;
NOT= Bu sure-i şerifte bir konuyu idraklerinize sunmaya çalışacağım. O’da Ayet-i kerimelerin hangi mertebeden ve hangi makamdan iletildiğidir. Ancak genel olarak baktığımızda Kur’an-ı kerim baştan sona “Kelâmullah” Allah’ın kelâmıdır. Ama bütün Ayet-i kerimeler zat mertebesinden ifade edilmemektedir.
Ayet-i kerimlerin bazıları şeriat mertebesinden, bazıları tarikat mertebesinden, bazıları hakikat mertebesinden, bazıları ise marifet mertebesin ifade edilmekte oranın bilgileri verilmektedir.
Diğer bir tarifle, Ayet-i kerimlerin bazıları ef’al mertebesinden, bazıları esma mertebesinden, bazıları sıfat mertebesinden, bazıları ise zat mertebesinden ifade edilmekte oranın bilgileri verilmektedir.
Bir hadisi şeriflerinde, Peygamber efendimiz.
Kur’an-ın “zahir, batın, had, matla" olmak üzere dört mertebesi vardır. Buyurmuşlardır.
Bu hususta internetten alınan kısa bilgide şöyle denmektedir.
Hadiste belirtilen "zahir, batın, had, matla" ifadeleri tevile açıktır. Bazıları "zahiri tilavet, batını fehim, haddi helal ve haram, matlaı vaad ve vaid gibi esrarıdır" şeklinde tevil etmişlerdir. (Süyûti, el- Itkan, II, 1220; Zerkeşi, II, 154) Bu hususta bizim kanaatımız ise, "Zahir, dış-ef’al-şeriat, mertebesi. Batın, iç-tarikat-esma mertebesi. Had, hudutları- hakikat-sıfat mertebesi. Matla-ı doğduğu tuluğ ettiği kaynağı marifet- zat mertebesi" ni ifade etmektedir.
Ayet-i kerimelere bu yönleri ile de bakarak “Kur’an-ı Kerim’de ki yolculuğumuzu sürdürmeye çalışacağız.
Şimdi bu ölçüler içinde tekrar, (32/1- Elif Lâm Mîm Muhteşem manalarını bizlere kim okuyor veya bildiriyor? Biraz düşünelim.
Aslında bunları okuyan, dile ve sese dönüştürüyor, ancak bunları bize kim bildiriyor? Diye düşünmemiz gerekiyor.
Elif Lâm Mîm, Konuyu biraz düşünürsek çok iyi olacaktır. İşte gerçek Kur’an okumak Ayet-i kerime’lerin evvela mertebelerinin tespiti olması lazım gelecektir.
Bahsi geçen Elif Lâm Mîm Ayetini bizlere hakikat-sıfat-Rahmaniyet mertebesinden kelâm sıfatıyla okuyan, Rahmandır. “ İz- -T-B- ” Konu ile ilgili olarak KÛR’ÂN-ı KERÎM’de YOLCULUK Terzi Baba Necdet Ardıç. (40) Ali İmran SÛRESİ Sayfa 6-7 kitabından bir alıntı yapalım Bazı Âlimler bu harflere huruf-u mukatta’a (kat’i harfler) demişler yani Hz. Allah ile Hz. Rasûlûllâh arasında şifredir bunlar demişler ve birçokları hakikatini Allah bilir diyerek üzerinde çok fazla durmamışlardır, fakat Ehlullah’tan bazılarıda bunlara değişik mânâlar vermişlerdir, en geniş anlamda şöyledir:
Elif: (ا) Ahadiyyet mertebesidir, Elif (ا) meydana gelmişse tecelli olmuş demektir, o tecelli de A’mâ’dan çıkan ilk tecellidir. Ahadiyyet mertebesinin ilk tecellisinin özelliği ise, Cenâb-ı Hakk’ın halinin orada hûviyeti ve inniyeti (benliği) yönüyle biliniyor olmasıdır. Nasıl ki bizim nüfus cüzdanlarımız küçük fakat her şeyimiz onun içinde, kaynağımız içinde, işte Cenâb-ı Hakk’ın inniyyeti ve hûvviyyetiyle zuhurda olduğu yer de Ahadiyyet mertebesidir. On iki noktadan meydana gelmektedir, bunların yedi tanesi “etturu seb’a (yedi tur)” yani yedi nefis mertebesi, beş tanesi hazerat-ı hamse yani beş hazret mertebesidir.
Lâm: (ل) Lâhut, Ulûhiyyet âlemi yani bütün bu âlemlerdir. On iki noktadan meydana gelen Elif harfinin kıvrımıdır, yani aslı Elif’tir.
Mim: (م) Hakkikat-i Muhammedi’dir. Mim harfi de aynı şekilde bir göz ve bir kuyruk yapılmış Elif harfidir. Ahadiyet mertebesinin tecellisi Ulûhiyyet mertebesi, Ulûhiyyet mertebesinin tecellisi Hakkikat-i Muhammedîyedir, yani hamd mertebesidir.
Elif, Lâm, Mim ’in bu âlemlerin şifresi yani âlemlerin koordinatları olduğunu söyleyen âlimler olmuştur, bu söylem şu anda henüz tespit edilmiş değildir fakat bir gün gelecek bu da tespit edilecektir. Kûr’ân-ı Kerîm’in bütün mânâlarıyla beraber her şeyi ortaya çıkmış değildir, zâhiri ilimler yani teknik ilerledikçe, insândaki bilgi ilerledikçe, fezada yeni keşifler oldukça, Kûr’ân-ı Kerîm’in Âyetlerinde okuduğumuz Âyetler için, evet bu bunu ifade ediyormuş diyerek müşahede haline geçiliyor, bu sayede bilgimiz daha da güçleniyor. Elif, Lâm, Mim’in İnsân-ı Kâmil’in bir ismi olduğu da söylenmiştir, doğrudur, çünkü bütün bu âlemler insân ismi altında hâlkedildi ve İnsân-ı Kâmil bütün bu âlemlerin aldığı isimdir. “ İz- -T-B- ” Muhiddin İbn Arabi Hz. lerinin Kûr’ân Tefsirinde bu Âyet hakkında yaptığı tefsir şöyledir:
“Elif. Lâm. Mîm.” Sûrenin başındaki bu üç harf ile bütün olarak varlığa işaret ediliyor. Çünkü “Elif”, daha önce değindiğimiz gibi ilk varlık olan Zât’a işarettir. “Lâm”,Cebrâil olarak adlandırılan faal akla işarettir. Faal akıl, ara varlıktır; varlığın başından feyiz alır, varlığın sonuna feyiz verir. “Mîm” ise, varlığın sonunu temsil eden Hz. Muhammed’e işaret eder. “O Kitab…” Daire onunla tamamlanır ve başı ile birleşir. Bu yüzden Hz. Muhammed (s.a.v.), Hatemdir, mühürdür, sondur. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Zaman döndü dolaştı, yüce Allah’ın semaları ve arzı yarattığı ilk güne ulaştı.”